| M.FETHULLAH GÜLEN : Açıklama Esef Verici Özür Beklemek Müslümanların Hakkı |
|
|
| Yazar Zaman Gazetesi | |
|
Hazreti Âdem’den (aleyhisselam) Rasûl-ü Ekrem’e (sallallahu aleyhi ve sellem) kadar bütün enbiyâ ve mürselînin mesajlarında yer alan -tâlî konularla alâkalı- farklılıkların hiçbiri asıl mesajın ruhuna dokunmamaktadır. Semavî din mensupları arasındaki ayrılıklar, ihtilaflar ve bunlardan kaynaklanan kavga ve muharebelere gelince, bunlar dinden, diyanetten değil, İlâhî mesajın aslına sadık kalamamış kinin, nefretin, menfaat ve çıkarın çocukları olan mübtedî din müntesiplerinin ortaya attıkları yanlış yorumlardan, inhiraflardan, hevâ ve hevesten kaynaklanmıştır/kaynaklanmaktadır. İslâm’a siyasî-ideolojik açıdan yaklaşanlar, bazen bir önyargıdan bazen de Müslüman görünen bazı kimselerin tutarsızlıklarından ve kötü örnek olmalarından dolayı ona, mevcut ve hâkim düşünce sistemlerinin ve ideolojilerin penceresinden bakmaktan ve dolayısıyla yanlış yorumlara girmekten kurtulamamışlardır. İslâm’ı şiddet yanlısı bir sistem ve bir tepki felsefesi konumuna indirgemek de aynı bakış inhirafından kaynaklanan yanlış yorumlardan birisidir. Provokasyonlara ve içtimaî infiale açık böyle bir yanlışın din adamlarınca yapılması ise ziyadesiyle esef vericidir. Oysa İslâm’ın her mesajı evrensel sulhten bir nağme, içtimaî âhenkten bir beste, hoşgörü ve diyalogdan da birer “nefes”tir. Kabalık, hoyratlık, kin ve nefret, ona şartlanmışlık ve önyargı ile bakanların ruh yapılarına ait akisler ve cahil müntesiplerinin de hazımsızlıklarından kaynaklanan gaseyanlardır. Çünkü, İslâm’ın girip yerleştiği bir kalbde Yaratan’dan ötürü ve yaratılanların hatırına sadece ve sadece sevgi vardır, alâka vardır, hoşgörü vardır. Diğer taraftan, bugün asırlık savaşlardan ve çatışmalardan yorgun düşmüş bulunan dünyamız, beşerin tatmin olmaz iştahı karşısında yeni çatışmalara zemin olma istidadı göstermektedir ve yeryüzünü barış, kaynaşma, sevgi ve dostluk beşiği haline getirebilmek için sorumluluk duygusu taşıyan herkesin, özellikle de değişik diyanet mensuplarının birer barış ve diyalog elçisi olmaları gerekmektedir. Bundan dolayıdır ki, yakın tarihte Vatikan, geçmişte yaptıklarından ve Haçlı Seferleri’ndeki rolünden dolayı özür dileme lüzumunu duymuştur. Peygamber Efendimiz (sas)’e yönelik çirkin isnadlar Müslümanları rencide etti Fakat, maalesef, Papa 16’ncı Benedict’in Regensburg Üniversitesi’nde yaptığı konuşma, on dördüncü asrın sonlarında Bizans İmparatoru İkinci Mihail Paleologos’un anlayışını esas alan ve Vatikan’ın “özür dileme” ihtiyacı hissetmesine sebep olan anlayışla uyuşmayan, şahsına münhasır bir durum arz etmektedir. Dilerim, Benedict’in bu açıklaması, temsil ettiği makamın da etkisiyle Müslümanların Papa'dan özür beklemesinin en tabii hakları olduğunu vurgulayan Gülen, 16. Benedict'in kullandığı ifadelerin Haçlı dönemindeki gibi yeryüzünü kana bulamak isteyenlere cesaret vereceği uyarısında bulundu. Müslümanların provokasyona gelmeden tepkilerini medenice ortaya koymasını isteyen Gülen, şunları kaydetti: “Papa'nın konuşması da göstermiştir ki, insanlık ailesinin diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.” birtakım provokasyonlara ve üzücü hadiselere sebep olmaz. Zira konuşmada, hem İslam’ın uluhiyet inancı hafife alınarak hem de Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) çirkin isnatlarda bulunularak Müslümanlar rencide edilmektedir. Katolik dünyasının liderliğini yapan en müessir ağızdan çıkan bu tür cümleler ve bu cümlelere dayelik eden düşüncelerin tabanda kabulü yeryüzünü Haçlı Seferleri döneminde olduğu gibi kana bulamak isteyen radikal gruplara cesaret verici mahiyettedir. Ümit ederim, en azından bir özür bekleyen Müslümanlar -ki bu, inananların en tabii hakkıdır- yüce dinimizin getirdiği ve Şefkat Peygamberi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) temsil ettiği ahlakî esaslar çerçevesinde medenîce tepkiler ortaya koyar ve yakın geçmişte karikatür krizi sebebiyle şahit olduğumuz türden provokasyonlara asla gelmezler. Ayrıca, Papa 16’ncı Benedict’in konuşması da göstermiştir ki, insanlık ailesinin diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Önemli olan, küreselleşen dünyada aynı yerküreyi paylaşan, paylaşmak zorunda olan insanlar olarak bizlerin dini, siyasi, kültürel, ideolojik farklılıklarımızdan doğan mesafeleri aşacak performanslar ortaya koyarak, Allah Rasulü (aleyhissalatü vesselam)’nün ve İslam’ın, insanların fıtratla uyum içinde yaşayabilmeleri hususunda getirdiği müstesna prensipleri herkese gösterebilmemizdir. M. Fethullah Gülen Zaman, 17.09.2006
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Papa’nın büyük tepkilere yol açan sözleri üzerine yazılı bir açıklama yapan Fethullah Gülen, provokasyonlara yol açacak bu tür beyanatların din adamlarınca yapılmasının ‘esef verici’ olduğunu söyledi.