Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Diyalog Kapısını Kapatmama Yazdır E-posta
Yazar M.Fethullah Gülen   

 

 

 

Bugün Allah'ın inayetiyle bu milleti oluşturan fertler, gruplar, cemaatler arasında çok tatlı bir diyalog başlamıştır. Bence bu diyaloğu sürdürmek, hattâ ilerlemesini sağlamak lazımdır. Bakın etrafınıza, dünyada takdir ettiğiniz, saygı duyduğunuz birçok insan var. Ve o insanlar dinsizliklerinde bizim içimizde dini kabul etmeyenlerden dinsizlik noktasında çok daha ileridir.

O zaman niçin dışarıda olanlara karşı gösterdiğimiz müsamahayı içimizdekilere karşı göstermiyoruz? Veya daha doğru bir tabirle göstermeyeceğiz? Kaldı ki bu insanlar, 50-60 yıldan beri belli bir düşünceye kilitli kalmışlar. Devekuşu gibi başlarını kuma sokup etraflarını araştırma ihtiyacı bile hissetmemiş, arkasından gidip benimsediği görüşü en doğru' diye nitelendirmişler. Hele içlerinde bazıları hasbe'l-kader lider konumunda bulunmuş ve bu düşüncelerle halkın karşısına çıkmış, kitleleri yönlendirmişler. Şimdi dünyada gerçekleşen değişim rüzgârlarının ardından bu insanların, 'sabite' haline gelmiş fikirlerinden birden bire vazgeçmeleri, aldattıkları yığınların karşısına çıkıp özür dilemeleri elbette mümkün değildir. Bu beşer tabiatına terstir. Onun için bu insanların meselâ, Bektaşiliği hecelemeleri, Allah, Peygamber demeleri bir merhale ve aşama olarak görülmelidir.

Evet, bizim dinamiklerimizden, bu dinamiklerin Allah tarafından te'yid görüp istikbal va'dettiğinden hiç şüphemiz yok. Zaten hiçbir zaman da olmadı. Yeter ki bu dinamikler temsilcileri tarafından arızasız ve kusursuz olarak temsil edilebilsin.

İşte içinde yaşadığımız zaman ve mekân diliminde bu diyalog imkânını Allah lütuf ve ihsan etmiştir. Öyleyse onu iradî olarak kapatmaya hakkımız yoktur.

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 2820672
Şuanda 1 misafir bağlı