Bediüzzaman perspektifinde Mehdi-Süfyan , Hz.İsa(AS)-Deccal münasebetleri Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   
SORU : Ahirzamana yön verecek şahıslardan “Mehdi-Süfyan” ve “Hz.İsa(AS) -Deccal “’ın birbirleri ile  münasebetlerini ve mücadele keyfiyetlerini kısaca izah edermisiniz ?

El-Cevab : -Allahu Alem bissevab-

Günümüzde Hz.İsa (AS) , Hz.Mehdi , Süfyan ve Deccal tabirlerini daha çok Şahs-ı manevi ve fikri bazda değerlendirmek bizleri daha isabetli neticelere götürmesi adına tercih edilmelidir.(1) Diğer yandan her bir şahs-ı manevinin başında, kendine has bir Komutanın olduğu gerçeğinide Adet-i Sübhaniyenin bir gereği olarak göz önünde bulundurulmalıdır.

Ahirzamanda Alem-i İslam içinde -Müslümanların yaşadığı ülkelerde , özellikle Türkiyede -(2)  “Hak-Batıl”, Hayır-Şer” , “ İman-Küfür” temsilcileri olan “Mehdi-Süfyan (3)” münasebetlerinde , bir tarafın manevi yıkım ve tahribatına karşın , diğer tarafın tamir ve ıslah cihetiyle mücadele edeceğini görmekteyiz. (4)

Halbuki Hz.İsa (AS) –Deccal’iyetin mücadele alanı İslam Aleminde değil , tüm insanların yaşadığı bölgelerde gelişecek ve İslam’ın inkışafını engelleme mahiyetinde olduğundan , tamir ve tadilden ziyade , doğrudan ve açıktan reddederek, inkar-ı uluhiyet fikrini çürüterek yani ilmen öldürerek gerçekleşecektir.Bu mücadeleyi Hıristiyanlığın Hakiki Dini olan Tevhid inancına mazhar ve “Müslüman İseviler” ünvanına layık kimselerin , Hıristiyanlığın İslam’a tabi olmasına çalışmaları neticesinde gerçekleşeğini Bediüzzaman Hazretleri bildirmektedir.(5)

Süfyan , Efendimiz (SAV) ‘min Risaleti yönü ile İslam’a zarar vermeye çalışırken , Deccal ise doğrudan Allah’ın varlığını inkar cihetiyle İslam’a zarar verecektir. Süfyan’ın tahribine Hz.Mehdi tadil ederken , Deccalın dehşetli hücumlarına ancak Hz.İsa (AS) mukabelede bulunup öldürebilecektir. (6)

Süfyan ve Deccal’ı insanlar bilmiyecek , hatta kendileri bile kendilerinin Deccaliyeti temsil ettiklerinibilmiyecektir. (7) Hz.İsa (AS) ‘ da ise, iman nuru ile gelişen hadiseleri tahlil edenler Onu tanıyacak , yoksa çoğu yine tanımıyacaktır (8)

Hz.İsa (AS)’mın “Mesih” ünvanı , Ahirzamanda Deccal ve Süfyan’ada verilecektir. Deccal , Hıristiyanların aslına rucü etmesini engellemeye çalışarak Yec’üc ve Mec’üc’e zemin hazırlarken (zulüm ve terör) , Süfyanda Müslümanların Tahkik-i İman yoluna mayınlar döşeyecektir. (9)

Vazifeye başlama noktasında öncelik sahibi olan Hz.Mehdi , Ana vazifeleri olan tahkik-i imanı neşretmek , İslamın Ana hükümlerini icra ve tatbik ederek son vazifesi olan İttihadı İslamın tesisi için İsevi ruhanilerle ittifak etmektir. (10) İşte bu ittifakın neticesidir ki , Hz.İsa (AS) mın nuzülü gerçekleşecek , ve Hz.İsa (AS)  İnkar-ı uluhiyet güden Dinsiz Deccaliyet fikrini öldürecektir. (11)

Hem Hz.İsa (AS) ‘mın , hem Hz.Mehdi’nin , hem Süfyan ve Deccalın birer cemaati veya komitesi vardır. Zaten asıl mücadelede bu heyetler arasında olacaktır .(12)

Netice olarak , bu ve benzeri konularda ifrat derecesinde tahlillere girerek yerli-yersiz malayani beyanlarda bulunmak , hem müminler arasında uhuvvet ve ihlasın zedelenmesine sebebiyet verir hemde konulara yabancı olan kişileri evhama sevk etmesi açısından sakıncalar doğurur. (13)

O zaman asl-i vazifemiz olan Hizmet-i İmaniye ve Kur’aniyye noktasında Din-i Mübin-i İslama faydalı olmaktır ! Allah bizleri İslam’ın muzafferiyeti için mücadele eden talihli kulları zümresinden eylesin !

Dipnotlar :
(1)”Bu zaman, şahs-ı mânevî zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâkî hakikatler, fâni ve âciz ve sukut edebilir şahsiyetlere bina edilmez. (Sikkeyi Tasdik-i Gaybiyye , Sayfa 11) Hattâ şöyle bir cemâatin Şahs-ı mânevîsi bir velî-i kâmil hükmüne geçebilir; inâyâta mazhar olur.(Mektubat , sayfa 361) Madem Risale-i Nur şakirtlerinin bir şahs-ı mânevîsi var; şüphesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir. (Lemalar , Sayfa 171 ) Zaman cemaat zamanıdır. Cemaatın ruhu olan şahs-ı mânevî daha metindir (Mesneviyi Nuriye , Sayfa 87) Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı maneviye göre olur. Maddi ve ferdi ve fâni şahsın mahiyeti nazara alınmamalı. (Kastamonu Lahikası , Dayfa 8 ) bütün fazileti Kur’ân’ın tefsiri olan Risale-i Nur’a ve dolayısıyla Nur şakirtlerinin şahs-ı mânevîsine verip kendini âdi bir hizmetkâr bilmesi… “(Şualar , Sayfa 326 )
(2) " Bir rivayette,İslâm Deccalı Horasan taraflarından zuhur edecek (Kenzü’l-Ummal, 11:261,301; Şerü’s-Sünne, Begavi, 7:326.) denmiş. Bunun bir tevili şudur ki: Şarkın en cesur ve kuvvetli ve kesretli kavmi ve İslâmiyetin en kahraman ordusu olan Türk milleti, o rivayet zamanında Horasan taraflarında bulunup daha Anadolu’yu vatan yapmadığından, o zamandaki meskenini zikretmekle Süfyanî Deccal onların içinde zuhur edeceğine işaret eder. “ (Şualar , sayfa 515)
“Rivayetlerde, vukuat-ı Süfyaniye ve hâdisât-ı istikbaliye Şam’ın etrafında ve Arabistan’da tasvir edilmiş. Allahu a’lem, bunun bir tevili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak’ta ve Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, râvîler kendi içtihadlarıyla, daimî öyle kalacak gibi mânâ verip, merkez-i Hükûmet-i İslâmiye yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler.” (Şualar , sayfa 505) (Not: İslam’ın en son Hilafet merkezi İstanbul olması hasebi ile yine Türkiye’ye işaret vardır)
(3) Süfyan denilen İslâm deccalının varlığı hakkında bir çok hadis vardır. Bunlardan birisi için bk: (el-Hâkim, el-Müstedrek: 4:520.)
“İslâmların Deccalı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali’nin (r.a.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccalı Süfyandır, İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccalı ayrıdır. “ (Şualar ,Sayfa 504)
(4) “Hazret-i Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek, yani Âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (a.s.m.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdî cemiyetinin mucizekâr mânevî kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak.”(Mektubat , Sayfa 426) “…çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılır.” (Şualar , sayfa 514)
(5) Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı mânevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevîsini temsil eden Deccalı öldürür; yani, inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek.(Mektubat , Sayfa 12)
“Hem Âlem-i insaniyette inkâr-ı ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesât-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaati namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cemiyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak, beşeri inkâr-ı ulûhiyetten kurtaracak.”(Mektubat , Sayfa 426)
"İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur’ân’a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.” (Mektubat, Sayfa 12)
“Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzulüyle o dinsiz meslek mahvolur, ölür.” (Şualar,Sayfa 501)
(6) “Birisi: Nifak perdesi altında risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr edecek, Süfyan namında müthiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı, Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan ehl-i velâyet ve ehl-i kemâlin başına geçecek, Âl-i Beytten Muhammed Mehdî isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyanın şahs-ı mânevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.
İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüt eden bir cereyan-ı nemrudâne, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir.”
(Mektubat,Sayfa 60)
"(Deccal) O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa (a.s.) onu öldürebilir, başka çare olamaz" (Şualar, Sayfa 501)
(7) “Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar (Şualar ,sayfa 498) “Deccâl dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de bidâyeten deccâl olduğunu bilmez.” (Sözler , sayfa 310)

(8)” Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.” (Mektubat , sayfa 61)
(9) “Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama "Mesih" namı verildiği gibi her iki deccala dahi "Mesih" namı verilmiş ve bütün rivayetlerde denilmiş. Bunun hikmeti ve te’vili nedir?
Elcevap: Allahu a’lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Mûseviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle şeriat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye’cüc ve Me’cüc’e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan "Süfyan" dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmaya çalışarak, hayat-ı beşeriyenin maddî ve mânevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine bataklığında birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz.”
(Şualar , sayfa 512)
(10) “Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak…… O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektedir………O zatın üçüncü vazifesi, hilâfet-i İslâmiyeyi ittihad-ı İslâma bina ederek, İsevî ruhanîleriyle ittifak edip din-i İslâma hizmet etmektir.” (Sikkeyi Tasdik-i Gaybiyye , Sayfa 11)
(11) “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir.” (Mektubat , Sayfa 60)
“Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir, Hazret-i Mehdîye namazda iktida eder, tâbi olur" 1 diye rivayeti, bu ittifaka ve hakikat-i Kur’âniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret eder”.(Şualar , Sayfa 507)
(12)” İsa Aleyhisselâmı nur-u iman ile tanıyan ve tâbi olan cemaat-i ruhâniye-i mücahidînin…(Şualar sayfa 508)  Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. (Şualar , sayfa 507) Hazret-i Mehdî’nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akaranesini tamir edecek. (Mektubat , Sayfa 426) bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdînin şakirtleri olabilir.” (Şualar ,sayfa 620)
(13)”büyük dairenin câzibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, mâlâyani ve âfâkî işlerle meşgul eder. Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymettar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür” (Şualar,Sayfa 184)
“onlar hakikî vazifelerini yapıyorlar; mâlâyani şeylerle iştigal etmediklerinden ve kaza ve kaderin vazifelerine karışmadıklarından ve enâniyetten gelen hodfuruşluk ve tenkit ve telâş etmediklerinden.. “( Şualar,Sayfa 282)
“ Şapka ve ezan meseleleri ve Deccal ve Süfyan ünvanları, Risale-i Nur şakirtleri yabanîlere karşı lüzumsuz medâr-ı bahis ve münazaa edilmemek lazımdır ve ihtiyat etmek elzemdir ve itidal-i demmi muhafaza etmek vaciptir.” (Kastamonu lahikası , sayfa 192)

 
< Önceki   Sonraki >