Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Medine’deki son istasyona 88 yıl sonra ilk ziyaret Yazdır E-posta
Yazar Av.Ramazan Kerpeten   

(Bu haber: Ecyad Kalesi’nin yıkıldığı haberini duyunca üzüntüsünden yemeden- içmeden kesilen, sonra oradaki birisinin: “Ama hocam, Osmanlı’nın son istasyonunu yıkmamışlar, hatta restorasyon çalışmalarına bile başlamışlar”, deyince çok sevinip, kalkıp o şahsın alnından öpen Osmanlı aşığı o “gözyaşı sultanı”nı sevindirmesi ümidiyle ithaf olunur..)

88 yıldır metruk bir şekilde duran ve geçen ay restoresi biten Osmanlı’nın Hicaz demiryolunun son durağı olan Medine’deki tarihi tren istasyonuna Türkiye’den resmi olarak ilk ziyaret.

Osmanlı’nın İstanbul ile kutsal beldeleri birbirine bağlamak ve oralara daha rahat yardım ve insan gönderebilmek için yaptığı tren yolunun son durağı olan Medine’deki tren istasyonuna resmi olarak ilk ziyaret gerçekleştirilmiş oldu. Aralarında İsveç’ten gelen bir grup gurbetçinin de katıldığı gezi heyeti Tarihçi ve Gezi Rehberi Talha Uğurluel eşliğinde tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu tarihi anların yaşandığı bu gezide duygulanan Türk ziyaretçiler yer yer gözyaşlarına hakim olamadılar.

Bu tren yollarının inşaası sırasında, Medine kısmında Peygamberimizin kabri ve Mescid-i Nebevi yanındaki çalışmalar sırasında Osmanlı işçilerinin, Peygamberimizin ruhaniyetinin rahatsız olmaması için çekiçlerine keçe taktıklarına deyinen Gezi Rehberi Talha Uğurluel; bu kutsal beldelere edebin ve hürmetin bir göstergesi olarak, raylara keçe döşendiğini ifade etti.

Bu son istasyon hakkında bilgiler veren Tarihçi ve Rehber Talha Uğurluel, gezide şunları belirtti: “Osmanlı’nın 1901-1918 yılları arasında kullandığı Mekke istasyonu günümüze kadar atıl ve metruk bir şekilde duruyordu. Ecyad Kalesi’ni yıkmalarına rağmen bunu yıkmamışlardı. Burayı tamir ettirerek dünya kamuoyu nezdinde, tepkileri yumuşatmaya çalıştılar. Bu tren yolununun Hicaz Demiryolu’nun işlenemez duruma gelmesinde, o dönemlerde/ 1. Dünya Savaşı yıllarında İngiliz askerlerinin yerli halka “demiryolundaki her parça demir başına bir altın vereceği” vaadinde bulunması ve bunun üzerine halkın bütün demiryollarını söküp İngilizlere getirmesi baş etken olmuştur.”

Geziyi anlamlı kılan duygular
5-12 Temmuz arasında gerçekleştirilen ve 30’a yakın katılımcı ile bir Umre ziya

reti vesilesiyle gerçekleştirilen bu geziye katılanların duygu yüklü ifadeleri vardı. Daha geziden iki gün önce evlenmiş olan ve balaylarını böylesine anlamlı bir gezide geçiren ve halen İsveç Stockholm’de ikamet etmekte olan Fatma ve Hakan Kırım çiftlerinden Fatma Kırım; eşiyle evliliğinde mehir şartı olarak bir Hac ziyaretinin olduğunu ama karşılarına çıkan böyle bir Umre ziyareti fırsatını hemen değerlendirip böyle bir ziyarete iştirak etmiş olduklarını ve geldikleri için tarifsiz derecede mutlu ve onurlu olduklarını söyledi. Bu anlamlı gezilerinin bu durağında Osmanlı atasının böyle bir eserini görmekle çok daha mutlu olduğunu ve atalarının buralara kadar hizmet getirmiş olmasından dolayı anlatılmaz derecede gurur ve onur duyduklarını sözlerine ekledi.

Yine geziye katılan İsveçli gurbetçilerden Murat Köylüoğlu; “Her türk ve müslüman gelip buraları görmeli bence. Ecdadımızın buralarda olduğunu hissetmek gurur verici. Sahabeden sonra buralara en çok hizmet edenlerinin Osmanlı atlarımızın olduğunu görmek, torunları olarak bizlerin göğüslerini kabarttı ve böyle bir tarihi ve ilk ziyarette hazır bulunmakta bizleri ayrı bir mutlu etti ve onere etti” şeklinde konuştu.

Geziye 12 yaşlarındaki oğluyla birlikte iştirak eden Çetin Baran isimli İsveçli gurbetçi ise şunları ifade etti: “Oğlumla ilk defa yurt dışına çıkıyorum ve bu gezi vesilesiyle onunla ilk defa bu kadar çok yakınlaşıyorum ve çocuğum ilk defa dini ve tarihi kaynaklarına bu kadar yakınlaşmış oldu. Başka baba ve oğulların da aynı güzellikleri ve duyguları yaşamasını tavsiye ederim.” İstasyon için de şu eklemelerde bulundu Çetin Baran: “Bizde bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır. Yüzyıllarca bu topraklara hizmet etmiş olan Osmanlı’ya buralarda daha çok vefa gösterilmesini arzulardım.”

 

 
 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3141863
Şuanda 5 misafir bağlı