Aziz Karaca kendisine güvenmediğinden Diyaloğa karşıymış... Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   
Pazartesi, 31 Ekim 2005

Bir inceleyelim , neden karşıymış :

İDDİA :Karşıyız çünkü; böyle bir hastalığa düçar olmadan önce, “Mekke–Medine” diyenlerin, bu hastalığa yakalandıktan sonra, “Vatikan–Washington” demeye başladıklarına şahit olduk.

EL-CEVAB :Vatikan ve Washington 'a yanlış tanıtılan İslam'ın , doğru tanıtılmasına neden karşı çıkılıyor anlamış değiliz ! Oradaki insanların günahı ne İslamın güzellikleri ile tanışmasınlar ? Hatta bence bu ifade eksik , bu şehirlere Londra , Pekin , Tokyo , Berlin , Amsterdam ve şu an faal olan 190 ülkenin tüm şehirlerinide ilave etmelisiniz... Bu Efendimiz (SAV) 'in bir gaybi keramtedir :" Benim ismim güneşin üzerine doğduğu heryerde duyulacak" diyor Nebi. Bazıları ise 2 yerde duyulmasına karşı çıkıyor !

İDDİA :

Bindörtyüz küsur yıllık İslam tarihinde hiçbir alimin, müderrisin, muallimin, müfessirin söylemediği, savunmadığı şeyler söylenmeye ve savunulmaya başlandı.

EL-CEVAB :

Aslında , bir İmamı Rabbani Hazretlerinin , kendi yaşadığı dönemde Şah'ın sapık fikirlerini izole etmek için , oğlu ile Diyalog kurup ilgilenmesi ve bu vesile ile tüm dinlerin ortak bir din olarak birleştirilmesi fikrine karşı yapmış olduğuda mücadelenin adıdır Diyalog ! Eminim bugün Diyaloğa karşı çıkanlar , İmamı Rabbani döneminde yaşasalardı , İmamı Rabbaniye bu yaklaşımları karşısında onu "HİNT ajanlığı " ile itham edeceklerdi. Bir Mevlana'nın :": “Bir ayağım Merkezde dini esaslara bağlı, diğer ayağım da yetmiş küsur milletle beraber.” ifadesi Diyalog değildir de nedir ? Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini bir İslam Alimi değil , bir İngiliz Ajanı ifadlerinizde düştüğünüz vahim konumun farkında olsaydınız , Bediüzzamanın Risale-i Nurlardaki talihsizliğiniz olmasa ide , Risale-i Nurlarda tam 8 yerde İsevi ruhanilerle İttifaktan (Diyalogtan da öte) bahsettiğine şahit olurdunuz !

İDDİA :

Karşıyız çünkü; “Hıristiyanların mazlumları, şehit hükmündedir” kötü kokular bu çevrelerden yayılmaya başladı.

EL-CEVAB :

İftira hastalığına mübtela bazı kardeşlerimizin , Bediüzzamanın Kastamonu Lahikası 79.Sayfasında dile gitirdiği bir hususu ancak buk dara çarpıtabilir : Ehl-i Sünnet anlayışında Fetret Dönemi diye tabir edilen bir dönem vardır . İtikad İmamlarımızdan olan İmamı Maturidi göre Fetret döneminde yaşayan bir insan, Allah'ı bilmese bile , kendisine hakiki Din tebliğ olmadığından , -) “Biz peygamber göndermedikten sonra azap edicilerden değiliz.” (İsrâ, 17/15) ayetine istinaden , inşallah kurtulacaklarından bahsetmektedir. Bediüzzaman 'da bu hükme istinaden , 15 yaşın altında olanlar , baliğ olmadıklarından , ve Kominizm gibi kapalı bir rejimde İslam ile tanışma imkanları olmadıklarından dolayı , bu insnaların Allahu Alem bir nevi şehit olduklarına hükmetmiştir. Bu Ehl-i Sünnet anlayışına muvafıktır .

İDDİA :

“Ehl–i Kitap’la amentüde ittifakımız var” türünden saçmalıklar diyalog rüzgarına kapılanlardan südur etmeye başladı. 


EL-CEVAB :

Bir kere hem anlamıyor , hemde anlamadığı konular hakkında "saçmalık" deyip , Kur'anın emirlerine saçma diyenlerin tehlikeli duruma düşüyorsunuz ! Hz.İsa (AS) ile Hz.Musa(AS) ma iman ediyormuyuz etmiyormuyuz ? Onlara indirilen Kitablarına iman ediyormuyuz etmiyormuyuz ? Onlara indirlen Dine iman ediyormuyuz etmiyormuyuz ? Bu Kur'anın emri mi ? Evet ! "Amnetüde ittifakımız " var diyenler , (Ahmet Şahin Hocanın ifadesi bu) , günümüz Hristiyan ve günümüz yahudilerinimi kast ediyor ? hayır , 15.03.2005 tarihli, Zaman gazetesi Köşesinde bunu net bir şekilde açıklamış: “Günümüz Ehl-i Kitabı Allahın sıfatlarında yanıldıklarından dolayı , onlara doğrusunu göstermeliyiz ! Amentüde ittifakımız , peygamberler inen dinlerin asılları iledir. “ Bu ifadeye rağmen , hala bu konuyu saptırmak ancak cahillerin veya Masal uyduranların işidir :

İDDİA :

“ Kelime–i Tevhid’in ikinci kısmına, yani Muhammed Allah’ın Resulü’dür hükmüne inanmak şart değil, kemal mertebesidir” cinsinden cins cins laflar, cinayet çapında lakırdılar bu diyalog illetine yakalanan çevrelerde yazılıp çizilmeye başladı. 

EL-CEVAB :

Yine çarpıtılmış bir ifade aslı şu şekildedir : M.Fethullah Gülen Hocaefendi, Küresel Barışa Doğru adlı eseri Sh.131'de, şu cümleleri sarfetmektedir:


”Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümüne, yani 'Muhammed Allah'ın Resulüdür' kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır...'”

Şimdi burda “Muhammed Allah’ın Resulü’dür hükmüne inanmak şart değil” diye bir ibare varmı ? Yoksa , neden iftiar atma ihtiyacı hissediliyor ? Dikkat edilirse, muhterem Hocaefendi 'merhamet' nazarı ile bakılmalıdır, diyor ama ehl-i necattır (kurtulan zümredendir) demiyor. Neden merhamet nazarı ile bakılmaldır derseniz, onun cevabınıda Muhterem Hocaefendi Fasıldan Fasıla -3 isimli eserinde 'Bir demet Sosyal Mesele' bahsinde dile getirmektedir:

'Hz. İsa (a.s) ’nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s) ’in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz’in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile 'ümmîlerin peygamberi' denilip hafife alınan Efendimiz’in, 'Rasûlullah' olduğu inancı da pekişmiş olacaktır'


İŞTE TEBLİĞ STARTEJİSİ, bize Dialog konusunda ki muhterem Hocaefendinin niyetini bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. 'Allah birdir' diyenler, Hz.Muhammedin(SAV) peygamberliğini şimdilik kabul etmeseler bile, Hz.İsa (AS) 'nın Allahın oğlu değil, Allahın bir Resulu olduğunu kabul etmiş olacaklardan (teslis inancından vazgeçmiş olacaklarında dolayı) , buna bir geçiş dönemi nazarı noktasında merhametle bakılmalı. Niye? Çünkü, umuyoruzki, bu vesile ile Efendimiz (SAV) 'i kabul etmeleri daha kolay olur!

Yani, muhterem Hocaefendinin birtakım husulardaki cümlelerinin cevapları yine kendi eserlerinde verildiğinden, oraya bakmalı ve bir mümin olarak hemen su-i zanna kapılmamalıyız.


İDDİA :

“ Kelime–i Tevhid’in ikinci kısmına inanmayanlara da merhamet nazarı ile bakmayı teklif eden –hâşâ– Allah’tan daha merhametli havariler diyalog projesiyle yetişti. 

EL-CEVAB :

Allah , “Muhammederresulullah” demeyeni değil , -haşa- Allah yoktur demeyene bile merahmet nazarı şle bakıyor ve kafirlere Rızkını , Hayat Hakkını veriyor ! Bunu dünyadaki kafir ve müminlere “Rahman” ismi ile bakarken , müminlere “Rahim” ismi le tecelli ediyor ! Allah “Rahman” ismi ile Kafirlere merhamet ediyor ise , biz müminlerde inşallah İman ederler düşüncesi ile neden merhamet etmiyelim ?

İDDİA :

Diyaloga karşıyız çünkü; bu kara sevdayı insanımıza aşılayan kara cübbeli papazların “dinlerarası diyalog misyonerlik için iyi bir fırsattır” dediklerini ve o kara cübbeleri altında insanımızı ve vatanımızı yok etme planları yaptıklarını çok iyi biliyoruz.Anadolu coğrafyasının pek yakın tarihinde bu kara cübbeli papazların nice ihanetlerine, nice cinayetlerine milletçe şahit olduğumuz halde, diyalog yutturmacası ile bunların bu ihanetlerini örtüp, unutturup, şirin göstermeye çalıştıklarını biliyoruz ve görüyoruz


EL-CEVAB :

Dinler Arası Diyalog çalışmalarında , papazlar bunu misyonerlik için iyi bir fırsat diyorlarsa , o zaman bizde “İslamı tebliğ için iyi bir fırsat” neden demiyelim ? Yani ,hep birileri bir şey planlıyacak , bizde sadece oturup eleitirceğiz ! Diyalog faaliyetleri olmadan önce , Osmanlının son dönemlerinde Osmanlı topraklarında kurulu 1000 küsür Amerikan , İngiliz , Alman kolejlerini ne demi bu Diyalog Heyeti izin verdi ? yani misyonerlik faaliyetleri 1997 öncesinde yokmuydu ? Bir kere elma ile armutu karıştırıyorsunuz ! Vatikanın sokakta İncil dağıtma , ve bu tarz misyonerlik faaliyetleri ile ilgileri yoktur ! Bunu yapanlar bir kısım Protestan ve Evangelesitlerdir ! Katolikler , her iki mezhebide bu misyonerliklerinden dolayı kınamışlardır ve reddettiklerini tüm kamuoyu önünde açıklamışlarıdır ! Siz daha Diyaloğun hangi hristiyanlarla yapılıp yapılmadığoını bilmeden yorum yapıyor , (İsra:36 ) Ayetinin muhatabı oluyor ve haram işliyorsunuz !

İDDİA :

Ülkemizde bu diyalog rüzgarları esmeye ve taşeronları tarafından estirilmeye başladıktan sonradır ki, tevhid dini olan İslam ile, şirke bulanmış olan Yahudilik ve Hıristiyanlığın eşitlenme çalışmaları hızlanmıştır. “Üç büyük din, İbrahimî dinler, üç tek tanrılı din” türünden ısmarlama sloganlar hep bu marazi sürecin ürünleridir. 

EL-CEVAB :

Yine ezbere atmışsınız: “İbrahimi Dinler” kavramı Kur’anı Kerimin ifadesidir , Fethullah Gülen Hocaefendinin değil :

(Ya Muhammed(SAV)) De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” (En’am , 161)

Yani , Allah Peygamberimiz’i(SAV) kimin dinine iletti ? Hz.İbrahim’in ! Neden , Hz.Nuh’un veya Hz.Süleymanın dinine değilde , Hz.İbrahim ifadesi kullanıyor Kur’an ? Diğer peygamberlerin dinleri tevhid esaslı değilermiydi ? Evet , hepsi tevhid esaslı Hak dinlerdi. Hz.İbrahim (AS) mın dinine iletilmiş olması , bu peygamberin 2 oğlundan Hz.İsmail (AS) ‘ın soyundan Peygamberimiz (SAV) gelirken , diğer oğlu Hz.İshak’ın soyunden ( İsrailoğulları denmiştir) Hz.İsa (AS) , Hz.Musa(AS) ve Hz.Yuşa (AS) gelmişlerdir de ondan ! Dolaysıyla , her 3 peygamberin de soyu Hz.çİbrahim (AS) da birleştiğinden , asılları o peygambere dayandığından , İbrahimi dinler kavramı Kur’anın muhteşem bir uslubu olarak karşımıza çıkmaktadır !

İDDİA :

Papalık Konseyi Misyonunun tüm dünyayı Hıristiyanlaştırma projesi olduğu gerçeğini bir kenara not edin ve Fethullah Gülen’in Papa’ya takdim ettiği mektuptan şu cümleyi okuyun:“... Papalık Konseyi Misyonunun bir parçası olmak üzere buradayız. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. Bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik...”


EL-CEVAB :
 
Papalık Konseyi Misyonunda , tüm dünyayı hristiyanlaştırma diye bir ibare yok ! Derseniz ki, niyetleri budur ! Bizde derizki , Hocaefendi bahse konu parçası olduğunu dile getirdiği misyondan kast ederken , bu niyeti kast ettiğini nereden çıkarıyorsunuz ? Çünkü , 23.01.1998 tarihinde Papa 2.Jean Paul tarafından şu mesaj, Vatikanın Ankara Büyükelçisi Pierre Luici Celata tarafından , Fethullah Gülen Hocaefendiye iletilmiştir:

'Bir ailenin fertlerinin birbirleriyle konuşmamaları, birbirine bakmaktan, birbirini ziyaret etmekten kaçınmaları ne kadar hazindir. Ayni beşeri aileye mensup olan Müslümanlar ile Hıristiyanların birbirini tanımamaları, birbirine selam vermemeleri veya daha kötüsü, birbiriyle kavga etmeleri, ne kadar acı vericidir. Buna karşın, herkesle barış içinde yasamak, birbirimizi ziyaret etmek, sevinç ve dertlerimizi, kaygı ve umutlarımızı paylaşmak ne kadar güzeldir. Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki diyalogda bugün ve gelecek için bir ümit işareti görmemek mümkün mudur? Dünyamızın facialarını bilmemezlikten gelemeyiz; ülkeler arasındaki savaşları, her sekliyle terörizmi, zengin fakir arasındaki uçurumu, açlık, işsizlik, uyuşturucu, kürtaj vs. felaketlerini, bu liste daha da uzayabilir. Hıristiyanlar ve Müslümanlar insanlara daha çok ümit vermek için birlikte çalışabiliriz.'

Sonuç olarak diyebilirzki ; bilmeden yorum yapmak , cehalet cesaretine işarettir. Kendisine  güvenen Diyalogtan çekinmez...

(

Not: Aziz Karaca'nın Yeni Mesaj gazetesinde 18.02.2005 tarihinde kaleme aldığı "Diyaloğa karşıyız, çünkü" başlıklı yazısı dolayısıyla yazılmıştır. 

 
< Önceki   Sonraki >