|
Kırık aynada Gülen portresi |
|
|
|
Yazar Muhsin Öztürk
|
|
“Küresel Barışa Doğru”, Fethullah Gülen hakkında çalışan akademisyenlerin yerli ve yabancı dergilerde yayınladığı makaleler ve Nicole Pope gibi yabancı gazetecilerin Gülen'le yaptığı söyleşiler yer alıyor. Daha önce çıkan köşe yazıları ve söyleşiler toplamına göre daha derin ve ayrıntılı analizler içeriyor.
Kitapta entelektüel kimliği ile tanıdığımız kalemlerden çıkmış makale ve röportajlar yer alıyor. Modernleşme, aydınlanma, sosyal bilimler, modernleşme ve İslam, dinlerarası diyalog, siyasal İslam gibi pek çok şey.... Fikirler uçuşuyor fakat kitabı konjonktürel gündeme tekabül eden yüzüyle ilişkilendirmeksizin yazmak alabildiğine zor. Zorluk kitabın konusunun Fethullah Gülen olması değil; Gülen’in Türkiye'nın kırık aynasına yansıma biçimiyle kitapta yer aldığı biçim arasında bağlantı kurmanın zorluğu. Bir tarafta yazılı ve görsel basında yapılan gri propaganda, bir yanda dünyayı ve eşyayı algılamamızda yer yer müracaat ettiğimiz entelektüellerin penceresinden Gülen portreleri. O kadar birbirine zıt, o kadar ‘diğeriyle asla yanyana gelemeyecek şeyler’ ki. İkisi de zihnimizde yanyana geliyor... Eğer doğruyu anlamak peşindeyseniz bilgilerle yüzleşmek kaçınılmaz. Psikolojik savaşın bütün unsurlarıyla yaşandığı bir güncellikte entelektüel pencerede Gülen’i okumak okurda inanılmaz ‘gel—git’ durumu oluşturuyor; ama hakikatın hakkı için bu katlanılması gereken bir zorluk. Kamuoyu oluşturucularının pişirip size sundukları bilgilerin esiri olmamak ve sadece gerçeği öğrenmek için sarfedilmesi gereken bir gayret bu.
Bir kere yazılanlar basında olduğu gibi iki cümleyle kanaat oluşturmaya yarayacak türden değil; uzun uzun okuyup uzun uzun düşündürecek türden. Hem Gülen’in kendi ağzından kendini ve aktüel sorunlara ilişkin bakışını, hem de sivil İslam ve sosyoloji çalışmalarıyla tanınan Elisabeth Özdalga gibi akademisyenlerin Gülen ve hareketi adına değerlendirmelerini okuyoruz. Sözü gelmişken Özdalga’nın Gülen hareketine —Max Weber’den ödünç alarak— ‘dünyevi asketizm’ benzetmesi yaptığı yazısını tavsiye ediyoruz. Laik bir ülkede bir İslami hareketin nasıl konumlandırılacağı ve bir dini terminoloji ve anlatımın sosyal bilimler metodolojisi içinde nasıl okunması gerektiğine kadar elde ettiği sonuçlar gibi uyguladığı yöntemiyle pek çok dersler içeren bir yazı bu. İhsan Yılmaz’ın “Tavırlarla içtihad ve tecdid: Gülen ve Gülen hareketi” başlıkla makalesi, Tempo dergisi yöneticisi Kerem Çalışkan’ın “Modernleşme cihadı başlatmalı” yazıları dikkat çekiyor. Thomas Michel’in “Eğitimci olarak Fethullah Gülen” yazısı bir Hıristiyan bakışıyla Gülen değerlendirmesini okuma fırsatı veriyor. Nicole Pope ve Fred A. Reed’in Gülen’le yaptığı röportajlar da kitap sayfalarında yer alıyor. Yazdıkları, konuştukları ve teşvikiyle kurulup dünyanın her tarafına yayılmış eğitim kurumları araştırmacılara Gülen’in kendisi ve hareketi hakkında yeterli bilgiyi veriyor. Bunlardan çıkarak bir hükme varmak herkesin hakkı. Fakat verileri dikkate almaksızın yapılacak değerlendirme, bilimsel olmadığı gibi değerlendirmelerin sahipleri hakkında ‘objektif’ kriterlerden hareket etmeyen peşin fikirliler oldukları ve kaale alınmayacakları sonucunu doğuracaktır. Eğer ‘itibar’ kaygısı güdülmüyorsa ‘biz kafasının içindekileri okuyoruz’ tarzındaki yaklaşım en genel geçer, en ucuz yol olacaktır. Kaynak: Muhsin Öztürk, Aksiyon, sayı: 421
|