Prof. Dr. Bünyamin Duran IUR de Dindarlar arası Diyaloğu anlattı Yazdır E-posta
Yazar ..::GencAdam..::   
Diyalog konusunda  Müslüman alimlerden Gazali ve Bediuzzaman’in yaklaşımları çok önemli
Kultur Haftasi cercevesinde Universitemiz Ogretim Uyesi Prof. Dr. Bunyamin Duran 21 Mart saat 19.00 da Kur’án, ve Sunnet’te Dindarlararasi Diyalog adi altinda bir konferans verdi. Duran konferansina bazi sorular sorarak basladi: Diyalogdan Hiristiyanlar neyi amacliyorlardi, kilise ve Hiristiyan teologlara gore diyalog bir misyonerlik faaliyeti mi yoksa karsilikli birbirini anlama ve ogrenme faaliyeti miydi? Duran bu soruya Hollandali Katolig teolog Dr. Pim Valkenberg’in konuyla ilgili kitabindan alintilar yaparak cevap vermeye calisti. Kilise cevrelerine gore diyalog bir misyonerlik faaliyeti idi, ama genellikle teologlara gore Musluman ve Hiristiyanlarin birbirini anlama ve ortak projeler etrafinda musterek calisma faaliyetiydi. Islam tarihinin derinliklerindeki halife saraylarinda kurulan farkli dinlerden bilimadamlarinin dini konulari tartismasi dindarlararasi diyaloga en guzel modeldi.
Daha sonra Duran Muslumanlarla Hiristiyanlarin ortak noktalarini ele aldi. Kur’an’da Hz Isa, Kuran’da Tevret ve Incil, Kuran’da Ehl-i Kitap basliklari altinda  Kur’anin ilgili konulara nasil yaklastigini inceledi. Kur’anin gerek Hz Isa ve gerekse Tevrat ve Incil’e gunumuz Hiristiyanlarindan daha olumlu baktigini vurguladi. Kur’anin Ehl-i Kitap’la ilgili yaklasiminin ikiye ayrilabilecegini; Ehl-i Kitab’in bir kisminin Kur’an’da son derece olumlu bir portreye sahip olduklarini, Kur’an onlarin ‘salihinden’olduklarini, ‘muqtasid’ olarak tanimladigini vurguladigini zikrederek, bunlarin kimlerin olabilecegini sordu. Bu konunun cevabini da unlu Isvicreli teolog Prof. Dr Hans Kung’e dayanarak verdi. Onlar, Rum-Katolik Kilisesi tarafindan sapkin olarak gorulen, ama aslinda Incil’in ruhuna simsiki bagli olan, erkekleri sunnetli, Hz Musa’nin seriatina bagli, Hz Isa’yi mesih olarak kabul eden Yahudi-Hiristiyanlardi. Waraka bin Newfel ve Rahip Buheyra muhtemelen onlardan biriydi. Kung’e gore onlar Kur’anla karsilasir karsilasmaz Musluman olmus dolaysiyla Hz Mus ave Isa’nin asil mesajina bagli olan Yahudi-Hiristiyanlar  Islam yoluyla gunumuze kadar gelmislerdi.
Ehl- Kitab’in diger kesimi ise hakiki anlamda Hz Isa’ya Ilah diyen kesimdi. Kur’an onlari surekli ve biraz da sert bir sekilde ‘tevhid’e geri cagiriyordu.
Duran  Ehl-i Kitab’in kufru ya da şirki konusunda elimizde net bir kriter oldugunu zikretti; bunlar Allah’in yaninda baska bir yaraticinin varligina inanmak, digeri de yine Allah’in yanında başka bir mabudun varlığına inanarak ona da tapmak. Eger hiristiyanlar kainatin bir kismini Allah, bir kismini Hz Isa yaratti diyorlarsa; keza mesela haftanin yarisinda Allah’a yarinda da Hz Isa’ya ibadet ederim diyorlar ve oyle yapiyorlarsa Kur’ana gore musrik olarak degerlendirilmeleri gerekirdi. Bunun disindaki yorumlar sirki ve hakiki kufru gerektirmezdi.
Sunnet’te diyalog basligi altinda Duran Hz Peygamberin ozellikle Necran Hiristiyanlariyla olan tartismasina dikkat cekti. Iclerinde din adamlarinin da bulundugu Necran delegasyonu ile Hz Peygamber bir kac gun cesitli konulari tartismis, onlara cok iyi davranmis, hatta Mescid-i nebevi’de ibadetlerini yerine getirmelerine izin vermis; en sonunda bir sahabiyi kendilerine hakem tayinm ederek onlara ‘zimmi’ statusunu vermisti. Necran Hiristiyanlari Muslumanlarin yonetimi altinda uzun yillar guven ve ozgurluk icinde hayatlarina devam etmislerdi.
Duran’a gore diyalog konusunda  Musluman alimlerden Gazali ve Bediuzzaman’in yaklasimlari son derece onemliydi.
 
Sonraki >

Gençadam Bülteni




Sözler

“Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)
 
Advertisement