|
||
| Tarihçi Mustafa Armağan Bey ile Röportajımız (4) |
|
|
| Yazar ::Genç::Adam | |
|
4. Prehistorik devirlerle alakalı Batı menşeli tarih kitaplarının güvenilirliği ve geçerliliği ne kadardır?
Sözünü ettiğiniz devirle ilgili bilgiler büyük ölçüde nadir olan bulgular üzerindeki cesur spekülasyonlara dayanır. Yani bilim adamları bulgular ile olgular (vakıalar) arasındaki boşluğu doldurmak için hayal güçlerini devreye sokmak zorundadırlar. Böyle olunca da kendi kültürel birikimleri neyse onunla dolduracaklardır boşlukları. Tarihöncesini inceleyen bilimler modern anlamda ilk olarak Avrupa’da ortaya çıktığı için bilim adamlarının birikimleri de Avrupa kültürünün çeperleriyle sınırlı olacaktı ister istemez. (Sanki sosyoloji, psikiyatri ve diğer sosyal bilimler de aynı hastalıktan muzdarip değil mi?) İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, Yakınçağ gibi iri kıyım çağ tasnifleri de tamamen itibarî, yani göreceli (relative) temellere yaslanır. İki açıdan: Hem 18. ve 19. yüzyıllar merkeze alınarak kurgulanmışlardır; böylece mihver aldıkları sınırlı bir zaman diliminin içinden konuştukları halde bütün çağlar için geçerli, evrensel olduğunu iddia ettikleri bir insanlığın gelişim taslağını ortaya koydukları için, hem de Avrupa’yı beşerî coğrafyanın merkezî kıtası kabul ettikleri için. Böylece geçmişten bugüne uzanan ‘zaman oku’nun konakları içerisinden Aydınlanma çağı Avrupası seçilip model olarak alınıyor ve medeniyetin özünün bu olduğu varsayımından yola çıkılarak diğerleri onun terazisine vuruluyor, hem de coğrafya olarak dünyanın çok ufak bir kısmını (% 2’sini) işgal ettiği halde dünyanın ve medeniyetin merkezi olarak kurgulanıyor. Sadece o yıllara ait değil, hemen bütün modern tarih şablonları da şimdi sorgu odasına alınmıştır. Kimler tarafından? İtiraf edelim ki, yine Batılı aydınlar ve akademisyenler tarafından… Hatta şimdilerde Çinli, Amerikalı ve Avrupalı akademisyenler arasında ilginç bir ‘savaş’ (mübareze diyeceğim ama yeni nesiller anlamaz korkusuyla diyemiyorum) başladığını söyleyebilirim. Çinliler Amerika’yı 1421’de Çinli (üstelik Müslüman!) bir komutanın keşfettiği tezini resmen destekliyorlar. Neden? Çünkü artık onlar yükselişteler ve kendilerine ait bir yükseliş historiografisi üretmek zorundalar. Öbür taraftan bu ay History Now dergisinde gördüğüm bir makale beni daha da şaşırttı. Amerikalı akademisyenlere göre aslında tam da Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfettiği yıllarda Amerikalı Kızılderililer de misilleme yaparak Avrupa’yı keşfetmişlerdi! Avrupa’da ise Kolomb’un aslında İsrail’i kurmak ve Doğuda yaşadığı dilden dile dolaşan güçlü bir Hıristiyan Kralı (Prester John diyorlardı onun adına) keşfetmek üzere yolculuğa çıktığını yazıyorlar. Asıl amacı ise bu Hıristiyan Kralı bulduktan sonra aralarına girip temaslarını önleyen Saracenleri, yani Sarıklı Müslümanları bin sandviç harekâtıyla ezip yok etmekti! Tarihi masum bir malumat küpü zannedenlere duyurulur! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





