Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Bana rağmen yürüyen Kervan Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   
Hz.Adem(AS) ‘dan bugüne kadar gelen Kudsiler Kervanı içinde buldum kendimi, cebr-i bir lutuf ile ….Liyakatım sıfırın altında , hezeyanlarım dizboyu , amellerim yorgun , ihlasım zelzeleler geçiriyor. Sağıma baktım ölmekte olan bir Küheylan , soluma baktım yorgun bir savaşçı…

Dertsiz sinemi , kusurlu nefsimi , uhuvvetsiz kardeşliğimi , enaniyetli benliğimi , vefasız dostluğumu ,günahlar karşısındaki eziksizliğimi, imansız gitme endişemdeki yetersizliğimi , ibadetlerimdeki eksikliğimi ,dünya hayatımın yanında ihmal ettiğim ahiretimi , maddi saltanat uğruna feda ettiğim izzetimi, makam-mansıb uğruna yitirdiğim onurumu düşündükçe…

Temsil noktasındaki acemiliklerimi , örnek olma noktasındaki eksikliğimi , davamı sevdirme noktasındaki hamiyetsizliğimi , bana takılıp yolda kalanları, benim yüzümden Kutsiler Kervanından geriye düşünleri ,sözümüzün eri olmadığımızdan bizim şahsımızda Din-i Mübini İslam’a düşman kazandırdıklarımızı ,vaadlerdeki tutarsızlığımızın vaadlerdeki tutarlılığımızdan fazla olduğunu gördükçe…

Amaç yerine araçları , Rıza-yı İlahi yerine insanların rızasını , hakkın hatırı yerine güçlünün hatırını , haklı garibin yerine güçlü soyluyu , ihlaslı fakirin yerine fasık zengini , “gayretli şakirt” yerine “miskin şakirti” , istidatlı idareci yerine lafazan idareciyi , İlah-i takdir yerine nefsi alkışları, insan kazanma yerine mevcudu korumayı,  önde tuttuğum sürece ….

Yolda kalmamak elde mi ?

Ey inayeti ve merhameti bol Rabbim. Okyanusları kirletecek derbeder halim ortada ,tüm bu eksikliklerime ve nefsimi sana şikayet ediyorum :

-ne olur , yürüyen Kervanın düzenbozanı ben olmayayım !

-ne olur , hedefe varma arefesindeki bu Kudsiler Kervanını ben yavaşlatmayayım

-ne olur , şakilerin ve zalimlerin cesaretlenmesine sebebiyet vermeyeyim

Ey , bana rağmen bu Kervanı yürüten Kadir-i Zülcelal !

Bahtına düştüm….

Hüzünlü bir gurbet yaşamasına sebebiyet verdiğimiz Kervanbaşının Hicreti artık bitsin … O içimizdeyken gönderdiğin extra lutufların , extra inayetlerin , extra mazhariyetlerin olmadan  biz ayaklarımız üzerinde tam duramıyor , dünya-ahiret dengesini tam kuramıyor ve falsolara açık bir hal arz ediyoruz.

Ey , bana rağmen bu Kervanı yürüten Kadir-i Zülcemal !

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3184735