Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Ahirzamanda Hz.İbrahim'in(AS) dinine mazhar bir hareket: Risale-i Nur Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

                                    

Soru : Kur’an-ı Kerim , Efendimiz (SAV) ‘min Ehl-i Kitaba karşı bir söz beyan ederken” İbrahim’in (AS) Dinine iletildiğini” söylemesinin istenmesindeki hikmet nedir ? Bu yaklaşımın günümüze bakan yönü varmıdır?

Kur’an-ı Kerim , Peygamber Efendimiz‘in (SAV) Ehl-i Kitab’a karşı hitab ederken şu uslubu kullanmasını tavsiye etmektedir:

-Ya Muhammed(SAV) - De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” (En’am, 161)

-Ya Muhammed(SAV) - De ki: “Allah doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” (Ali İmran,95 )

-Ya Muhammed (SAV) - De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” (Bakara:135)

Ayet-i Kerimelerde geçen ve “İbrahim’in (AS) dinine” yapılan vurgu , elbette önem arz etmektedir. Tefsir Kitablarının ittifaken beyan ettikleri üzere , İbrahim(AS) ‘mın Dini ile kast edilen mana “Hanif Din” yani “Tevhid esaslı” dindir. Efendimiz (SAV) bir Hadis-i Şeriflerinde buyurduğu üzere : “Peyamberler anneleri ayrı, babaları bir kardeştirler, dinleri de birdir.”(1)  Madem , Hz.Adem’den (AS) Peygamber Efendimiz ‘e (SAV) kadar ki tüm Peygamberlerin dinleri birdir , ve Tevhid esaslıdır , o halde hangi hikmete binaen Hz.İbrahim (AS) ‘mın dinine bir vurgu yapılmıştır ? 

Konuya Risale-i Nurlardan cevab aramaya çalışalım :Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri , İbrahim(AS) ‘mın dini ve meşrebi ile Risale-i Nurları 4 yerde irtibatlandırdığına şahit olmaktayız :

1-) -'Siz Allah’a ortak koşmaktan korkmazken, ben mi sizin ortak koştuklarınızdan korkacağım? ' (En’âm Sûresi, 6:81.) diyen ve Kur’ân’ın takdirine mazhar olan Hazret-i İbrahim’in (A.S.) ittibâına mükellef olduğumuza işaret eden -İbrahim’in İslâm dini- sırrına mazhar olduğumuzu bilmeliyiz. (2)

Risale-i Nur Şakirtlerinin, Hazret-i İbrahim’a (a.s.) ittibâına mükellef olduğunu ve “İbrahim’in İslâm dini” sırrına mazhar olduğundan bahsederek, Risale-i Nur Hizmetlerinin Hz.İbrahim’in (AS) metodu ekseninde Hizmet edileceğine vurgu yapmıştır.

2-) "Hem madem Risale-i Nur’un mesleği hıllettir. Ve Urfa ise, İbrahim Halilullah’ın bir menzilidir. İnşaallah hıllet-i İbrahimiye parlayacaktır.” (3)

diyerek, Ahirzamanda Hz.İbrahim (AS) mın Hillet (dostluk) meşrebinin esas tutulacağına işaret etmiştir.

3-) ”Evet, Risale-i Nur’un mayası ve meşrebi tefekkür ve şefkat olduğu cihetle, Hazret-i İbrahim’in (a.s.) hususî meşrebi olan tefekkür ve şefkat noktasında tam tevafuk etmek sırrıyla şu sûrede (4) daha ziyade Risale-i Nur’u kucağına alıyor “

diyerek, yine Ahirzamanda Hz.İbrahim (AS) mın “şefkat” ve “tefekkür yolu” ile Hizmet edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor! (5)

4-)  “De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi “(En’am, 161) Şu âyet-i meşhure küllî mânâsının bu asırda muvafık ve münasip bir ferdi Risaletü’n-Nur olduğu gibi…..(6)

Bahse konu Ayetin , Külli manasının ebced hesabı ile Ahirzamanda Risale-i Nur’a işaret ettiğinden bahsetmiştir.

SONUÇ :

Görüleceği üzere , Ehl-i Kitab’a İslamı Davet edecek olan müminlerin izleyecekleri uslub ve metod yönteminde , Ehl-i Kitabın da kabul ettiği ve biz Müslümanlarla ortak bir Peygamber olan Hz.İbrahim (AS) ‘mın , mutlak surette öne çıkarılmasının büyük faydalar tesis edeceği ortaya çıkmaktadır. Ehl-i Kitabla yapılacak bu Diyaloglarda ;” Gelin , madem Hz.İbrahim (AS)  sizinde bizimde kabul ettiğimiz bir Peygamberdir , o zaman Onun Hanif Dini yani Tevhid esaslı Dini üzerinde birleşelim , o Allah’a şirk koşmuyor , Oğul isnadında bulunmuyordu “  şeklinde düşünmelerini sağlamalıyız. Onları bu çerçevede tefekküre sevk etmeli Tevhid’in gerekliliğine inandırmalı ve bunu yaparken aynı Hz.İbrahim (AS) gibi “düşmanlığı” değil “Şefkati” , “Hoşgörüyü” ve “Diyaloğu” öne çıkarmalıyız. Bu zemini hazırlarken değişik Konferanslar , Sempozyumlar tertip etmeliyiz. Hz.İbrahim (AS) mın Hıllet ve Dostluk mesleğini esas tutmalı , İslam’ı temsil etmeden Kalblerde Ruh-i Revani Muhammediyi sevdiremiyeceğimizi görmeliyiz.

Demek ki, Ehl-i Kitab’a karşı Hz.İbrahim (AS) ‘ma ve Dinine vurguda ki pek çok hikmetlerinden birtanesi budur. Günümüze bakan yönünü ile Risale-i Nurlar da tafsil edildiği üzere, Ehl-i Kitab ile Diyalog yapanlar bu metodu esas tutmaları hasebi ile Takdire Şayan bir Hizmet yapmaktadırlar.

                                                                                                            

(1) Buhari, Enbiya 44; Müslim, Fezail 145, (2366); Ebu Davud, Sünnet 14, (4675)
(2) Barla Lahikası, Sayfa 160
(3) Emirdağ Lahikası, Sayfa 407
(4) Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle inkâr karanlıklarından îman nûruna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Sûresi, 14:1)
(5) Şualar, Sayfa 623
(6) Şualar, Sayfa 602

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. (Müntehine, 8-9)

 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3182333