Bu zaviyeden , Diyalog doğrudan bir tebliğ yönteminden ziyade , temsil noktasında , dolaylı
fakat daha kalıcı bir tebliğ imkanı sağlamaktadır. Hem İslamı sevdirmek isteyeceksiniz ,
hemde muhatabınızı ;doğru bile olsa; Küfür ile ebedi cehennemlikle itham edeceksiniz.
Bediüzzaman Hazretlerinin “Her doğruyu heryerde söylemek doğru değildir” fehvasınca bu
yanlış olur. Elbette muhatabınız size sorar ve İslam’a göre kendi durumları hakkında bilgi
istenirse o başkadır. O zaman kendi peygamberlerine iman etmelerine ilaveten Efendimiz
(SAV) ‘ me iman edilmesi noktası izah ve ikna edilir nitekimde edilmektedir.
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 1990’lı yılların başında İnancın Gölgesinde isimli eserinde
yazmış olduğu “Tevrat ve İncil Peygamberimizin Nübüvvetine Delildir “ yazısında ,
günümüz Tevrat ve İncilinde onca tahrife rağmen yinede Efendimiz (SAV) ‘me işaretlerin
olduğunu ispatlamaktadır. Bunu ispatlamak , Diyalog faaliyetlerinde bu Hakikatı uluorta dile
getirmenizi gerektirmez , çünkü bazen zamansız çıkışlar elinizdeki elmas kıymetindeki
Hakikatleri , cam parçaları hükmüne indirgemektedir. O açıdan , şayet ileride bu konular bir
taleb olarak gündeme gelirse ozaman elbette bu ve benzeri tüm Hakikatler uslubuna uygun
sarih bir şekilde dile getirilir.
Unutmayalım ki ; Diyalog faaliyetlerine katılan Ehl-i Kitab ruhanileri , Diyalog öncesi semavi
bir din olarak bile kabul etmedikleri İslamı ve Peygamberimizi (SAV) , bugün semavi bir din
nazarı ile bakmaları bile Diyaloğun ve Diyalogta uygulanan yöntemin haklılığını ispatlamaktadır.
Gönül arzu ediyor ki ; Diyalog faaliyetlerinin yöntemini eleştirenlerin , bu konuda daha güzelini
yapıp örnek olmalarıdır….