Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Mehmet Talü Hocaefendi'den Diyalog konusunda "anlamlı" mesaj Yazdır E-posta
Yazar ::Genc::Adam   

Milli Gazetesi yazarı Mehmet Talu Hocaefendi’den Sitemizdeki bir Yazıya gönderdiği anlamlı mesaj :

“ALLAH’ım! Diyalog faaliyetlerine İslam’a fayda verir düşüncesiyle katılanlar, şayet doğru yapıyorlarsa, onları bu çalışmalarında muvaffak eyle, bizi de onlara yardımcı eyle.  Şayet yanlış yapıyorlarsa, İslam’a zarar veriyorlarsa onları hidayete erdir, onları da bizi de yanlış şeyler yapmaktan muhafaza eyle. Amin

“ALLAH’ım! Biz Diyalog faaliyetlerine İslam’a zarar verir düşüncesiyle karşı çıkıyoruz. Şayet bu tavrımızda yanlış yapıyor, farkında olmadan İslam’ın ve Kur’an-ı Kerim’in Dünya’da yayılmasına engel oluyor, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin: “Ahirzamanda benim ismim güneşin doğduğu her yerde duyulacak” Hadis-i şerifinin mazhariyetine gölge düşürüyorsak, bizi hidayete erdir, ta ki bu güzel hizmetin meyvelerini geciktirmiyelim (19.03.2006 , Milli Gazete)

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Abdullah Aymaz Hocaefendi’nin 13.03.2005 tarihli Köşe Yazısında dile getirdiği ve ::Genc::Adam sitemizde detaylı olarak incelediğimiz şu tesbitine :" Eğer biz zararlı şeyler yapıyorsak Allah bizi silip süpürüp götürsün." mealindeki sözler söyledi ve bunları yazdı. Eğer kendilerinin yalancı ve iftiracı olmadıklarını iddia ediyorlarsa, aynı şekilde kendileri "Eğer biz yalan söyleyip iftira atıyorsak, Allah bizi silip süpürüp götürsün." veya Allah'ın lâneti üzerlerine olacak şekilde, şart cümlesinin sonunu samimi olarak tamamlasınlar. Bunu yazı ile de söz ile de herkese ilân etsinler. Aynen mağdur, mazlum ve iftiraya uğrayan zatın yaptığı gibi...”

Milli Gazetesi Yazarı ve İslami çevrelerce sevilen Mehmet Talu Hocaefendi’den kısmen sitemdolu kısmende orta yolu öneren cevablarını genel anlamda makul buluyor ve teşekkür ediyoruz.

Diyaloğun zorunluluğuna değinen Mehmet Talü Hocaefendi :

İslâm’ı tebliğ etmek üzere Müslümanlarla diğer din mensuplarının, hatta dinsizlerin ve ateistlerin diyalog halinde olmasında herhangi bir sakınca yoktur. Daha da ileriye giderek bunun Müslümanlar açısından bir “zorunluluk” olduğunu söylüyorum. Zira Müslümanlar yeryüzünde Hakk’ın yegâne temsilcisidir ve Hak’tan habersiz olan kitlelere onu duyurma görevi öncelikle ve sadece Müslümanlar’a terettüp eder. Biz onlarla diyaloğu kesersek onlara Hak ve hakikati kim ulaştıracak?

Diyaloğun, İslam’dan taviz verilmeden yapılmasına değinen Mehmet Talu Hocaefendi :

Gayr-i müslimleri hidâyete çağırmak için dâvet ve tebliğ faaliyetleri yapılmasına evet; İslâm’dan tâviz vererek diyalog ve hoşgörü yapılmasına kesinlikle hayır!...

Bir müminin başka bir mümini tekfir etmesini yadırgıyan ve bunun tehlikeli bulan Mehmet Talü Hocaefendi , Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında bu tür ithamların olmadığına inandığını vurguluyor :

Sonra bir kimseyi tekfir etmenin; yani kâfir olmadığı halde kâfir olduğunu söylemenin çok tehlikeli olduğunu unutmamak gerekir. Herhangi bir Müslüman, diğer bir Müslümanın kâfir olduğunu söyleyemez. Cezası korkunçtur. Küfürle suçladığı kişi gerçekten kâfir değilse, suçlayan, sırf bu suçlama yüzünden kendisi kâfir olur. Düşünce ayrılığı; İslâm’ın temel akidelerini inkâr noktasında değilse; siyasî, içtimaî ve amelî konulardaki ihtilaflar ve Kur’an-ı Kerim’e dayalı açıklama ve yorumlardaki farklılıklar yüzünden insanların tekfir edilmesi, horlanması, dışlanması, yadırganması; İslâm’ın ruhuna uygun değildir. Bütün tarikat ve mezhep mensuplarının üstkimliği “Müslümanlık”tır. Öyleyse farklı düşünce ve ekollerde yer alan Müslümanların; kendileri dışındaki Müslümanlara bakış ve davranışları bu ölçülerde olmalıdır. Bütün mü’minler mezhep ve tarikat taassubundan uzak bir şekilde birbirlerine İslâm kardeşliği espirisiyle yaklaşmalıdırlar. Teferruata ait farklılıklar kin, düşmanlık ve tefrika nedeni olmamalıdır.

Mehmet Talu Hocaefendinin , yanlış anlmaya matuf bir hususunuda aktaralım ;

İSLÂM’DAN TÂVİZ vererek diyalog ve hoşgörü yapılmasına karşıyım…

tesbiti ile bugün Diyalog Hizmetlerini yapan camia’nın , İslam’dan taviz verdiğini ima etmediğini anlamak istiyoruz. Yoksa aksini iddia etmek su-i zan olmaktadır. Hele hele bu Hizmetleri icra edenlerin İslam’ın tebliğ edilmesine en azından temsil noktasından katkı sağlamadığını düşünmek imkansızdır.

Bu çerçevede Mehmet Talu Hocaefendiye , Diyalog hususunda konunun daha iyi anlaşılabilinir olması babından bir ::Genc::Adam olarak “röportaj” yapmayı teklif ediyoruz. İnşallah Hocamız bu teklifimizi müsbet karşılar , bizde röporatjımızı mümin kardeşliğin gereği olan uhuvvetin derinleşmesi adına burada yayınlarız.

::Genc::Adam

(Not: Mehmet Talü Hocaefendinin , yazımızın başındaki tesbitlerinin diğer tüm Diyalog karşıtı kardeşlerede örnek olmasını temenni ediyoruz.)

Mehmet Talu Hocanın sitemiz için yazdığı Köşe Yazısının tümü için tıklayınız.

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3455581