| Beyan dergisinin, diyalog konusunda Bediüzzaman ile çelişkileri |
|
|
| Yazar Dr. Emin Şimşek | |
ÖNSÖZ Mahmut Ustaosmanoğlu Hazretleri (Mahmut Efendi Hazretleri) Allah’ın sevgili Dostlarından büyük bir Kutub'tur. İnanıyoruzki, kendilerinin Himmet ve Duaları sayesinde,Ümmeti Muhammedin dünyadaki mağduriyet ve mazlumiyeti olması gerekenden daha az tecelli etmekte ve İslam adına gösterdiğimiz gevşeklik ve tenbelliğe istinaden, belki başımıza taşlar yağması İlah-i adaletin bir gereği olmasına karşın, Mahmut Efendi ve diğer tüm Hak Dostlarının yüzü suyu hürmetine Allah Rahman ve Tevvab isimlerinin tecelli ettirerek, bu musibetleri hafifletmektedir.
GİRİŞ Sayı: Mayıs 2005 Konu Özeti : Onları düşman telakki edin ! Muhterem Ahmet Mahmut Ünlü Hoca, A) Hadis-i Şerifler noktasındaki Çelişkiniz: 1-) Allah Resûlü (sas) , bir gün yoldan bir Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkar. O esnada yanında bulunan bir Sahabi, “Ya Resûlallah, o Yahudi’dir.” der. Nebiler Serveri (sas) hiç tavrını bozmadan ve yüz çizgilerini değiştirmeden, zamana “dur ve beni dinle” dedirtecek şu cevabı verir: “Ama o bir insan! ” (1) Acaba Efendimiz (SAV) , bir yahudi cenazesine göstermiş olduğu asgari saygıyı ne ile tevil etmeyi düşünüyorsunuz? 2-) Ebu Sa'lebe el-Huşeni naklediyor: Ben Hz. Peygamber (sav) 'e 'Ey Allah'ın Resulü, biz Ehli Kitab'ın yaşadığı bir yerdeyiz. Onların kap kacaklarından yiyip içebilir miyiz? diye sordum. Dedi ki: 'Onlarınkinden başka kap-kacak bulabilirseniz onlarınkinden yemeyin. Başka birşey bulamazsanız onları yıkadıktan sonra kullanın.' diyerek, Ehl-i Kitaba bu noktadan bir ayrıcalık yapmış ve komşuluk hakkından doğan bir Diyaloğun kapısını kapatmamıştır.(2) 3-) Necran Hristiyanları, Medine’ye altmış kişilik bir Heyet ile öğleden sonra geç vakitte ulaşmış ve Mescid-i Nebeviyyede Efendimiz (SAV) ‘in huzuruna çıkmışlarıdı. İbadet vakitleri geldiğinden Mescid’de ibadet etmişler, Ashab-ı Kiram buna itiraz etmelerine rağmen, Peygamberimiz onlara ibadet etmeleri için izin vermiştir. Onlarda Şark’a dönerek ibadetlerini yaptılar. (3) Bunu İslamın diğer din müntesiblerine bir hoşgörüsü olarak nasıl telakki etmezsiniz? 4-) Elli civarında Maddeden oluşan, Müslümanlar ile Medineli arap ve yahudi kabileleri arasında karşılıklı Hak ve vazifeleri tanzim eden, Medine vesikasını adı verdiğimiz, dünyada bir devletin ortaya koyduğu ilk Anayasayıda Allah Resulu yürürlüğü koymuştur. Bu metnin 25. maddelesinde, yahudi ve müttefiklerine tam bir din hürriyeti tanınmış olduğunu, ve müslümanlar ile birlikte bir ümmet olduklarını hem 25.ci maddede hemde 2.ci maddede bahsedilmiş olması, din hürriyeti açısından bir ilktir.(4) Yahudiler ile ümmet olmayı kabul eden Efendimiz (SAV) ise şayet, siz nasıl her Ehl-i Kitab ile dost olmayı haram addedersiniz? 5-) Aynı anlayış içersinde, Efendimiz (SAV) , yahudilerin Medine’deki ilim ve adliye merkezi konumundaki Beyt-ul Midras’ larına bizzat gitmiş, onlara “ Ey yahudi topluluğu, islam olun, selamet bulursunuz “ tebliğde bulumuştur. (5) Yahudilerin yanlarına bizzat giden Efendimiz (SAV) acaba izzet ve Şerefinden –haşa- bir şey mi kaybetmiş oluyordu? 6-) İslam memleketinde cizye ödemeyi kabul ederek yaşayan Ehl-i Kitab’a verilen kendi inanç özgürlükleri ile mal ve can emniyetini teyid eden bir başka Hadis-i Şerfite: 'Kim bir zımmiyi haksız yere öldürürse, cennetin kokusunu duyamaz. Halbuki onun kokusu kırk yıllık yoldan duyulabilir” (6) demektedir.Ayrıca, müşriklerden bir kişinin hac dönüşü bir müslüman tarafından öldürülmesi üzerine, peygamberimiz müşrikin ailesine diyet ödenmesini hükmetmiştir. (7) Hz.Ömer ve Hz.Ali, kendi hilafetleri döneminde zımmileri öldüren müslümanlara kısas cezasını uygulamışlardır (8) Şimdi, şayet sizin anladığınız ve anlatmaya çalıştığınız vech ile, bütün hıristiyanlar ve bütün yahudiler ile düşman olunması murad edilmiş olsaydı, o zaman Efendimiz (SAV) ve Sahabeyi Güzinin uygulamalarını ne ile tevil edeceksiniz? B) Bediüzzaman Hazretleri noktasındaki çelişkiniz: Bediüzzaman Hazretleri, Kur’anda men edilen “Yahudi ve hristiyanlarla dost olmayın (Maide, 5/51) Ayeti Kerimesinin tefsirinde, “Delil, katiü'l-metin olduğu gibi katiü'd-delalet olmak gerektir,” diyerek, yahudiler ve hıristiyanlarla diyalog ve dostluk kurmanın yasak olduğuna dair delilin Kur’an’ın ayetleri gibi sağlam bir metne dayandırılmasına rağmen, kastedilen anlamın kesin olmadığını belirterek, Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmaya men değil, tahrif olan yahudilik dini ile yine tahrif olan hristiyanlık dinine dost olmaya nehy olduğunu belirtmektedir. Şayet bu Ayeti Kerimeyi böyle bir anlam verilmemiş olunursa, yine Bediüzzamanın “Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin! ” ifadesinde dediği üzere, Ehl-i Kitab hanımları ile evlenmeye ruhsatı belirten (Maide.5/5) Ayeti ile çelişeceğine vurgu yapmaktadır. Çünkü, hem dost edinmeyin hemde Hanımları ile evlenmenizde bir sakınca olmaz anlayışı, Kur’anın siyak ve sibak bütünlüğünü zedelemektedir. Tefsirin devamında, Asr-ı Sadet döneminde, İslamın yeni nuzülü ile meydana gelen yeni bir Manevi inkılabat olduğundan, Sahabeyi Kiram bütün kıstaslarını bu noktadan yapmaktalardı , ve bu Din noktasında muhabbet veya düşmanlık beslerlerdi. Buna istinaden, Asrı Saadet döneminde gayri müslimlere muhabbette bir nifak endişesi vardı. Ancak, günümüzde yaşanan inkılabat manevi değil bir nevi medeni ve dünyevi bir inkılabat olduğundan, kıstas olarak medeniyeti nazara almak esastır. Zaten, gayri müslimlerin çoğu da dinlerine bağlı olmadıklarından, onlarla dost olmak, hem medeniyet ve gelişmişlikleri noktasına hemde Dünyevi Barış ve Huzurun temini içindir. Bundan dolayı, Kur’andaki nehiy bunun kesinlikle kapsamamaktadır! (9) 'Hattâ değil Müslümanlarla, belki dindar Hıristiyanlarla dahi dost olup adâveti bırakmaya çalışıyorum'(10) demektedir. İnkar-ı Uluhiyete karşı, Amerika gibi dine önem veren devletlerle Diyaloğun olması gerektiğine işaret eden Bediüzzaman, bu ülkelerle İslam Kimliğimizi öne çıkararak Hakiki dostlukların sağlanabileceğine vurgu yapmıştır. (11) Neticede Bediüzzaman ile sizin yorumlarınız arasındaki tek benzerlik, ifadenizde geçen: “Alûsî ve 'Ruhu'l–Beyan' tefsirlerinde zikredildiğine göre Yahudi ve Hıristiyanları dinlerinden razı olarak dost edinen kimse hakikaten kâfirdir ki, o kişinin onların dini üzere olduğu ve cehennemde onlarla birlikte olacağında şüphe yoktur ifadesinde gizlidir. " Onun dışında, lütfen Ayetin Tefsirini ve Ehl-i Kitaba , Ahirzaman Müceddidinin bakışı doğrultusunda tashih edin! Bediüzzaman Hazretleri, “Yahudi ve hristiyanlarla dost olmayın (Maide, 5/51) Ayeti Kerimesinin tefsirinde, diyerek, yahudiler ve hıristiyanlarla diyalog ve dostluk kurmanın yasak olduğuna dair delilin Kur’an’ın ayetleri gibi sağlam bir metne dayandırılmasına rağmen, , Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmaya men değilŞayet bu Ayeti Kerimeyi böyle bir anlam verilmemiş olunursa, yine Bediüzzamanın ifadesinde dediği üzere, Ehl-i Kitab hanımları ile evlenmeye ruhsatı belirten vurgu yapmaktadır. Çünkü, hem dost edinmeyin hemde Hanımları ile evlenmenizde bir sakınca olmaz anlayışı, . Tefsirin devamında, Asr-ı Sadet döneminde, İslamın yeni nuzülü ile meydana gelen yeni bir olduğundan, Sahabeyi Kiram bütün kıstaslarını bu noktadan yapmaktalardı , ve bu Buna istinaden, Asrı Saadet döneminde gayri müslimlere muhabbette bir nifak endişesi vardı. Ancak, günümüzde yaşanan , kıstas olarak . Zaten, gayri müslimlerin çoğu da dinlerine bağlı olmadıklarından, onlarla dost olmak, hem medeniyet ve gelişmişlikleri noktasına hemde Dünyevi Barış ve Huzurun temini içindir'Hattâ değil Müslümanlarla, belki demektedir. İnkar-ı Uluhiyete karşı, dine önem veren devletlerle , bu ülkelerle İslam Kimliğimizi öne çıkararak sağlanabileceğine vurgu yapmıştır. , ifadenizde geçen: “Alûsî ve 'Ruhu'l–Beyan' tefsirlerinde zikredildiğine göre Yahudi ve Hıristiyanları hakikaten kâfirdir ki, o kişinin onların dini üzere olduğu ve cehennemde onlarla birlikte olacağında şüphe yoktur ifadesinde gizlidir. "Onun dışında, lütfen Ayetin Tefsirini ve Ehl-i Kitaba , Ahirzaman Müceddidinin bakışı doğrultusunda
Merhum Elmalı Hamdi Yazır bu Ayeti Kerime için bakın Tefsirinde ne diyor: Sonuç: |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



ÖNSÖZ 