Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Lügatımızda darılma-kırılma olmamalı…! Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

Soru : Zaman zaman İslami hizmetlerde aktif çalışan , ancak değişik sebeblerle bu görevi bırakan kardeşlerimizde  kırgınlıklar ve gönül koymalar görülebiliniyor. Bunlara maruz kalmış kardeşlerimize ne tavsiye dersiniz ?

Büyüğümüzün (M.Fethullah Gülen Hocaefendi) dediği gibi ;"Dostların vefasızlığı , düşmanların gadri " arasında kalan bazı muhabbet fedaisi kardeşlerimiz, hizmette ulaşması gereken olgunluğa ulaşamamış insanların şahsi ve fevri yanlışları , usul-metod bilmezliği yüzünden kırgınlıklara , soğumalara ve geçici de olsa kopmalara girebiliyorlar.

Şahsen , tüm bunları "günahlarımıza keffaret" noktasında bir fırsat olarak telakki etmeli ve bu çerçevede hareket etmeyi Sahabe timsali olmanın gereği olarak görmeliyiz. İhtimal , geçmişte İslami hizmetlerde yaptığımız vazife esnasındaki birtakım kusur ve eksiklerim ahirette yüzüme vurulmasını istemeyen Allah(C.C.) , yine hizmette kusur ve eksikliklerinden dolayı benim kırılmamı murad ediyor , ve inşallah sabretmem karşısında ahrette yüzüme vurulacak kusurlarımakeffaret kabul ediyor şeklinde telakki etmeliyiz. Bu Hizmete girdiğimizde veya vazife aldığımızda , birbimizle imtihan olmayacağımızı tahattüt eden oldu mu , şeklinde düşünmeliyz. 
 
Burda bize düşen , bizim kırılmamıza sebeb olan ve yüzde yüz suçlu olduğunu bildiğimiz kişilere karşı , hakikat adına seviyeli uslub ile konuyu anlatmak olmalı veya o kardeşimize söylediğinde daha etkili olacağına inandığımız bir büyüğümüze konuyu söyletmeliyiz.Bunlara rağmen sıkıntı devam ediyorsa , belki o işin düzelme mevsimi gelmemiş , belki ileride bu işi daha köklü bir şekilde çözüme kavuşacağı mülahazası ile kesinlikle hadisenin büyüyerek bir fitneye sebeb olmamalı, hakkımızda hüsnü zan edenleri yalancı çıkarmama adına fedarkarlığı üstlenmeliyiz. Yoksa hataya hata ile mukabele etmek , insi ve cinni şeytanlar dışında Rahmet-i Semada kimseyi memnun etmeyeceği kesindir.
 
Burda şunuda dile getirmeden geçemiyeceğim , kendi raiyetindeki kardeşlerini isteyerek veya istemiyerek ezen , o kişilerin kendi şahsında hizmetten soğumasına veya kısmen ayrılmasına sebeb olanların , ileride amellerinin aksiyle tokat yediklerine , ileride benzer sorunlar ile karşılaştıklarına aynelyakin şahit olmaktayız. Bu zaviyeden , geçmişte bu denli bir yanlışa  o veya bu sebeten dolayı girmiş kardeşlerimizin ,vakit henüz geç değilken helallik dilemeleri Ebubekir(R.A.) ve Ömer(R.A.)  vari bir tavır olacağı kesindir.
 
Rabbim -inşallah- bizleri birilerinin alkışları veya iltifatvari sözleri için değil , sadece ve sadece Rızası istikametinde yaşatsın , o uğurdu huzuruna alsın. Sözümü yine büyüğümüzün şu veciz duası ile tamamlıyalım :
” Allahım bizleri halkın gözünde büyük , kendi gözünde küçük eyleme…!”
 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. (Müntehine, 8-9)

 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3048774