Azıcık İnsaf!.. Yazdır E-posta
Yazar ***   
Duyuyor ve görüyorsunuz, bazı önyargılı insanlar “Gönüllüler Hareketi”ni tenkit etme sadedinde sürekli aynı iddiaları tekrar ediyorlar. “Organize faaliyet” diyorlar, “şuna tâlipler, niyetlerinde şu var” gibi iftiralarda bulunuyorlar. Hatta, bir milletin yüce meclisini aslı-astarı olmayan, sadece garaz, kin ve nefrete dayanan hilâf-ı vâki isnadlarla oyalayabiliyorlar. Bir meselenin araştırılmasını isterken, çoğu zaman, o meselede olumsuz bir yan bulunduğundan dolayı değil, aslında küfrün îmana düşmanlığından ve hazımsızlıktan dolayı, havayı bulandırmak için bunu yapıyorlar...

Bazı kimseler, kendileri doğrudan doğruya bir müdahalede bulunamıyor; bağışlayın, karakter bakımından zayıf, alet olmaya açık kimseler buluyor ve menfaat düşkünü, çıkar sevdalısı bu karaktersizliğin çocuklarını kullanıyorlar. Bu türlü çocuk meşrep insanları zaman zaman ortaya çıkarıyor ve tekrar ber tekrar kullanıyorlar. Maalesef, bazı meseleler hakkında sordukları sorulara onlarca defa cevap aldıkları halde yine de iftira etmekten utanmayan, hep aynı şeyleri yazıp duran bir Türkiye pravdası var ülkemizde. Bunlar elli defa tekzib edilirler; iftiralarından dolayı mahkemeler tarafından cezalandırılırlar. Fakat, kaçar, adres değiştirir ve mürekkep balığı gibi izlerini kaybettirirler ama çok geçmeden başka bir yerde zuhur edip iftiralarını tekrarlarlar. Siz kalkıp en son “araştırılsın” dedikleri hususları da açık açık anlatsanız ve devletin yetkili birimleri iddiaların geçersiz olduğunu beyan etse de, onlar çok geçmeden aynı iftiraları bir kere daha ama bu defa başka insanların dilinden ifşâ ederler. “Öncekilerden netice alamadık, bari bunların kafasını bozalım; öbürlerine yaptıramadık, bari bunlara yaptıralım.” der ve kendilerine yeni piyonlar bulurlar.

Bu ifadeleri kendime de size de yakıştıramıyorum, sizin huzurunuzda bu tür sözler söylemekten rahatsızlık duyuyorum. Fakat, bu haksızlıklar karşısında kendi adıma değil, karalanmak istenen eğitim gönüllüleri hesabına bu kadarcık konuşmazsam vefasızlık etmiş olacağıma inanıyorum. Düşünün; hiç görmedikleri, gezmedikleri, bilmedikleri eğitim müesseselerine karşı oluyor, aleyhte yazıp çiziyor, zihinlerde tereddütler hasıl etmeye çalışıyorlar. Kaç defa tekrar ettik; geçenlerde bir röportaj vesilesiyle bir kere daha bütün detayıyla anlattık, “Okullar bir şahsa ait değildir; bu eğitim müesseseleri bu milletindir” dedik. Okulların açıldığı Rusya Federasyonu gibi ülkelerde KGB birikimine sahip istihbarat örgütleri gibi teşkilatların olduğunu; bu örgütlerin, 12 senedir okulları adeta mercek altında tuttuklarını ama menfi bir şey görmedikleri için bu müesseselere dokunmadıklarını, fakat maalesef, Türkiye'den bazılarının el altından o servislere düzmece haberler ulaştırdığını söyledik. Neylersiniz ki, okumuyor, işin hakikatini anlamaya gayret etmiyor ve sadece şüpheler üretmeye çalışıyorlar.

Doğrusu, bu mevzuda kuşku duyanlar, kendi devletimizi de zan altında bırakıyorlar. Çünkü, bu okullar, kaç senedir normalin çok üstünde teftişler geçirdi ve menfi hiçbir şey olmadığı defalarca hem de devlet birimleri tarafından dile getirildi. Aslında, onlar da biliyorlar, bütün insaf dünyası ve hatta insafsızlar dünyası da biliyor ki; o okullar, o yurtlar, o pansiyonlar, değişik devirlerde, Şubat soğunun bütün şiddetiyle yaşandığı dönemde, saatsiz, vakitsiz, üst üste teftişlere maruz kaldı. Hatta bizim terbiye anlayışımıza yakışmamasına rağmen gece saat 1'de, 2'de, 3'te kız okullarına ve yurtlarına bile baskın teftişler düzenlendi; kızların yatakhanelerine girildi ve özel eşyaları, çamaşırları karıştırıldı. Fakat, senelerdir bu müesseselerde hiçbir suça rastlanmadı, hiçbiri hakkında hukuki bir kovuşturma açılmadı. O devlet aynı devletti; müfettişler de o devletin müfettişleriydi. Evet, yapılanlar da teftiş değil, bir manada baskındı. Bütün bunlar neticesinde bu müesseselerin temiz olduğu, hukukî çerçeveye uygun olarak faaliyet gösterdiği devlet kayıtlarına defalarca yazılmasına ve bu raporların halen mevcut olmasına rağmen dedikodular bitmemişse bu işte bir kin ve haset var demektir ve bu insafsızlıktır. Hâlâ bir insanın, utanma hissini yitirmişlikle kalkıp bu mevzuuda bir tereddüt ortaya atması ve araştırma istemesi Lenin dünyasında, Stalin ülkesinde dahi olmamış bir şenaattir.


Kaynak: www.herkul.org, 14.03.2005

 
< Önceki   Sonraki >