Bazı Diyalog karşıtlarını Hz.Ömer’e benzetiyorum Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

“Bazı Diyalog

 karşıtlarını

Hz.Ömer’e

benzetiyorum

::Genc::Adam : Mehmet Talu Hocamızla yapılan Röportajı nasıl buldunuz ?

Dr.Şimşek : Öncelikle sizi tebrik etmek isterim. Gerçekten bir ilke imza attınız ! Röportajın geneline bakığımızda , Mehmet Talu Hoca’nın Diyalog konusunda , işin içinde olmayan her samimi mümin gibi endişelerinin varlığını gördüm. Ehl-i Sünnet anlayışında bir takım sapmalarının olmaması noktasında endişelerini gördüm. Bunlarda gayet doğaldır !

::Genc::Adam : Doğal olan nedir ?

Dr.Şimşek : Şimdi her yiğidin bir yoğurt yeme şekli vardır. Diyalog vardır dedi kendisi , hatta bu ehl-i kitab ile sınırlı kalmamalıdır , ateistlerlede diyalog yapılmalıdır dedi. Yani “Diyalog Kur’an ve Sünnet perspektifinde vardır, yalnız yapılış metodu , uygulama şekli farklılıklar arz edebilir “ demektedir. Bu tesbiti saygıyla karşılamak lazım. Diğer yandan , daha iyi bir usul ile daha iyi bir metodoloji ile bu işin yapılacağını iddia edenler , bunu pratikte gösterirlerse , bizlerde yararlanmış oluruz ! Daha iyisini görürsek , elbette ölçü alırız.

::Genc::Adam : Sizce daha iyisi olabilir mi ? 

Dr.Şimşek :  Şahsen en iyisinin yapıldığını düşünüyorum. Dediğim gibi alternatif bir Diyalog Hizmeti olur ve bu dünya şumüllü yapılırsa , elbette o kardeşlerimizi de destekler örnek alınacak noktalarından istifade ederiz. Yalnız bugün böyle bir alternatif olmadığından , mevcud olanın en doğru olduğunu söylemekte bir beis görmüyorum.

::Genc::Adam : İsterseniz ,Mehmet Talu Hoca’nın endişelerine geçelim biraz , sizce bu endişelerde haklı mı?

Dr.Şimşek :  Bence günümüzde Diyaloğa karşı çıkanlar ile Diyaloğa temkinli yaklaşanları iyi ayırt etmek lazım ! Bir taraf sizi Küfür ile itham ederken ,diğer taraf sizi Küfür ile itham edenlere karşı sahib çıkıyor , sadece tam bilgisi olmadığından yanlış anlaşılmalara sebebiyet verilme noktasında eleştiriyor. Kendilerinin Diyalog sürecinde fazla müdahil edilmediklerinden sitem ediliyor.

::Genc::Adam : Hocaefendinin Diyaloğa karşı çıkan 3 zümre için “Karmatiler , Hariciler , Anarşistler” tesbiti de Talu Hoca tarafından hoş karşılanmadı…..

Dr.Şimşek :  Bir önceki sorunuzda dile getirmeye çalıştığım üzere ; Diyaloğa karşı çıkan ve Diyalog Hizmetlerini yapanları “Tekfir” eden , onları “Hıristiyanlaştırıyorlar” iftirasını atan ve dünyada anarşizm ile İslamı denk tutulmasına sebebiyet verenlerdir. Yoksa Diyaloğun gerekliliğini kabullenmekle beraber, eksik bilgilendirmekten mütevellit birtakım endişeler içinde olanlar değil ! Şahsen bu ikinci kategorideki kardeşlerimizi Hz.Ömer’e benzetiyorum. Hudeybiye Barış antlaşması sonrası Hz.Ömer’in Efendimiz (SAV) ‘me sitem etmesi şeklinde görüyorum. Zahiren Şartlar ve imzalanan antlaşmanın hükümleri Müslümanlar aleyhine gibi gözükmüş ve buna isnaden Hz.Ömer ileride hayatının sonuna kadar pişmanlık duyacağı bir takım sözler sarf etmişti. 2 sene sonra Mekke’nin Fethi ile sonuçlanacak bu Hudeybiye antlaşması yapılmasaydı , Müslümanlar gayri Müslimlerle Diyaloğa geçme imkanını elde etmemiş olsalardı acaba sebebler platformunda Mekke’nin Fethi bu kadar hızlı tahakkuk edermiydi ? Bizde buna isnaden diyoruz ki ; ileride pişmanlık duyacak birtakım beyanları sarf etmeyiniz !

::Genc::Adam : Yine , Diyalog çerçevesinde söylenen bazı husular için “Taviz” deniyor…

Dr.Şimşek :   Taviz verilmişte acaba İslam’ın hangi Farzından ,İmanın hangi rüknünden vazgeçilmiş ? Hocaefendi “Dinimin en küçük geleneğini bile değiştirmekten Allah’a sığınırım” diyor , birileride İslam’dan Taviz veriliyor diyor ve bunu ispatlıyamıyorsa  burda biraz düşünmek lazım ! Mehmet Talu Hocamızla sohbetin bir yerinde bundan bahsedince , kendisine şunu sordum : Efendimiz (SAV) en Sahih Hadis Kaynaklarında ( Buhari/Müslim) "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın ve müjdeleyin." Bir rivayette de: "...Isındırın, nefret ettirmeyin..." buyurmuyor mu? “Taviz” ile “sevdirme” nuansını iyi anlamak lazım !

::Genc::Adam : Prof.Bekir Karlıağ’ın “Hıristiyanların, Yahudilerin, Zerdüştilerin, hatta Budist gibi herhangi bir şekilde bir tanrıya inananların cennete girecekleri….” hususunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Dr.Şimşek :   Mesela bu husus gibi…Şimdi bu soruyu fakire tevdi eden Talu Hocamız dedi ki:” Bekir Bey’in , bu ifadelerini kabul etmek mümkün mü ? “. Tereddütsüz :” Hayır “ dedim. Çünkü bir kere Ehl-i Sünnet perspektifinde “Kelimeyi Tevhid’in” ikinci kısmını dile getirmeyenler ehl-i necat değildir. Aksini beyan eden bir ifade ne Bediüzzaman Hazretlerinde nede Fethullah Gülen Hocaefendi’de görmek mümkün değildir ! Hatta buna isnaden kendilerine , neden bu tür hassas konularda Fethullah Gülen Hocaefendi’nin beyanlarına değilde , başka beyanlara göre hüküm veriyorsunuz , dedim.

::Genc::Adam : Prof.Bekir Karlıağ o zaman yanlış mı söylüyor ?

Dr.Şimşek :  İzahat noktasında eksik söylüyor ! Bir kere “Muhammederresulullah” demeden ehl-i necat olunmaz Hakikatı bir gerçektir. Saniyen ,  yaşadığımız devrin yani Ahirzaman’ın Fetret devri telakki edilmesi meselesi , başta Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Risale-i Nurlarda (Kastamonu Lahikasında) iki yerde zikrettiği bir mevzudur ve elbette gözardı edilmemelidir. Allame Muhammed Ebu Zehre , Muhammed Hamidullah Hoca gibi Fethullah Gülen Hocaefendi’de aynı görüştedir. Ehl-i Sünnet İtikad İmamlarından İmamı Eşariye göre Fetret devri insanları “Biz peygamber göndermedikten sonra azap edicilerden değiliz.” (İsrâ, 17/15) Ayet-i Kerimesine istinaden kendilerine bir peygamber'in daveti ulaşmayan kimseler de Allâh'a iman ile mükellef değildir , azaba müstahak olmanın, tebliği müteakip olacağı hususunu kabul etmektedir. İmamı Maturidiye göre ise kendilerine bir peygamber'in daveti ulaşmayan kimseler de ismini bilmesede bir yaratıcıya (Allâh'a) iman ile mükelleftir. Çünkü Kâinatta, her biri bir kitap binlerce delil varken Allah’ı bilmeyen mâzur olamaz !

::Genc::Adam : Yani ?

Dr.Şimşek :  Günümüzde kendisine İslamın seviyeli ve doğru Tebliği ulaşmayan , veya İslam’ı bir terör dini , başka düşüncedeki insanlara hayat hakkı vermeyen , kadınları insan yerine koymayan , mensublarını dilenciliğe mahkum eden bir din olarak aktarılmış ( birtakım İslam düşmanı medya tarafından) ve kendiside bu kabul üzerine İslam’ı yanlış tanımış , araştırsa bile Hakikatlere vakıf olamamış ve buna isnaden iman etmemiş kimseler , İmamı Eşariye göre ehl-i necat olabilir ! İmamı Maturidiye göre en azından bir Yaratıcıya inanmasını ön koşul kabul etmektedir ki , bu çerçevede olanları ehl-i necat kabul eder.

::Genc::Adam : O zaman Bekir Karlıağ Bey’in dedikleri ile mukayese edersek…..

Dr.Şimşek :  Bekir Hocamız geneli ele almış , yani “tüm Hırsitiyanlar tüm Yahudiler tüm Budistler” demiş ki bu doğru değildir. Peki doğru olan nedir ? Dediğim gibi kendisine İslami Tebliğ ulaşmamış , veya yanlış aktarılmış kimseler olabilir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri (Amelde Şafi , İtikatte Eşari olması münasebeti ile) 2.Dünya Savaşı sırasında yazmış olduğu mektubunda 15 yaşın altında ( baliğ olmayanlar) hangi dinden olursa olsun şehittir , 15 yaşın üstünde olanlar “eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır.” diyerek bu hakikate parmak basmıştır !

::Genc::Adam : O zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor , Almanya’da aynı apartmanda bulunan bir Müslüman Aile , apartmandaki diğer dinlere mensub komşularına İslam’ı seviyeli temsil ve tebliğ ederler ise , onlara İslam’ın güzelliklerini aksettirir ise…

Dr.Şimşek :  İşte o insanlar ,Allahu Alem , Fetret Devrinden çıkmış oluyorlar ve iman ile mesul oluyorlar. Çünkü kendilerine İslam’ın bir terör dini olmadığı ,  diğer din mensubları ile diyaloğun teşvik edildiği , yardımsever ve ikramda bulunulmasının emredildiği , güzel ahlak sahibi olunması gerektiği bilfiil hem hal lisanı ile kal lisanı ile anlatıldığından , bu kimseler Fetret özründen çıkmış ve iman ile mükellef olmuş olurlar , çünkü önlerinde bir örnek var !

::Genc::Adam : Araştırsaydı deniyor , günümüzde internet var , televizyon var, telefon var , yani illa ayağına tebliğ yapılması gerekli değil deniyor ……

Dr.Şimşek :  Bugün internet üzerinde 1000 Site içersinde 800‘ü İslam’ı yanlış tanıtarak , İslam’ı bağnaz bir din olarak takdim ediyor ve bunu yaparken Kur’an ve Sünnetten saptırma deliller getiriyorlar , tabi işi bilmeyen kaynağıda görünce “demek İslam buymuş…” diyerek İslamı anında alternatifler dışına itebiliyor. Bugün Avrupa ve Amerika’da yaşayan Müslümanlara bir sorun, başörtülülere nasıl önyargı ile bakıyorlar …Terörist nazarı ile zarar gelebilir mülahazası ile bakıyorlar…. Çin , Kuzey Kore gibi Dine hayat hakkı vermeyen ülkelerdeki insanların İslam’ı kabullenme zorluklarını varın siz düşünün ! İleride 10 bin site içinde 8 bin'i doğru İslamı tanıtmaya başlarsa o zaman dengeler değişmiştir diyebiliriz...

::Genc::Adam : Bu bir suistimalide beraberinde getirmez mi ? Madem Fetret devriyiz , iman gerekli değil , Farzlar gerekli değil gibi…

Dr.Şimşek :  Bir kere Müslüman olan bir kimsenin Fetret Devri ile bir ilişkisi yoktur. Dinden çıksa irtidat etmiş olur , ve bunun özrüde yoktur ! Saniyen , Bugün Türkiye’de veya herhangi bir İslam beldesinde yaşayan bir gayrimüslim , en az 1-2 seviyeli tebliğe muhatab olmuştur. Dolaysıyla bizim mevzumuz daha çok İslam’ın sesinin soluğunun fazla duyulmadığı yerler için geçerli. Zaten Hocaefendinin  şu tesbiti bu endişeyi ortadan kaldırıyor : “Günümüzün fetret devri olduğunu ifade ederek cehaletin mazeret olabileceğini söylemek, insanlara su-i istimal kapısını açmak demektir. Bu ise önü alınamayacak hataların doğmasına sebebiyet verebilir.”

::Genc::Adam : Peki , Ahirzaman Fetret devri değildir , Fetret devri sadece Hz.İsa ile Efendimiz (SAV) dönemini kapsar diyorlar….

Dr.Şimşek :  Fetret devri genel anlamda o devri kapsadığı varsayılır , yalnız Hz.Musa (AS) , Hz.İbrahim (AS) , Hz.Nuh (AS) dönemindede fetret devrini yaşıyan insanlar vardı. Nitekim Efendimiz (SAV) Deylemi’de geçen bir Hadisinde “Benden sonra ümmetim içinde fetret devri olacak”diyor. Bediüzzaman Hazretleri gibi bir müceddid (ve dolaysıyla bir müçtehit) o fetret devri Ahirzamandır diyorsa bunu hafife alamayız …"Allah katında tek din İslamdır" ( Ali İmran :19) Hakikatına ilaveten, günümüzün fetret devri olduğu da gözardı edilmemelidir.

Yarın : Ahmet Şahin Hoca “Ehl-i Kitab ile amentüde ittifakımzı var” beyanı ile ilgili Mehmet Talu Hocanın tesbitlerine cevab

 
< Önceki   Sonraki >