| Prof.Dr.Davut Aydüz ile "Diyalog" üzerine Röportaj (3) |
|
|
| Yazar ::Genç::Adam | |
|
5- Günümüzdeki “Diyalog meyvelerini” ve müspet manadaki gelişmeleri görmesine rağmen, hala Diyalog Hizmetlerini eleştiren bazı kardeşlerimizin var olduğunu görüyoruz. Acaba “kendimizi tam ifade edemiyor muyuz” şeklinde bir özeleştiri yaptığınız oluyor mu?
Doğru, bazen kendimizi tam ifade edemedik, diye düşünüyorum. Bazı çok temiz, hâlis muhlis, muttakî Müslüman kardeşlerimiz var ki, birilerinin -tabirimi hoş görün- dolduruşuna geliyor ve hiç düşünmeden veya diyalog yapan diğer Müslüman kardeşlerine sorma ihtiyacı hissetmeden karşı geliyor ve tenkit ediyor, gıybet ediyorlar. Gıybetin âyetle haram kılındığı belli, ama Müslüman kardeşimiz hiç düşünmeden bu haramı işliyor. Halbuki diyalog yapan Müslüman kardeşlerine gitse ve: “Kardeşim! Siz bu diyalogla neyi hedefliyorsunuz, gayeniz nedir?” vs. sorsa, öğrense.. Bu işin bir tarafı, diğer tarafı da bir özeleştiri olarak, diyalog yapanlar demek ki kendilerini Müslüman kardeşlerine tam olarak anlatamadılar. Yoksa bir Müslümanın diyaloğa karşı çıkması düşünülemez. Belki kendisi yapmayabilir ama, en azından sadece Allah rızâsı için bu işi yapan kardeşlerinin ölü etlerini dişlemez…
6- Bu eleştiren insanların bir kısmı Bediüzzaman Hazretlerini, bazısı Fethullah Gülen Hocaefendiyi bazısı da her ikisini de eleştirdiğine şahit oluyoruz. Bu olay karşısında bu tür kardeşlerimize karşı nasıl bir "duruş" sergilemeliyiz ki Muhammedî (s.a.s.) bir ahlak ile örtüşebilsin?
Evet Allah’ın, Bedîüzzaman ve Fethullah Gülen Hocaefendiyi kimse eleştirmesin diye bir ayeti veya Peygamber Efendimizin de bu hususta bir hadisi yok. Onun için isteyen istediği kimseyi eleştirebilir. Herkes bu muhterem zatları sevecek ve her fikrini kabul edecek ve de katiyyen eleştirmeyecek diye bir kaide yok. Dolayısıyla onlara karşı “duruşumuz” yine Müslüman bir kardeş tavrı olacaktır. Çünkü biz de bazen maalesef –Allah affetsin- onların sevip saydığı insanları eleştirebiliyoruz. Ama doğrusunu söylemek gerekirse; bizim yaptığımız da hatadır, onların yaptığı da. Biraz önceki sorunuzun cevabında da dediğim gibi, gerek Bediüzzaman, gerekse Hocaefendi veya bir başka Müslüman kardeşimiz, başka dinlerden insanlarla diyalog yapıyorsa, gidip onunla konuşuruz. Gayesi nedir, bu İslam adına zararlı mı, değil mi, sorar öğreniriz. Ondan sonra biz de onun gibi düşünürüz veya düşünmeyiz. Çünkü o muhterem zatlar veya başkaları; Siz de diyalog yaparsanız yaparsınız, yoksa dinden çıkarsınız, şöyle olursunuz, böyle olursunuz diye bir şey söylemiyorlar. Öyleyse diyalog yapmayanlar ve bunu İslam için faydalı görmeyenler kendileri yapmaz, ama bunu sadece Allah rızâsı için yapanlara da karışmazlar, onların gıybetini yapmazlar, onları tekfîr etmezler. Onları tekfîr ederek kendilerini tehlikeye atmazlar. Zannediyorum Muhammedî ahlâk budur. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Birileri beni, sizi veya başka bir Müslümanı tenkit edip gıybetini yapabilirler ve belli bir günah kazanırlar. Ama birileri kabul etse de etmese de, yazdığı eserler ve yaptığı hizmetlerle Bediüzzaman ve Hocaefendinin durumu çok farklıdır. Onların gıybet edilmesi, benim gibi sıradan bir Müslümanın gıybetine benzemez, onun günahı daha farklıdır. Evet hem yaptıkları hizmetler yönünden, hem de onları tenkit edenler, şahıslarından çok temsil ettikleri fikirleri ve hizmetleri, ayrıca kendilerini seven kimseleri de tenkit etmiş oluyorlar. Bir bakıma büyük bir cemaati tenkit etmiş ve gıybetlerini yapmış oluyorlar ki, bu öyle altından kalkılacak bir günah değildir. Çünkü gidip o cemaate mensup herkesten helallik dilemeleri gerekir ki, bu da mümkün görünmüyor. Keşke o büyük zatları tenkit edenler, biraz daha ihtiyatlı davranıp dillerine sahip olabilseler.
7- Fethullah Gülen Hocaefendinin, çok sevdiği ِvatanından 8 senedir uzaklarda kalmasının, kendisine gönül vermiş "bizlerin" şahsi kusurlarının da etkisi olmuş olabilir mi?
O sizin ve sizin gibi gönül vermiş kimselerin bir özeleştiri olarak düşünmeleri gereken konu. O hususta bir şey söyleyemeyeceğim. Siz kendiniz için böyle bir şey söyleyebilirsiniz, fakat herkesi öyle düşünmeye zorlayamazsınız.
8- Bediüzzaman Hazretlerinin "teorik" planda yaptığı ilmî ve fikrî Hizmetlerin , "pratik" planda M. Fethullah Gülen Hocaefendi tarafından hayata geçirildiği kanaati dile getiriliyor. Konu hakkında şahsi fikrinizi paylaşırmısınız ? Ben şahsen çok da o kanaatte değilim. Bediüzzaman yaşadığı devirde ihtiyaca binaen büyük hizmetler yapmış. Hocaefendi de yaşadığı asrın ihtiyaçlarına göre dinimize ve vatanımıza hizmet ediyor. Allah hem onlardan, hem de onlar gibi hizmet edenlerden ebediyen razı olsun. Bence Hocaefendiyi Bediüzzaman’ın devamı gibi değerlendirmek doğru değil, herkesin kendine göre ayrı bir hizmet şekli olduğu gibi, Hocaefendinin de kendine göre bir hizmet şekli var.
9- ـÜlkemizde yaşayan müminlerin zaman zaman uhuvvet ve İslam kardeşliğinin daha iyi pekişmesi adına karşılıklı ziyaretler yapmasının faydalı olacağına inanıyor musunuz ? Bu konuda yaptığınız çalışmalar var mı?
Konumuz dilerarası diyalog olunca böyle bir sorunun da geleceğini tahmin ediyordum, çünkü çok karşılaştığım bir soru. Evet, ben bir Müslüman olarak her dinden insanla diyalog kuruyorsam, diyalog adına bir araya gelip, görüşüp konuşuyorsam, neden Müslüman kardeşlerimle diyalog kurmayayım ki? Elbette ki onlarla da görüşürüm ve de görüşmeliyim. Sorunuza dönecek olursak, bu hem gerekli, hem de çok faydalı bir şeydir. Bu konuda Türkiye’nin değişik yerlerinde, her meşrep, mezhep, cemaat ve görüşten Müslümanlar bir araya gelip görüşüyorlar ve çok da faydalı oluyor. Ama bazı Müslümanlar var ki, kendilerinden başkasını Müslüman kabul etmiyorlar. Ya bizim gibi düşünecek ve bizi destekleyeceksiniz, ya da biz sizi Müslüman kabul etmeyiz diyorlar. Şimdi siz bunlarla nasıl diyalog kuracaksınız? Sonra da bu kimseler sizi, başka dinden insanlarla diyalog kuruyorsunuz diye tekfîr ediyorlar, yani size; Hıristiyan oldunuz, Yahudi oldunuz, Misyonerlere hizmet ediyorsunuz vs. diyorlar. Ben sadece el-insâf diyorum, Allah hem bize, hem de o kardeşlerimize hak ve hakikati olduğu gibi göstersin diyor ve dua ediyorum.
10- Son olarak Diyalog Hizmetlerinde aktif/pasif yer alan ve Gönüllüler Hareketine gönül vermiş "bizlere" tavsiyelerinizi alabilir miyiz ?
Siz diyalog hizmetini dinimiz ve Müslümanlar için lüzumlu ve faydalı görebilirsiniz, ama bütün Müslümanların aynı şekilde diyalog yapmalarını ve sizi desteklemelerini bekleyemezsiniz. Çünkü bu yaşadığımız dünyada bize göre dinlerarası diyalog her ne kadar çok önemli olsa da, İslam’ın beş şartından altıncısı veya imanın altı esasından yedincisi değildir. Öyleyse, yapan yapar, yapmayan da yapmaz. Yapmayanların sizi tenkit etme hatasına siz de onları tenkit ederek düşmeyin. Siz faydalı ve lüzumlu gördüğünüz için yapıyorsanız, Allah ihlâs ve samimiyet versin ve sizi muvaffak kılsın. Herkes sizin yaptığınızı kabul edecek ve sizi hiç kimse tenkit etmeyecek diye bir kaide yok. Peygamberlere bile karşı çıkmışlar, kabul etmemişler, öyleyse size de birileri karşı çıksa, kabul etmese, sizin de yapmanız gereken şey sabredip işinize bakmak. Onun için siz gittiğiniz yolun doğru olduğunu biliyorsanız, hiç fütur getirmeden devam edin ve başkasına da illâ bunu kabul ettirmek için uğraşmayın. Kabul etmiyorlar diye de hiç üzülmeyin.
Evet değişik dinlerden insanlarla; dünyada barış olsun, artık kan ve gözyaşı akmasın diye diyalog yapıyorsanız, ayrıca; İslam terör dini, Müslüman da terörist olarak bilinen bir dünyada, İslam’ı olduğu gibi doğru şekliyle anlatmak için diyalog yapıyorsanız, Rabbim inşallah sizi muvaffak kılacaktır, kim ne derse desin ve kim ne yaparsa yapsın… ::Genç::Adam adına muhterem Davut Aydüz Hocamıza değerli vaktini ayırdığı için teşekkürü bir borç biliriz. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




