Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Diyalog madem gerekli, neden onca Fetihler yapıldı? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

SORU: Bunca fetihler ve savaşlar niçin yapıldı? Ayet-i Kerime’de geçen : “Birbirine hasım iki zümre….” (Hacc: 19) olarak , hasmımıza karşı Diyalog mu yoksa savaşmı esastır ?

El-Cevab :  Diyalog mevsiminde Diyalog , savaş mevsiminde savaş esastır !

Efendimiz (SAV) öncelikle Diyalog yolu ile Gönülleri İslama kazandırmayı hedeflemiş ve 13 yıllık Mekke döneminde onca zulüm ve baskılara rağmen eline silah almamıştır ! Nitekim Medineye hicretten sonra , yine Medine’deki müşrik ve Yahudi kabilerle Medine Vesikasını imzalayıp , onların İslamı yakından tanıma ve müminlerdeki doğru İslam’ın temsil yolu ile ehl-i vicdan gayrimüslimlerin iman nuru ile tanışmasını istemiş , bunda da muvaffak olmuştur. Diğer yandan onca Diyaloğa rağmen , İslam’a açıktan düşmanlıklarını izhar eden ve Müslümanları öldürmeyi akıllarına koyan Mekkeli Müşriklere karşı , savunma amaçlı mücadeleler yapmış , bu tür İslam düşmanlarına savaşarak ders de vermiştir.
Hudeybiye Barış antlaşmasında , müşrik Huzaa kabilesi ile Mekkeli müşriklere karşı ittifak yapan Efendmiz (SAV) , bir yandan İslamı bilmeyen Huzaa kabilesinin İslamı yakından tanımasına imkan sağlarken , diğer yandan İslama açıktan düşmanlık izhar eden Mekkeli Müşriklere karşı onları yanına alıyor , ileride Müslüman olacak aynı Huzaa kabilesine yapılacak bir saldırıyıda vesile kılarak Mekke Fethinin önünü açmış oluyordu ! 
M.Hamidullah Hocaya göre , Efendimiz (SAV) vefatına kadar iman ve küfür cephesinde ölenlerin sayısı 400’ü aşmazken , Veda hutbesinde Efendmiz (SAV) ile birlikte olanların sayısının 100 bini aştığını belirtmektedir. Ölenler arasında 200 müşrik varsa , kazanılan 100 bin insanın varlığı Diyaloğun önceliğine işaret etmektedir.
- Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et (Enfal,61)
- Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.(Nisa,90)
Ayetlerdeki hakikatler gösteriyor ki , Savaş esnasında bile olunsa , Küfür cephesi size Barış teklif ederse , Savaşmak caiz değildir. Çünkü İslam İnsanları “cennete” kazandırmak için gelmiştir ,yoksa onları Küfür üzerine öldürüp cehenneme ehil hale getirmek için değil !
Özetlersek , Diyalog yolu tıkanmadan savaşmak esas değildir ,savaş mevsiminde Diyalogta ısrarcı olmak bir basiretsizlik bir ferasetsizlik örneği olur !

Ülkemizin bir savaş ile karşı karşıya kaldığı bir durumda ise , takınılacak tavrı Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'den dinliyelim :"Yalnız her meselede olduğu gibi bu süreçte de bazen olur ki konjonktürün gerektirdiği bazı farklılıklar zuhur edebilir. Mesela, küçük çapta ve aksi istikametteki irade ve gayretlerimize rağmen şartlar öyle gerektirir ve bir devlet devletimize savaş açarsa o zaman biz yine dinimizin belirlediği şekilde, savaş hukuku adına ortaya koyduğu disiplinlere göre hareket ederiz. Daha doğrusu hareket etmek mecburiyetinde kalırız. Nitekim bu o dönemin yükümlülüğüdür. Fakat şunu unutmamak lazım, savaş kişilerin ve kurumların değil ancak devletin/devletlerin karar vereceği bir hadisedir. (herkul.org, 04.04.2004)


 

 
 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3165874