| Amerika ve yönetimi |
|
|
| Yazar Ali BULAÇ | |
Geçen hafta Texas’tan gelen bir Amerikan heyetiyle görüşme fırsatım oldu. Heyette üst düzey emekli bürokratlar, halen yerel yönetimde etkili önemli zatlar ve elbette “diyalog”dan henüz ümidini kesmemiş samimi Hıristiyanlar vardı. Söz dönüp dolaşıp bölgede yaşanmakta olan olaylara, bittabi İsrail’in vahşi saldırılarına geldi. Söz sırası bana geldiğinde, “bizim, dinlerin kendisine ve samimi din müntesiplerine hiçbir husumetimizin olmadığını, antisemitizmin dinimizce yasaklandığını, Müslümanların gayrimüslimlerin temel hak ve hukuklarını koruduklarını, İslam tarihi ve Osmanlı tecrübesinin bunun somut kanıtı olduğu”nu anlatmaya çalıştım, özellikle ‘Millet Sistemi’nden hepimizin bildiği basit örnekler verdim. Texas Austin Belediye Başkanı Will Wynn, “ABD’de hâlâ bir türlü çözülememiş en önemli sorunun farklı din ve kültür gruplarının tam da bu anlattığınız çerçevede nasıl yaşayabilecekleri konusu etrafında toplandığı”nı, “Osmanlı’daki bu modelin bugünün dünyasına da ışık tutacak mahiyette olduğu”nu söyledi. Heyettekiler, Amerika’nın Ortadoğu politikasını, süren trajedi karşısındaki yönetimin tutumunu hiçbir şekilde onaylamadıklarını açıklıkla belirttiler, üzüntülerini açıkça belli ettiler. Heyetimizin esprili başkanı, Sayın Will Wynn’e, “Bizim başbakanımız eskiden belediye başkanıydı, sizin de gelecekte ABD devlet başkanı olacağınız beklentisi içinde olabiliriz.” deyince, içlerinde bir Yahudi’nin de olduğu heyettekiler heyecanla “Aman öyle olsun, dua edin.” dediler. Anlaşılan şu ki, Amerikan halkı ve çok sayıda çevre, giderek gelişmelerden kaygı duymaya; bugünkü George W.Bush yönetiminin hangi “rasyonalite” veya “ahlaki gerekçe”ye dayanarak bunca katliama ve trajediye onay verdiğini; İsrail’e verilen kayıtsız-şartsız desteğin ne anlama geldiğini sormaya başlıyor. Bugünkü Amerikan yönetimini elinde bulunduran neo-conlar ile güçlü Yahudi lobisinin Amerikan dış politikasını bir tür “rehin aldıkları” yönünde kuvvetli bir kanaat var; bunun Amerika’ya, dünyaya ve aklı başında olan herkesin kolayca kestirebildiği üzere “bizzat Yahudiler”e büyük bir zararı olacak. BM’yi çalıştırmayan, İsrail’e oluk oluk para, silah ve diplomatik destek sağlayan Amerika’nın taraflı tutumu, acısı ve sonuçları uzun zamana yayılma istidadı gösteren, bütün dünyada nefret ve husumet biriktirmeye yarayan talihsiz bir maceraya atılıyor. Ne İslam dünyasında ne Türkiye’de kimse Amerika’ya, Amerikan halkına karşı değil, kimse Amerikalılara husumet beslemez. Herkesin ortak şikayeti, İsrail’e verilen kayıtsız-şartsız desteğin hiçbir hukuki ve ahlaki izahının olmamasında toplanmaktadır. İsrail Başbakanı, “Bizi sevmeyen, bizden nefret eden herkes hedefimizdir.” demektedir. İsrail ordusu şehirleri, köyleri, altyapı tesislerini tahrip ediyor; ambulansları, hastaneleri, okulları, camileri yıkıyor; kadın-çocuk, yaşlı-masum demeden insanların üzerine ölüm yağdırıyor. İsrail’i durdurabilecek hiçbir hukuki kural, uluslararası anlaşma maddesi veya herhangi bir kuruluş yok. Dünyada bazı “saflar”ın dışında kimse İsrail’in yenilemez bir güce sahip olduğunu düşünmüyor; ama bu “haydut devlet”in gücünü Amerika’dan aldığını biliyor. Daha bundan iki ay önce General George W. Casy, önümüzdeki sene ABD’nin Irak’taki askerî varlığını azaltacağını söylüyordu. Geçen hafta da Irak’ta ABD’nin en üst düzeydeki yetkilileri, gelişmelerin kontrolden çıktığını ve Irak’ın derin bir iç savaşın içine sürüklendiğini söylüyor. Apaçık olan şu ki, Amerika, Irak’ta başarısızlığa uğradı ve artık buradan çıkmanın yollarını arıyor. İsrail, büyük bir panik içinde ABD’nin bölgeden çıkmasına engel olmaya çalışıyor, bunun için de Suriye ve İran’a da saldırması için emrivakilere başvuruyor. Ama bu, Amerika’yı çok daha büyük bir bataklığın içine çekmekten başka bir işe yaramayacak; bunu gören Amerikalılar var. 07.08.2006 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


