Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Neden müminler/cemaatler arası Diyalog yapmıyorsunuz ? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

SORU : Dinlerarası Diyalog ile İslamın doğru ve seviyeli Temsil edilmesine katkı sağladığınızı belirtiyorsunuz . Peki , diğer Dinlerle yaptığınız Diyaloğu , neden diğer cemaatlerden esirgiyorsunuz?

                                 

"Müminler kardeştir" fehvasınca , elbette müminler arasında diyaloglar , görüşmeler , fikir teatileri veya en azında dualaşmalar özellikle günümüz Dünyasında bir zarurettir , bir vefanın gereğidir. İslami camiada , bu tarz Diyalogların olmadığını söylemek yanlış olur. Fethullah Gülen Hocaefendinin 1991 Yılında çıkan "İnancın Gölgesinde" isimli Eserinde yazmış olduğu "Dine Hizmet eden Şahıs ve Cemaatlerin birbirleriyle münasebetleri nasıl olmalıdır ?"  (1) isimli Makalesi , aslında müminler arası Muhabbet ve Diyaloğun zaten var olduğunun bir göstergesidir.

Bir örnekle izah etmiş olalım : Hocaefendi 1992 yılında ziyarete gittiği Avustralya'da , bir yurdumuzun açılışı münasebeti ile bulunduğu ortamda daha önce tanışmadığı ve mahzun bir halleri olan 2 kişi ile tanışır. Daha sonra çevresindekilere sorar , bunlar kimlerdi diye . Derlerki , bunlar Süleyman Efendinin cemaatinden kişilerdi. Hocaefendi şu can alıcı hususu beyan eder :" Keşke bu Yurdu onlar açıyor olsalardı da , bizler onların açılışına gelmiş olsaydık"

Evet , müminlerin icraat ve gayretleri , kimin eli ile olmuş olursa olsun , madem Allah (C.C.) ve Resulune (SAV) Hizmet ediyor , ve Din-i Mübini İslamı Kalblerde ihya ediyor , o zaman bunu alkışlamak her müminin Şiarı olmalıdır. Bu alkışlamayı bile mümin kardeşinden mahrum edenlerin, onlardan Diyalog adına ilk adım atmalarını beklemeleri  bir samimiyetsizlik göstergesi olarak karşımızda duracaktır.Biz herşeye rağmen Yunsu'un "Vurana elsiz , sövene dilsiz ve gönülsüz " olma noktasında bize düşeni bu noktadan yapmaya çalışıyor ve yapmaya devam edeceğiz.(inşallah)

(1) http://www.gencadam.net/content/view/398/38/

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

Sözler

“Müminler, müminleri bırakıp, kâfirleri velî edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlar tarafından gelebilecek bir tehlike olursa başka!” (Âl-i İmrân, 28)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 3461686
Şuanda 2 misafir bağlı