Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Onların hiç siyasete bulaşmaması lazım Yazdır E-posta
Yazar Abdullah Aymaz   
İçtimâî hareketleri inceleyen sosyologlar bunları üç kısma ayırıyorlar. Bunlardan birincisi ve en çok göze çarpanı, terör ile hedefe gidenler. Haklarını almak için dünyanın dikkatini kendi üzerlerine çekmenin ve meselelerini gündeme getirmenin yolunu terörde buluyorlar.

Pek çok masumun da vahşice ölümüne sebep olan bu yol, her zaman telin edilmesi gereken kötü bir tercih... Bilhassa Kur'an-ı Kerim, masum bir insanı öldürmeyi, bütün insanları öldürmekle bir tutuyor.

İkinci yol, siyaset... Demokrasinin olduğu yerde haklarınızı almak, gerçekleri söylemek, idarede bulunmak için meşru bir yol. Hatta dünyanın birçok yerinde teröre bulaşmış olanları bile siyasete teşvik ederek, haklarını istemeleri için makul, meşru ve hür bir zemine çekmeye çalışıyorlar. İnsan haklarının bir tek diktatöre veya bir grup azınlık diktatöryesine geçmemesi için buna ihtiyaç var...

Üçüncü bir yol olarak güzel bir hizmet şekli kültür hareketleridir. Bu, bütün dünyada sevilen, arzu ve takdir edilen hatta ödüller kazandıran bir hareket tarzıdır. Aslında kültür hareketleri toplumlar içinde devletin yapmadığı daha doğrusu yapamadığı alanlarda, sosyal hayattaki bazı boşlukları dolduran mübeccel bir harekettir. Bu hareketi gerçekleştirenler fedâkârlıktan hatta cefâkârlıktan çekinmezler.

Toplumun bütün kesimleri onları sever, onlar da herkesi sevgiyle kucaklarlar. Onun için onların siyasetten son derece uzak olmaları lâzım. Eğer siyasallaşırlarsa sanki büyü bozulmuş gibi bütün güzelliği ve ihtişamıyla bir anda yok olma yoluna girer... Onun için bu meselenin kitabını yazmış olan, İtalyalı olup 68 nesli içinde Avrupa'da büyük ses getiren hareketlere katılan sonra da çalışıp meşhur bir sosyolog olan Prof. Dr. Michel Alberto, bu hususta "Kültür hareketi içinde bulunanlar siyasete girmemelidirler." diye ikazda bulunmaktadır. Şu anda Amerika'da bir üniversitede öğretim üyesi olup Başkan'ın sosyal danışmanlarından olan Dr. Alberto, takdir ve tebcil ettiği kültür hareketlerinin devletler tarafından mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade etmekte ve bu desteğin, o hareketin îfâ ettiği hizmetlerin devlet tarafından yapılır hâle gelinceye kadar sürmesinin son derece lüzumlu olduğunu da belirtmektedir...

Siyasetten uzak durarak, her türlü güzelliği yaşama ve yaşatmak için Allah rızasını düşünen ve başta ülkemiz insanları olarak bütün insanlığı kucaklamak için gayret eden bu yola baş koymuş bizim insanlarımız ise elbette Prof. Dr. Michel Alberto'nun tarif ettiklerinin çok ilerisinde bir himmet ve gayretle, bir fedakârlık ve cefakârlıkla bu husustaki temel prensiplerine sadık kalacaklardır. Çünkü yaptıkları muhteşem hizmetin ne mânâya geldiğinin, (yani sadece ülkemizin değil, bütün insanlık dünyasının mukadder felâketinin önlenmesi, hem semavî ve arazî belâ ve musibetlerin def' ve ref'i için yaptıkları gayretin) farkındadırlar. Bu gayretlerin ârızasız yürümesinin de dünyevî, uhrevî, siyasî ve ticarî her şeyden ferâgat etmekle mümkün olduğunun şuurundadırlar. Onun için bu çizgiden ufacık sapmalara karşı teyakkuzda bulunacak, sistem dışına çıkabilecekleri de elbette hemen uyaracaklardır. Zaten onlardan, milletimizin, hatta bütün siyasîlerin de beklentisi budur... İnşaallah onlar, dünyanın bazı câzip ve büyülü görüntüleri karşısında şaşırıp bildikleri yoldan ayrılmayacaklardır.

21 Mayıs 2007, Pazartesi
 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“Müminler, müminleri bırakıp, kâfirleri velî edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlar tarafından gelebilecek bir tehlike olursa başka!” (Âl-i İmrân, 28)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3001119
Şuanda 2 misafir bağlı