| Şanlıurfa'da Kıyılan Bir Nikâh... |
|
|
| Yazar Hüseyin Gülerce ile Pazar Sohbeti | |
|
Şanlıurfa'da Kıyılan Bir Nikâh Etrafında Koparılan Fırtına: Gülen Grubu Vatikan'ın Emellerine Hizmet mi Ediyor? (13 Mart 2005 Tarihli Pazar Sohbeti'nin Transkripsiyonu)
Hüseyin Gülerce: Yönetmenimiz hazır mı, evet şimdi biraz önce de ifade etmiştim Şanlıurfa Dergah Camii İmamı Sabri Yazar telefonda onunla ilgili konu da şu; şöyle bir iddia dolaşıyor. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı 2000 yılında Şanlıurfa Harran’da Türkiye de şu ana kadar yapılmış en etkili dinler arası diyalog toplantısı düzenlendi. Toplantıda çifte vatandaşlık gibi bir benzetme ile çifte din sahibi olma mizanseni ortaya atıldı. Yani yani, hem Hıristiyan hem de Müslüman olma durumu mizanseni hazırlandı bunu ifade edebilmek Hıristiyanlığın hak bir din olduğunu geniş kitlelere duyurabilmek için de bir Müslüman kadınla bir Hıristiyan erkeğin nikâhı kıyıldı. Prof. Dr. Lester ile Meryem evlendirildi. Üstelik de bu evlilik bizzat Papa tarafından istenmişti.” deniyor bu iddiada şimdi o nikahı kıyan Sabri Yazan Şanlıurfa Dergah Cami İmamı. Hocam siz de dinlediniz bu nikah nedir aslını bize bir anlatır mısınız? Sabri Yazan: Efendim ben kendi odamda şimdi telefon ettiğiniz yerde otururken burada Harran Oteli var Şanlıurfa’da. Saat 9-10’larda bana bir telefon geldi. O diyalogun olduğu sıralardaydı. Dediler ki burada bir Hıristiyan Müslüman olmuş. Müslüman bir kadınla evlenmek istiyor. Hocam bunun nikâhını kıymak için oraya getirmek istiyoruz. Ben kendilerine dedim ki bu Hıristiyan’ın Müslüman olduğunu tespit edebilmesi için müftülüğe gitsinler, müftülükte Müslüman olduğunu tescil ettirsin, nikahı da ne gerekirse orada kıydırırlar. Böyle cevap verdim dedim ben kıydırmam. Çünkü biz nikâhı kıymamız için vatandaşlarımızın önce resmi nikâhları olması gerekir, fakat bunlar yabancı oldukları için ben onları müftülüğe havale ettim. Biraz sonra müftülükten telefon geldi dediler ki bu bir Hıristiyan buraya gelmiş Müslüman olmuş, daha önce de Müslüman olduğunu söylüyor. Müslüman bir kadın da var kaydettireceğiz sizin camide burası aynı zamanda Hz. İbrahim’in de makamı olduğu için burada dini nikâhlarını kıydırmak istiyorlar. Ve ben de oldu müftü bey mademki böyle istiyorlar müftü bey de İbrahim Duman Bey şu anda Yozgat müftüsü kendileri ile beraber geldiler kalabalık bir cemaat de vardı. Biz camiye gittik, camide bu adam profesör dediler ki Müslüman olmuş ben de ona önce kelime-i şehadeti Arapça “eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu ve eşhedü enne İsâ rasûlullâhi ve kelimetuhû elkâhâ ilâ Meryeme” kendisine aynı Arapça ibareyi tekrar ettirdim. Ve daha sonra İngilizce bilen bir arkadaşla mütercim vasıtasıyla, onun manasını Allah’ın varlığına birliğine inandığını Hz.İsa’nın Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna inandığını üçlü, teslis akidesini inkar etiğini, kendisi İslam camiasına dahil olduğunu Kur’an ve sünnete inandığını Müslüman olduğunu ikrar etti. Bunu ikrar ettikten sonra diğer kadın da zaten ismi Meryem’di dediler ki bu Lübnan’lı Müslüman bir kadındır daha önce. Hatta bu adam da daha önce Müslüman olmuş bunun ismini de İbrahim olarak değiştirdik. Ve her karşılığında Hanefi mezhebi üzerinde cemaatin huzurunda onun nikâhını, Müslüman’ı Müslüman nikâhlamak suretiyle nikâhını kıydırdık. Hatta ondan sonra burada bazı arkadaşlarımız da vardı şu anda yanımdalar. Mesela o cemaatten bir kardeşimiz de şahittir. Hatta iki tane de Kur’ân-ı Kerim de getirdi. Onlara birer Kur’ân-ı Kerim de hediye etti. Namaz vaktiydi, beraber namaz da kıldık. Birçok genç vardı, o gençlerden birçoğu ağlıyorlardı. İyi bir Hıristiyan profesör gelip burada Müslüman olmuştur diye. Hüseyin Gülerce: Hocam Allah razı olsun. Biz de kaynağından öğrenmiş olduk meseleyi. Sabri Yazan: Ondan sonra da ben ertesi gün bazı meselelerde işte efendim çifte bugün hem diyalog, bir Müslümanı bir Hıristiyan’a nikah ettiniz denildi. Ben Zaman Gazetesi’ne telefon ettim. Böyle bir durum olmadığını, bunun yalan olduğunu bunun tekzip edilmesini söyledim. Arkadaşlar dediler, biz yukarıya bildiririz. Bildirmemişler veya bildirmişlerse de tekzip yapılmadı. Ben bir gazete de görmedim. Hüseyin Gülerce: Peki Hocam hayırlı günler diliyoruz. Sabri Yazan: Eğer istiyorsanız burada şahit de var. Ali Bulaç: Bir tavzih edilmesi bakımından. Hüseyin Gülerce: Ha bi dakika Ali Bulaç hocamızın bir şeyi… Ali Bulaç: Hocam, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu” bunu söylettiniz mi hocam? Kelime-i şehadeti, yani Muhammed sas'in Allah’ın kulu ve Rasulü olduğunun ikrar etti mi? Sabri Yazan: “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu ve eşhedü enne İsâ rasûlullâhi ve kelimetuhû elkâhâ ilâ Meryeme” aynen bunu bizzat teker teker tekrarlattırdım kendisine. Ondan sonra da Türkçesini de Allah’ın varlığına birliğine peygamber (sas) Muhammed Mustafa’nın risaletine inandığını, Hz. İsa’nın Allah’ın kulu ve Rasulü olduğunu Hıristiyanlığı terk ettiğini İslamiyet’e girdiğini ikrar etti. Hüseyin Gülerce: Mesele anlaşıldı, tekrar teşekkür ediyoruz size hayırlı günler diliyoruz size. Bir ara vermeden önce buyurun Harun Bey. Harun Tokak: Şimdi Allah’tan ki hocamız sağ ve Allah uzun ömürler versin hocamız sağ bunları söyledi. Şimdi aşağı yukarı 2000 yılından beri bu nikah üzerine onlarca yüzlerce yazı yazıldı ve senaryolar üretildi. Bu senaryoların en önemlilerinden birisi işte Papa John Paul 1996 yılında Müslüman erkekler Hıristiyan kadınlarla ehl-i kitap olduğu için evleniyor ki bu bizim aleyhimizedir. Bir davranıştır. Öyle ise Hıristiyan erkekler de Müslüman kadınlarla evlensin emrinde ve tavsiyesinde bulunmuş. Bir Papa olarak bulunur yani bunda bir şey görmüyorum yani herkes kendi lehine konuşacak tabii. Prof. Dr. Bekir Karlığa: Şimdi bu ruhsat anlamına gelir onları için. Harun Tokak: Fakat bunun şeyi olacakmış tabii bunu kim tatbik edecek tabii ki bu Türkiye de tatbik edilecek. Kim yapacak bunu tabii ki Fethullah Gülen bu projeyi gerçekleştirecek. Peki, bunun ilk örneği ve somut bir şeyi nerede oldu Harran’da ve işte bu nikâhı örnek gösteriyorlar. Israrla bunu gösteriyorlar. Bunu defalarca kendilerine faks geçmeme rağmen çünkü o metinde de yani haberin alt metninde de bu var, bu nikâhların Amerika’da resmen kıyıldığı yani bizim dışımızda evlenmiş bu insanlar. Buraya geldiklerinde de o kadın ben İslami nikah arzu ediyorum demesi üzerine işte bu muhterem hocamız kelime-i şahadet getirtiyor, teslisi kendisine reddettiğini ifade ettiriyor, ve orada bu nikah kıyılıyor ben de bu nikahın kıyılmasından toplantıdan sonra haberim oldu. Ama öyle bir mizansenler düzenleniyor ki yani Vatikan’ın bir Müslüman kadınlarla evlenme projesini ortaya koyan bir toplantı olarak Harran kamuoyuna takdim edilmek isteniyor. Deniyor ki Allah’tan hocamız hayatta telefona bağlandı kendilerine teşekkür ediyoruz bizi de böyle bir yükten kurtarmış oldu. Ve ifadelerin ne kadar temelsiz asılsız daha sonra bu olayın peşine düşüyorlar. O zaman ki dönemin Urfa müftüsüyle görüşüyorlar Urfa müftüsü de doğruları anlatmasına rağmen siz yanlış yapıyorsunuz demesine rağmen ısrarla hala bu konunun aleyhinde ve çarpıtarak yazmaları çok acı. Hüseyin Gülerce: O söylediğinde atlamamamız gereken bir nokta var. Benim anladığım kadarıyla gazete haberindeki bir dikkatsizlik de buna bir fırsat vermiş gibi çünkü onun üzerine hocamız aramış bakınız. Harun Tokak: Kelime-i şahadet getirmeden önce adam Hıristiyan olduğu için haberdeki o şekilde yanlış anlaşılabilecek bir boyutta yani Hıristiyan biriyle Müslüman biri evlendi ama kelime i şahadetten sonra adam Müslüman oldu haberdeki küçük bir zuhul... Hüseyin Gülerce: Ama burada su-i zanla bakılırsa meseleye... Harun Tokak: Yerinde araştırmışlar, görüşmüşler yani sonuçta hüsnü niyet görmüyorum en azından. Hüseyin Gülerce: Evet ben de o tarafa dikkat çekmek istedim. Hüsn-ü zanla bakılmamış meseleye yani bir kısa ara daha vermemiz gerekiyor Pazar Sohbeti'nin son bölümüne geçmeden bir ara daha veriyoruz efendim. Hüseyin Gülerce: Efendim Pazar Sohbeti'mizin son bölümüne geldik arada da ifade ettim konuşacağımız konuların hepsini konuşmamız için süremiz yetmedi maalesef onun için haftaya aynı konuklarımızla misyonerlik konusunu da eksik bıraktığımız konuları ele alacağız. Muhterem Hocam ilâhi dinler konusunu bir de sizden dinleyelim Prof. Dr. Bekir Karlığa: Efendim iman esasları imanın altı esası semavi dinlerin hepsinin temel ilkesidir. Ve bütün dinlerde Allah’a peygamberler kitaplara ahiret gününe öldükten sonra dirilmeye iman vardır. Aralarında farklı yaklaşımlar yorumlar değişik anlayışlar vardır. Ama temel değerler dediğimiz bazı değerler noktasında semavi dinler ortaktır. Bunların on emirde belirtilen ahlak ilkeleri de gene evrensel dinlerde semavi dinlerde ortak olan değerlerdir. Bu bakımdan bunlar arasındaki farklılıkların zikredilmesi ayrı ama bu inanç esaslarını kabul etmek onlar içinde geçerlidir. Ben aynıyla katılıyorum. Ali Bulaç: Efendim ben de bu dinler arası diyalogla ilgili bir şeyler söyleyeceğim bu gün bunları yani müslümanların bütün dünyadaki güvenlikleri ile ilgili yani gelecekleri ile ilgili bir konudur bu çünkü bu Huntington’un tezi dinlerin ve medeniyetlerin çatışmasını esas alır. Ve büyük güçlerin bunu kullanarak İslam âlemini işgal etmesi el koyması kaynaklarına konseptine dayalı bunun panzehiri dinler arası diyalogdur. Yani dinlerin bir biri ile çatışmasına medeniyetler çatışmasına hiç mahal yoktur. Din müntesipleri bir araya gelir ortak konularda, ortak sorumluluklar yüklenilebilir ama bu demek değildir ki dinler halitasından bir din çıkacaktır hâşâ hiç kimsenin aklından böyle bir şey geçmez bunun altını çizmek istedim. Kaynak: tr.fgulen.com, 21.03.2005 |
| < Önceki |
|---|


