Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
İttihad-ı İslamın neresindeyiz ? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

“Evliya’nın Şaki , Şakininde dost “olarak takdim edildiği Ahirzamanın şu dehşetengiz günlerinde , müminlerin en çok muhtaç duyduğu şemsiye Üstad Hazretlerinin beyanları çerçevesinde farz hükmünde olan “İttihad-ı İslamdır”. Ferdlerin manevi gayretlerini enaniyetten muhafazayı sağlayan “şahs-ı manevi” düsturuna paralel bir anlam yükleyen “ittihad-ı İslam”, ferdlerin oluşturdukları cemaat/cemiyetler üstünde -adeta Kabe misali – bir kucaklamayı zihnen ve lisanen kabullenmeleri ile ancak tahakkuk edebilecktir.

İttihad-ı İslam , müslümanların çoğunluk olarak yaşadıkları ülkelerin biraraya gelerek oluşturdukları bir –Avrupa Birliği veya Arab Birliği- benzeri bir oluşumdan ziyade,  birbirlerinin yaptıkları güzel hizmetlerin neticelerinin hayırlı olması için dua etmeleri ,yad-ı cemil olarak övmeleri ve alkışlamaları , neticede var olan “meşrepperestlik virüsünün” ayağını kırarak , dünya’ya İslam’In “Sevgi ve Hoşgörü” iklimini yaşatacak ikinci dirilişin “seviyeli temsilcileri”  ile gerçekleşecektir..

1992 yılında Avustralya ‘ya giden muhterem M.Fethullah Gülen Hocaefendi , orada yeni açılan Yurdumuzun açılış programında gördüğü ve tanımadğı iki kişinin kim olduklarını sorar. “Süleyman Efendi’nin talebelerinden” olduklarını öğrenince İttihad-ı İslam’a harç olacak şu veciz ve harikulade cümleyi kuracaktır : ” Keşke bu yurdu o kardeşlerimiz açıyor olsaydı da , bizler onların açılışına katılmış olsaydık”. İşte İttihad-ı İslamı tesis edecek ifadeler , işte tüm müminlerin rehber edinmesi gerekli Sahabe-vari bir duruş.

Sormak istiyorum :“Bizim şu kadar yurdumuz, kursumuz ,müessesemiz var ;onların nesi var”  tarzındaki  şeytani mırıltılardan sıyrılma vakti daha gelmedi mi? “Biz olmasaydık , onlar bu kadar rahat hizmet edebilirlermiydi” cümlelerinden artık hicret etme vakti gelmedi mi? “Bizim şeyhimiz Gavs makamını temsil ediyor , sizinki neyi temsil ediyor” ifadelerinden sıkılmadık mı?

Gelin hep birlikte , Şeytanı ve onun avanelerini sevindirecek bu ve benzeri ifadeleri söylemiyeceğimize dair İmanımız üzerine yemin edelim ; en azından dualarımızda andığımız dünyadaki tüm mazlum , mağdur ve mahkum kardeşlerimize ilaveten, İslam’a ve Kur’ana halisane hizmet eden tüm kardeşlerimizin hizmetlerinin muvaffak olması adına “amin” lerimizi esirgemiyelim…Ekser Müslümanların nezdinde bir “büyük” olarka hüsn-ü kabul görmüş tüm Hak Dostlarına saygı ve hürmette kusur etmiyelim.

Bugünden itibaren varmısınız ….?

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3164684
Şuanda 2 misafir bağlı