Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Yeni Mesaj Gazetesinin Kasdî Tahrifleri -6- Yazdır E-posta
Yazar Dr.Abdulkadir Badıllı   

Yeni Mesaj’ın Altıncı İftiralı Vesvesesi ve Ce­vapları

Şu altıncı bölümde, kısa-kısa alıntılar ve pratik cevaplar verilecektir.

1. “Şöyle diyor Said-i Nursi: Birinci Dünya Savaşında bi­zimle savaşmış da olsa, bir Hıristiyan şehit sayılır ahirette mü­kafatı vardır. (Kastamonu Lahikası, s. 45.)”[98]

Cevap: Hz. Üstad’ın böyle bir ifadesi yoktur, yalan ve if­tira atılmıştır. İzahı: “İkinci iftiralı vesvese” kısmındadır.

2. “Müslümanlık-Hıristiyanlık ittifakını bozmaya çalışan­lara karşı üç zümre; Nurcular, Hıristiyan ruhaniler ve misyo­nerler uyanık olmalıdır.” diye yazmış.[99]

Cevap: Hz. Üstad’a atfen, şuraya tahrif ve tağyir edilerek yazılan cümle, onun bir ifadesi olmadığı gibi; tam metin ve yazı-lış sebebi, Birinci Bölüm’ün Üçüncü Faslındadır, lütfen dikkatle bakınız, iftira ve kasdî çamur atmalarını görünüz!.

3. “Zaten (Tevbe Suresi 84-113 ve 114.) Ayetlerde Hıris­tiyanlara rahmet dilenmeyeceği, dua edilemiyeceği açıkça ifade ediliyordu.”[100]

Cevap: Bu iddiacılar yazılarında Risale-i Nurun ibarele­rini hep tahrif edegeldiklerini buraya kadar metinler göstere­rek, ispatlayıp geldiğimiz gibi, gazetenin bu sayısında, Kur’anın iki ayetine yapılan atıf gözüme ilişti, bakayım dedim. Açtım baktım, sözü edilen iki ayette Nasara veya umumi ola­rak ehl-i kitap hakkında hiçbir işaret dahi yoktur. Demek, bu adamlar Kur’an’ın manalarını da keyiflerine göre tahrif edebi­liyorlar.

Mezkür ayetin meallerini veriyorum: “Müşriklerin cehen­nem ashabı oldukları tebeyyün edip anlaşıldıktan sonra, pey­gambere iman etmiş olan kimselere artık düşmez ki, onlara mağfiret dilesin. O müşrikler yakın akrabalar da olsalar...”

“İbrahim Aleyhisselamın babası Azer için mağfiret dile­mesi, sadece önceleri ‘senin için istiğfarda bulunacağım’ va’di üzerine olmuştu. Sonra onun Allah’ın düşmanı olduğu açığa çıkınca artık ondan teberri edip yüz çevirdi...”

İşte ayetin birincisi “müşrik” diyor. İkincisi “Allah’ın düşmanı” diyor. Ama Hıristiyan, Yahudi demiyor. Çünkü müş­rikler ve putperestlerin kafirlikleri ayrı, ehl-i kitap olan Hıristi­yan ve Yahudilerin Allah’ın sıfatında hata eden kafirlikleri de ayrıdır. Ama bu zavallı güruh, bunu idrak edip kavramaktan aciz ve uzaktırlar.

 

[98] Muharrem Bayraktar, “Said-i Nursi ve Şehitlik”, Yeni Mesaj, 3.2.2006.
[99] Muharrem Bayraktar, “Nurculuktaki Hıristiyan Muhabbetinin Kökeni”, Yeni Mesaj, 1.2.2006.
[100] Muharrem Bayraktar, “Vatan, İman ve Said-i Nursi”, Yeni Mesaj, 5.23.2005.
 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. (Müntehine, 8-9)

 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3298613