Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Hz.Mehdiyi aramak ... Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

Hep bir merak konusu olmuştur : Ahirzamanda beklenen Zat – Hz.Mehdi kimdir ?

O bir şahıs mıdır , yoksa şahs-ı manevi mi? Bediüzzaman Hazretleri bahse konu Mehdi midir ? Yoksa Üstad-ı Sani lakablı Hüsrev abi , yoksa Hocaefendi mi ? Ahirzamanda beklenen Zat’ın 3 vazifesi ile acaba kast edilen mana , 3 farklı kişinin yapacağı farklı hizmetler mi , yoksa aynı kişinin yapacağı 3 vazife mi?  Yoksa , bu vesile ile 3 farklı dönem ile şahs-ı maneviye mi vurgu yapılmıştır ?

Benzer soru eksersizleri Gavsiyyet makamı içinde yapılmaktadır: Acaba zamanın Gavsı kimdir ? Nasıl bir metod izlemektedir ? Peki ya Kutb-u Azam kimdir ? Ya Kutb-ul İrşad makamını kim doldurmaktadır ? Gavs makamını bir kişi mi yoksa dünyada birden fazla kişi mi temsil etmektedir ? Gavs makamındaki Zatlar , Hızır (AS) mdan ders almaktamıdır ?

Üzülerek görmekteyiz ki , Ahirzaman müminleri hadiselere mana-yı harfıyle değil , mana-yı ismiyle bakmayı marifet bilmekte , isimlere takılıp , isimlerin yüklediği manaya nasıl layık olabilirim hususunu düşünmemektedir ! Hz.Mehdi’nin kim olduğu konusundaki merakımızın onda birini , acaba o Zat’a layık bir şakirt, bir kardeş olabilirmiyim sorusunda aramamaktayız …! Zamanın Gavsını aradığımız kadar , diğer insanlara Rabbi Rahimizi (CC) arattıracak , onları bu eksene yönlendirecek Hizmetlerde bulunuyormuyuz ,düşünmemekteyiz …! Kutb-ul İrşad  makamını temsil eden Zat hakkında mütaalalar beyan edecek kadar , nefsimizin kusurlarını mütaala etmemekteyiz…Hızır (AS) mdan ders alanları merak ettiğimiz kadar , ahirzamandaki küfr-ü mutlakın meydana getirdiği hasarları nasıl daha hızlı onarabiliriz sorusunu merak etmemekteyiz ..!

İşte bu ruhsuz ve mana fakiri duruşumuzdan olsa gerek , İttihad-ı İslam harcı birtürlü tutamamakta , İzzet-i İslamiyye Müslümanlar içinde zuhur edememekte , aynı kıbleye yönelsek de , aynı Kur’ana inansak da , aynı Nebi’nin yolunda, aynı eserleri okuyor olsak da Rıza-yı İlahiyeyi kazandıracak hizmetler yerine , manevi bereketsizliğe çanak tutan magazinvari mevzular öne çıkmaktadır.

Sormak istiyorum ; yaptığım hizmetler ,kıldığım namazlar , İslam adına ortaya koyduğum tavırlar Allah katında makbul değilse ,  İhlas ve samimiyet kıvamım Rıza-yi İlahiyeyi celb etmiyorsa , Kader defterinde –hafizanallah- Şakiler güruhundan olarak yazılmışsam , Bediüzzaman Hazretleri mi Mehdi yoksa başkası mı Mehdi tartışmasının, bana ne faydası var? Benim Bediüzzaman Hazretlerini o Makama layık görmemin veya görmememin Allah katında ne ehemmiyeti var ?

Efendimiz (SAV) ,Ayşe (RA) annemizin :”Mahşerde ailenizi hatırlarsınız değil mi?” sorusuna verdiği cevabta “Üç yerde başının çaresine bak ya Ayşe ! Sıratta hatırlıyamam, Mizanda hatırlıyamam, Amel defterlerinin dağıtıldığı anda seni hatırlıyamam ….” hakikatı ortadayken , bu denli bizi endişeye sevk etmesi gereken mevzularla ilgilenmiyoruzda “Benim Şeyhim senin Şeyhinden üstündür..” yarışına, bu tür ucube münazaralara dalıyoruz ? Acaba Allah (CC) bu münazaralardan hoşnut mu diye neden düşünmüyoruz ?

İslam’a Hizmet eden her ferd , cemaat veya tarikatın “Mehdiyyete” Hizmet ettiğini benimsemeli , bu kelimenin ihtiva ettiği mana-yı harfe bakmalı , insi ve cinni şeytanları sevindirecek pek çok fuzuli ihtilaflara bir yenisini daha eklememeliyiz…Hayattayken kendilerinden sudür etmemiş bu tür iddiaları medar-ı münakaşa meselesi yapmamalıyız.

Allah (CC) , bizleri Ahirzamanda İman ve Kur’an Hizmetini ihya eden Mehdi'nin has Şakirtlerden eylesin !

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“Müminler, müminleri bırakıp, kâfirleri velî edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlar tarafından gelebilecek bir tehlike olursa başka!” (Âl-i İmrân, 28)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3102433