|
Son yıllarda en çok tartışılan eserler hangisidir sorusuna Risale—i Nur Külliyatı cevabı verilse herhalde yanlış olmaz. Çünkü Risale—i Nurlar başta İngilizce olmak üzere, Arapça, Almanca, Malay, Gujarati, Urduca, Hintçe, Peştuca, Farsça, Boşnakça, Arnavutça, Fransızca, Japonca ve Çinceye tamamen ya da kısmen çevrilmiş durumda.
Haftalık haber dergilerinin ve günlük gazetelerin sürekli olarak gündeme getirdikleri, hakkında çok şey yazdıkları Risale—i Nur’lar ile ilgili geçen hafta sonu başlayan ve üç gün süren uluslararası bir sempozyum vardı. Sağdan soldan entellektüel bir çok simayı aradı gözlerimiz. Ama tabii boşunaydı bu arayış. Gelseler zaten yer de bulamazlardı, çünkü salon fazlasıyla doluydu.
Üç gün devam eden “Kur’an’ı Anlamada Çağdaş Bir Yaklaşım: Risale—i Nur Örneği” konulu uluslararası sempozyumun açılış merasimi ve ilk oturumu Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapıldı. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından organize edilen sempozyuma 24 değişik ülkeden 56 konuşmacı tebliğleriyle katıldı. Diğer oturumlar ise Topkapı’daki Akgün Oteli’nde pazartesi ve salı günleri yapıldı.
Sempozyuma Bediüzzaman’ın hayattaki talebelerinin yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından vatandaşlar da katıldı.
Sempozyuma sunulan tebliğlerin önemli kısmı dikkat çekici başlıklar taşıyordu. Takip edemeyenlerin çok önemli şeyler kaçırdığını çok rahat söyleyebiliriz.
Diyalog şart
Açılış oturumunda tebliğini sunan Papalık Dinlerarası Diyalog Genel Sekreteri Prof. Dr. Thomas Michel, Risale—i Nur ve Bediüzzaman’la ilgili önemli konulara dikkat çekti. Lobide görüştüğümüz Michel, Mısır ve Lübnan’da Arapça ve İslami araştırmalar konusunda çalışmış ve 1978—1981 yılları arasında Endonezya’nın Yogyakarta şehrindeki Sanata Dharma Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmış. 1981’de Vatikan’ın Dinlerarası Diyalog Konsülünün Asya Masasına tayin edilen Michel’in, 1988’de aynı departmanın bölüm başkanı olduğunu öğreniyoruz. Daha sonraki görevi ise 1994—96 yılları arasında, merkezi Tayland’ın başşehri Bangkok’ta bulunan Asyalı Piskoposlar Konferansları Federasyonunun Ekümenik ve Dinlerarası İlişkiler Ofisinin Genel Sekreter Yardımcılığı.
Halen Roma’daki Papalık Dinlerarası Diyalog İçin Cizvit Sekreteryasının Genel Sekreteri ve Asyalı Piskoposlar Konferansları Federasyonunun Ekümenik Sekreteri.
Thomas Michel Türkiye’yi ve Türkiye’deki İslami cemaatleri yakından takip ediyor. Risale—i Nur ve Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili tesbitleri oldukça ilginç. Zaten tebliğin Türkçe’ye tercüme edilen metni okunurken izleyiciler tarafından sık sık alkışlandı.
Bir Katolik Nur Talebesi
Michel, tebliğinde, kendisini Risale—i Nurlar ve Bediüzzaman konusunda bir uzman değil bir “talebe” olarak gördüğüne dikkat çekiyordu: “Şu günlerde Kur’an’a dair kendi anlayışımı, büyük düşünür Bediüzzaman’ın yaklaşımı ve yorumlama tarzı üzere derinleştirmeyi özlemle bekliyorum”.
Michel’in tebliğinin başlığı, “Bediüzzaman Said Nursi’nin Düşüncesinde Müslüman—Hıristiyan Diyaloğu ve İşbirliği”.
Thomas Michel’le lobide görüştük:
—Medeniyetler Çatışması tezi hâlâ gündemde. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Medeniyetler Çatışması tezine kesinlikle katılmıyorum ve böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermiyorum. Çünkü öyle bir şey görmüyorum. Müslümanlar ve Hıristiyanların birlikte yaşayıp anlaşabilecekleri konusunda çoğu insan fikir birliği içindedir. Eğer mevcut çatışmalar gerekçe olarak görülüyorsa bu tarz çelişkiler her bölgede, her yerde olabilir. Bu dinden kaynaklanmamaktadır.
—Dinlerarası işbirliği nasıl olabilir?
Ahlaki ve moral değerler insan ürünü değil İlahidir. Müslümanları ve Hıristiyanları besleyen ana kaynak da odur. Müslümanlar ve Hıristiyanlar ortak teşekküllerle bir araya gelebilir. Amerika’da geçen yıl Müslüman öğrencilerle Katolik öğrenciler bir araya geldiler ve birlikte çalışmalar yaptılar. Bu mümkün çünkü ateizme ve ahlaksızlığa karşı çok ortak noktalar var. İki sene önce politikacılar yüzünden Filipinlerde Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında çatışma çıktı. Ancak araya ulema, müftüler ve Katolik bişoplar girdi ve anlaşma sağlandı. Üretimden tutun, insanların ölümüne neden olan arazi mayınlarının temizlenmesine kadar bir çok noktada işbirliği yapılabilir. Biz bir çok öneri sunduk, bir çoğu da gerçekleşti. Ancak Müslümanlardan da ortak neler yapılabileceği konusunda teklifler gelmesi gerekiyor. Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasındaki barışın dünya barışı açısından büyük önemi var. Bu iki din arasında barış olursa dünya barışı devam eder. Çatışma olursa da dünyanın düzeni bozulur.
Fethullah Hoca’nın Papa’yı ziyareti
—Teklif yok diyorsunuz ama Fethullah Gülen’in Papa’yı ziyaretinde gündeme gelen bir teklif ortada duruyor.
Fethullah Hoca’nın teklifi çok önemli ve dikkat çekici. Tarihi Harran bölgesinde Urfa’da bir üniversite açmak çok güzel bir düşünce. Ben teklif edilen bu projenin Vatikan’da bir üyesiyim. Bu sadece Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında değil Musevilerin de katılımıyla gerçekleşebilecek bir proje. Bir anda olup bitecek bir proje değil. Adım adım, yavaş yavaş ilerletilmesi gerekiyor. Üniversite kurmak pek kolay değil. Bu projeye önem veriyoruz. Kıymetli bir proje ve destek veriyoruz. Önümüzdeki yıl değerlendireceğiz. Kur’an, Tevrat ve İncil İbrahim Peygamber hakkında ne söylüyor? Bunları ortaya koymak gerekiyor.
—Gelecek sene faaliyet başlıyor diyorsunuz
Önümüzdeki iki sene içinde tarihi Harran bölgesindeki Urfa’da prensip olarak bir buluşma gerçekleştirilebilir. Bunu umuyorum. Tabii bu sözleri ben Katolik Kilisesini temsilen söylüyorum. Ancak sadece biz yokuz ve bir çok kardeşimiz var. Ortodoks Patrikanesi, Ermeni Kilisesi ve diğer grupların da iştirakiyle olması iyi olur. Üç dinin temsilcileri Urfa’da bir araya gelebilir.
Benim Risale—i Nur’la ilgili tebliğim henüz daha bir başlangıç. Ben mış gibi yapamam. Doğrusu eserler çok muazzam ve daha derinlemesine incelemem gerekiyor. İncelediğim kadarıyla hepsine hakim olduğumu söyleyemem. Ama Risale—i Nur ve Bediüzzaman konusunda çalışmaya devam edeceğim. Kaynak: Mustafa Aydın, Aksiyon, sayı: 199
|