Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Seyyid Kutub, Bediüzzamanı eleştirmiş midir ? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

Soru : Seyyid Kutub Fizilal’il Kur’an Tefsirinde (Maide:51) “Kafirler ve ateistlere karşı, dini yayma amacıyla bizler ile kitap ehlinin aynı kulvarda yürüyebilecekleri gibi bir sanıya kapılınmasını” eleştirmektedir. Bu eleştirinin Risale-i Nur’lara karşılık yapıldığı iddia edilmektedir. Bu hususu nasıl anlamalıyız ?

El-Cevab :

Merhum Seyyid Kutub’un bahse konu Ayetin tefsirinde , Müslümanların Ehl-i Kitab ile birlikte , materyalizm ve ateisme karşı mücadele edilmesi fikrini eleştirdiği doğrudur ! Bu eleştirisine destek mahiyetinde ; ikiyüzyıllık Haçlı seferlerini , Endülüs – Filistin – Cezayir – Eritre’deki müslümanlara yapılan zulümlerin baş rolünde Ehl-i Kitabın olmasını , bundan dolayı onlarla böyle bir işbirliğini gidilemiyeceğinden bahsetmektedir.

1950’li yılların sonlarına doğru kaleme alındığı bilinen Fizalil Kur’an tefsirindeki bu eleştiriye muhatab olarak , Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur’larda geçen Sahih bir Hadisin tefsirinde :” âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları “(Lem'alar, Haşiye, Sayfa 155) –“Hıristiyanın dindar ruhanileriyle ittifak etmek “ (Emirdağ Lahikası, Sayfa 179)  ifadelerinin eksik anlaşılmasına karşın olduğunu , merhum Kutub'un diğer Ayetlerdeki tefsirlerini incelediğimizde görmekteyiz. .

Çünkü aynı (Maide:51) tefsirinin başında :” İslâm'ın kitap ehline karşı hoşgörüsü ayrı bir şeydir. onlarla dost olmak ayrı bir şeydir.” (Ankebut:46) tefsirinde :” müslümanlar Ehl-i Kitap'la tartışırken, olabildiğince gönül alıcı ve etkili bir dil kullanmaya teşvik ediliyorlar.” (Ali İmran:75) tefsirinde :” Kur'an, ehl-i kitaptan güvenilir. İnsanların da bulunduğunu, onların ne kadar cazip ve aldatıcı olursa olsun kimsenin hakkını yemediklerini belirtir” demektedir. (Ali İmran:113) tefsirinde: “Ayet-i kerime, ehl-i kitaptan hayırlı bir azınlığı istisna tutmayı da ihmal etmeyerek ehl-i kitabın hepsinin bir olmadığı gerçeğini ifade ediyor.” diyerek ,  

1-) Ehl-i Kitaba hoşgörülü olunmasını ,ancak onları dost edinilmemesini

2-) Ehl-i Kitabın hepsinin bir olmadığını , içlerinden hepsinin Zulüm etmediğini ifade etmektedir.

Zaten , Bediüzzaman Hzretleride bahse konu ifadelerinde “İsevilerin hakiki dindarları” veya “Hıristiyanların dindar ruhanileri” ile bir ittifaktan bahsederken , tüm ehl-i Kitab ile bir ittifak değil , Seyyid Kutub’un da üzerinde durduğu makul Ehl-i Kitab ile bir ittifaktan bahis vardır :

Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir. Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyizle hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi san’atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden bu birinci Avrupa’ya hitap etmiyorum. Belki, felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiâtını mehâsin zannederek beşeri sefâhete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa’ya hitap ediyorum. Bil, ey ikinci Avrupa! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki, beşerin saadeti bu ikisiyledir , senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek! "(Lem'alar, Sayfa 119)

Yani hakiki Hıristiyanlıktan feyizlenen ve toplumsal Hayata gerek San’at gerek adalet ve gerekse Hakkaniyeti uygulayan , ve bu doğrultudaki Fen İlimlerini kendine Rehber edinen Avrupa ile bir ittifaktan bahis vardır !

Seyyid Kutub’un 1966 da idam edilerek vefat ettiğini göz önünde bulundurursak , Risale-i Nurların o dönem arabçaya çevrilmediğinden , geçen bu bahisleri  detaylı okumadığını buna isnaden konuya tam vakıf olmadan sanki tüm Ehl-i Kitab ile ateisme karşı bir ittifaktan bahsedildiğini anlamış ve buna itiraz ettiğini, diğer Ayetlerdeki tefsirlerinden anlamaktayız.

Dini uğruna idam edilerek şehit olmuş Seyyid Kutub’u rahmetle anmadan geçemiyeceğim .

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. (Müntehine, 8-9)

 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3185688