Nurcu(!) Papazlar.... Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

SORU : Medya’da “nurcu papazlar” şeklindeki çıkan haberler , Diyalog faaliyetleri ile ilişkilendirilerek eleştirilmektedir. Konu ile ilgili düşüncelerinizi arz edermisiniz ?

El-CEVAB: “Sağır duymaz uydurur” kabilinden bu yaklaşımlar (1) iyi tetkik edildiğinde , bir süreliğine sizin yanınızda barınmış veya çalışmış insanların , ileriki hayatlarında başka dine mensub bir “din adamı“ olmayı tercih etmeleri , sanki sizin vesilenizle olmuş gibi lanse edilerek olay çarpıtılmaktadır.

Şayet bu iddia doğru olmuş olsaydı , belki bugün yüzbinlerce gencimiz “nurcu papaz” kategorisine terfi (!) etmiş olacaktı , lakin ne hikmetse (!) hadise 2-3 kişi ile sınırlı kalmış. İzninizle iddiaya muhatab bu kişileri kısaca bir tahlil edelim :

1-) Türk Dünyası Ankara Presbiteryen Kilisesi Başpastörü Yavuz Kapusuz :

Gençlik yıllarında ateist olan Kapusuz , olayın seyrini bakın nasıl anlatıyor : “1991’de Kırıkkale’de üniversite öğrencisi iken üç ay kadar bir öğrenci yurdunda kaldım. Ateisttim ve arayış içinde olduğum için sohbetlere katıldım. Kaldı ki bu sohbetler herkese açıktır, isteyen herkes gider, sonra da ayrılabilir. Nurculukla irtibatım bu kadar.”(Zaman Gazetesi , 01.04.2005 )

Bu cemaatin mensupları gerçekten hoşgörülü insanlar, saygı gösteren insanlar. Onlar gibi düşünmeseniz bile size saygı gösteriyorlar. Sıkıntılı zamanlarımda da gerçekten büyük desteklerini gördüm, yardım ettiler. Ateist olduğumu bildikleri halde saygı gösteriyorlardı ve bundan etkilendim. Onların yurdunda kalmak istediğimde ‘Buyurun, kapımız herkese açık’ dediler ve aldılar. Bu tutumları beni çok etkilemişti, halen de değer veriyorum o cemaatin üyelerine. O zaman dinle bir yakınlaşmam oldu ve ilk kez Tanrı’ya inanmaya başladım. ‘Evet, böyle insanlar da varmış, demek ki herkes kötü değilmiş’ diye düşündüm.” (Tempo , 18 Mart 2005)

Görüldüğü üzere , ateistken barınma noktasında cemaat yurdunda kalan Kapusuz’a gösterilen ilgi ve alaka , herhalde onu ileride “papaz” olsun diye değil , kendi ifadesi ile Allah’a inanmasına ve içinde bulunduğu arayışa destek mahiyetinde olduğu aşikardır. Eğitimini yarıda kestiğinden dolayı 3 ay kaldığı yurt ile ilişkisini kesen Kapusuz , acaba nasıl “nurcu papaz” oluyor anlamış değiliz. Şayet 3 ayda “papaz” yapılabiliniyor idiyse , 3 yıl yurtta kalıp “papaz” olamayanlara ne demeli ?

2-) İstanbul Moda Presbiteryen Kilisesi Papazı Turgay Üçal :

13 Ekim 1982 ile 1 Mart 1984 tarihleri arasında (1.5 sene) Fatih Koleji’nde işçi statüsünde çalıştığı bilinen Üçal ‘ın bu çalışma sürecinde Fatih Kolejinde nasıl bir telkin alıp “nurcu papaz” olduğunu kendisi bile şaşırmış olacakki bu ithamların ‘art niyetli’ açıklamalar olduğuna dikkat çekerek, “Birileri politik çıkarlar için bunu kullanıyor.” diyor . (Zaman Gazetesi , 01.04.2005)

1979 yılında vaftiz olduğunuda bildiren Üçal’ın (Milliyet, 15 Aralık 2001) , Fatih Kolejinde çalışmadan 3 sene önce önce Hıristiyanlığı tercih ettiğini bildirmesine rağmen hala birilerinin Kolejde “nurcu“ olduktan sonra papazlaştığını iddia etmesi  en hafif tabiri ile cehaletten öteye geçmiyor!

3-) Papaz Serkan Yüksek :

İddiaya göre , Aksiyon dergisinin internetteki 564. sayısında, Hatay kardeşliği haberinin altında , google reklamlarında bir misyonerlik sitesinin reklamı yayınlanmış. Aksiyon Dergisi Reklam Müdürü bu iddiayı yalanlamasına rağmen , biz bu reklamın sehven google tarafından yayınlandığını kabul edelim. Bahse konu internet sitesinin papazı olan Serkan Yüksek , kazara yayınlanan bu google reklamlarından dolayı birden “nurcu papaz” oluverdi !

Biri ateistken 3 ay yurtlarda kaldı diye , diğeri Hıristiyanken 1.5 sene çalıştı diye , bir diğeride google reklamlarında yayınlandığı iddia edilen misyonerlik sitesinin editörü diye “nurcu papaz”  oluverdiler…

Bu “nurculuk” ne ilginç bir şeymiş , yanından geçeni bile “papaz” yapıveriyor….

(1) Yeni Mesaj - 31.12.2004 ,02.04.2005,21.12.2005  tarihli M.Emin Koç Yazıları


 
< Önceki   Sonraki >