Anti-diyalogmasalı anasayfası

Zaman zaman, değişik medya organlarında, İslâmı doğru tanıtma adına diyalog yapanlar hakkında aslı astarı olmayan traji-komik iddiaları görünce gülüp geçmiş ve bu iddiaları dile getirenler için “Allah akıl ve iz'an versin, inşaallah ıslah etsin“ demişizdir! Demişizdir, lâkin iddiaları karşısında müsbet hareketi prensib edinen ve buna istinaden sessiz kalan muhabbet fedâileri hakkında, daha acımasız ve seviyesizce iftiralar devam etmiştir! Bunun sebebi de, iddia sahibleri, attıkları iftiralara sessiz kalanları, adeta iddialarına cevab verilemediği zannına kapılmış, hatta bundan cesaretle daha büyük iftiralara tenezzül edecek konuma düşmüşlerdir!

M.Fethullah Gülen Hocaefendi'ye göre, bir mümin başka bir müminle uğraşmamalı, dışarıdan İslâm düşmanlarının eline ”Bakın müslüman müslümanla mahkemelik, birbirleri ile uğraşıyorlar” kozunu vermemelidir. Buna istinade, mü'min olduğunu iddia eden kişi ve kuruluşlardan, kendisi hakkında ortaya atılan hiçbir iftiraya Hukuki bir süreç başlatmamayı da Muhammedî (SAV) ahlâkın gereği olarak görmektedir! İlmî delilden yoksun, Kur’an-ı Kerîm'i siyak ve sibak bütünlüğünde değerlendirmeden, yapılan Diyalog karşıtı yorumlar, aslında ilmî âcizliğin bir göstergesi olmuş ve iddia sahiblerinin Kur’an ve Efendimiz (SAV) ile çelişmelerine sebebiyet vermiştir! Dünyada 190 ülkede faal olan bu kutsî hizmetin müdâvimlerinin yegane düsturu “Biz muhabbet fedaileriyiz; husumetle,adavetle işimiz olmaz! Bizim aslî vazifemiz, Kalblere Allah (C.C.) ve Resûlü'nün (SAV) sevgisini yerleştirmektir!” olduğundan, inşaallah bahse konu tüm iddiaları, Ehl-i Sünnnet çizgisinde, hem Kur’an, hem sahih sünnet ve siyer-i Nebeviye perspektifinde ispat etme adına ilmi bir paltforum açmış bulunuyoruz!

Gayret bizden , tevfik Rabb-i Rahimimizden !

Editör 

 

(Not: Sitemizin, herkul.org ve tr.fgulen.com siteleri ile gönül bağı dışında bir ilişkisi yoktur! Sitedeki tüm yazıların sorumluluğu yazarlara aittir! )

 



Yeni Mesaj Gazetesi Köşe Yazarları ::Genç::Adam ile röportaj yapmaktan neden kaçıyor ? Yazdır E-posta
Yazar ::Genc::Adam   

2 Eylül 2006 tarihinde Yeni Mesaj Gazetesi Yazarlarından Hüseyin Muradoğlu Bey’in tarafımıza gönderdiği “Diyalog Hizmetlerini eleştiren”(!)  mesajı üzerine kendilerine :” Yeni Mesaj Gazetesi Yazarlarının neden ::Genc::Adam ‘ın röportaj teklifini kabul etmediklerini , Diyalog konusunda ilmi cesaretleri varsa , kendileri ile röportaj yapmak istediğimizi” ilettik. Röportaj teklifimizi teyit etmelerine rağmen net bir dil ile kabul etmediklerini şu satırlardan anlıyoruz :

Devamını oku...
 
Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -5 Yazdır E-posta
Yazar ::Genc::Adam   
 
Genc::Adam  :
 
“7.soruma geçmek istiyorum : 1994 yılından bu yana Diyalog Hizmetleri
 sonrasında “ben 5 vakit namazımı kılan bir müslümandım, diyalog sonrasında
 gördümki , Müslüman , Hıristiyan veya Yahudilik hepsi hak dinmiş , o
 açıdan Hıristiyan oldum” şeklinde ifade eden bir kişiye rastladınız mı? 
 Tekrar edeyim , falan yazara göre bir Prof. Kızı veya Rusyada bir 
 arkadaşımın şahit olduğu ismi emine olan bir kişinin anlattıkları 

 “hikayeler” değil , şahsen sizin bizzat şahit olduğunuz bir vaka var mı?”

  
 
Devamını oku...
 
Risale-i Nurların Batı’ya vereceği çok şey var Yazdır E-posta
Yazar Nuriye Akman   
Mary Weld, 1949'da 6 çocuklu Katolik bir ailenin beşinci çocuğu olarak İngiltere'de doğdu. Rahibelerin yönettiği bir okulda eğitim gördü. Durham Üniversitesi'nde "Şark Araştırmaları" okudu. 1982'de aynı okulda doktora yaparken Müslüman oldu ve Şükran Vahide adını aldı. 1985'te İstanbul'a yerleşti. Nur Risaleleri üzerinde çalışmalar yaptı. Said Nursi'nin talebelerinden Mehmet Fırıncı ile evlendi.Röportaj teklifi Etkileşim Yayınevi'nden geldi. Türkiye'de yaşayan bir İngiliz kadın, Mary Weld, Said Nursi hakkında bir kitap yazmıştı. Acaba kendisiyle tanışmak ister miydim? Kitabı gönderdiler. İnceledim. Sıkı bir araştırmanın süzgecinden geçmiş, okunası bir kitaptı. Fakat yazdıklarından çok kendi hikayesini merak ettim.

Devamını oku...
 
Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -4 Yazdır E-posta
Yazar Yusuf Ziya   
Genc::Adam  :
İzninizle 6.soruma geçmek istiyorum : Röprotajın içinde de zaman zaman dile getirdiğiniz “Hırsitiyanları 
cennete sokma” meselesine atıfta bulunarak sormak istiyorum : “Diyalog önderleri” içinde günümüzdeki
Hırsitiyanlık dini “Hakdindir “ şeklinde bir ifadeye şahit oldunuz mu ? Böyle bir izlenim elde etmekten
veya böyle bir imadan bahsetmiyorum , böyle bir ifadeye şahit oldunuz mu ?
Devamını oku...
 
Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -3 Yazdır E-posta
Yazar ::Genc::Adam   

Genc::Adam :

(Ali Bey , sizinle röportaj yapmadan önce belirlediğimiz kuralları hatırlatmak isterim :” Kesinlikle belgesiz ve 
delilsiz itham ,iftira ve niyet okumalara girilmiyecektir.” Şimdi siz beni taraf tutmakla itham ediyor ve niyet 
okumaya çalışıyorsunuz. Bizim sizinle röportaj yapma amacımız , Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının sizi nekadar 
iyi ağırlayıp ağırlamadığı , sorularınıza nedenli ikna edici açıklamalar verip vermediklerini , sizi neden 
toplantılarına çağırma cesaretini (!) gösterip göstermedikleri değil, tam tersine sizin bir önceki cevabınızda 
dediğiniz  “yanlış şeyleri dile getiriyorlar” iddianızı Ehl-i Sünnet perspektifinde münazara etmek amacıyla 
gerçekleştiriyoruz. O açıdan lütfen artık konuya dönelim ! Sizin iddialarınızı köşe yazılarınızdan 
bildiğimizden dolayı , inşallah itirazlarınıza tek tek soru-cevab şeklinde izahatlar getireceğiz. “Her konuştuğun 

 

doğru olmalı , ancak her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir “ prensibi gereği size izah edilemeyen veya 
edildiği takdirde yanlış anlaşılmalara vesile olabilecek hususları , burada inşallah ::Genc::Adam dile getirsin. O 
açıdan istirhamım , lütfen asıl konuya dönelim. )

 

Ahirzamanın Fetret devri olarak telakki edilmesi, İslam’ın usule ait hükümlerinde bile lakayıtlık görülmesi, 
İslam dinin –haşa- bir terör dini , kadınları ikinci sınıf bir statüye mahkum eden bir din , mensublarını dilenciliğe 
muhtaç eden , medeniyetten nasibiz bir din gibi telakki edilir olması noktasında izahlarınız doğrudur ve 
günümüz gayri Müslimlerinin ekserisinin bu fetret kavramı içinde olduğunu müşahede ediyoruz. Bu aslında biz 
müminlerin de bir ayıbıdır , çünkü dinimizi hakkıyla yaşamıyoruz , yaşamadığımızdan dolayı “temsil” 
edemiyoruz. Bediüzzaman Hazretleri işte bu hususlara isnaden diyor ki: 1-) Ahirzamanda “O musibet-i 
semâviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten “ ölenler hangi dinden 
olursa olsun 15 yaşın altında (baliğ değilse) ise şehittir ve Müslümanlarla aynı mükafatı alırlar. 2-) 15 yaşından 
yukarı olanlar (baliğ ise) , eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den 
kurtarır. 

 

Bu tesbitler aynı zamanda İtikat Mezheblerimizinde görüşleridir : Akîde de, iki önemli Ehl-i Sünnet 
akımından Eş'arîler derler ki (ki Bediüzzaman Hazretlerinin Eşari olduğunu hatırlatmış olayım) : Cenab-ı 
Hakk'ın adını duymayan, O'na dair hiç bir tebliğe şahit olmayan kimse, nerede, nasıl yaşarsa yaşasın, ehl-
i fetret, dolayısıyle de ehl-i necattır. Sizler, Ümmet-i Muhammed olarak Efendimiz'e ait mesajları alıp, dünyanın 
karanlık iklimlerine götürmemiş iseniz, Eş'âri'ye göre o karanlıktaki kimseler ehl-i necatdırlar ve kurtulmuşlardır. 
Cenab-ı Hak, belli bir ölçüde onları mükâfâtlandıracak ve Cennetten istifâde ettirecektir... Maturidîlere gelince 
ki; bir noktada Mutezile'nin düşüncesi de aynıdır. Derler ki; "bir insan, aklıyla Yaratıcısını bulursa, adını ünvanını 
bilsin bilmesin kurtulur. Ama aklıyla mücerred olsun Yaratıcıyı bulamamışsa o kurtulamaz."Aslında bu iki görüş 
aynı olmasa bile, birbirinden çok uzak da sayılmaz.

 

O halde soruma gelmek istiyorum : 

 

16.06.2001 tarihli Köşe yazınızda diyorsunuz ki :”Diyalogcular, Türkiye’ye “Hz. Muhammed’e 
inanmadıkça kimsenin Cennet’e girmesinin mümkün olmadığını” duyururlarsa, onların ellerinden 
öpeceğim; ben de yanıldığımı ilan edeceğim.”

 

Bir Diyalogçu olarak diyorum ki : “Fetret Devri kavramı içine girmeyen hiçbir insan , Hz.Muhammed 
(SAV)‘me kalben inanmadıkça ve lisanen tasdik etmedikçe cennete giremez.”

 

Şimdi,  bu tesbitim Ehl-i Sünnet inancına uygun mudur  değil midir? Şayet uygun ise , va’ad ettiğiniz üzere , 
fakirin kirli ellerini değilde , şahsım adına muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin elini ne zaman öpersiniz ? 
Ali Eren : 
Benimle röportaj yapma teklifinizin maddeleri içinde, “Sadece Gençadam’ın çizdiği çerçeve içinde 
konuşacaksınız” şeklinde bir madde yoktu. Dolayısıyla istediğim gibi konuşmakta serbest olduğumu 
zannediyorum. Siz o sorunuzda biraz şaka yapmış hatta parantez içinde (Gülümsemeler) kelimesini 
kullanmıştınız. Ben de aynı üslupla biraz da espri olsun için  Hatta “Hayrola!” kelimesiyle başlayarak,  “Taraf 
tutmaya başladınız” sözünü etmiştim. Lisanımızda, “Hayrola,n’oluyor” gibilerden şaka yapılmaz mı?Ama siz
bunu tamamen ciddiye almış ve fevkalâde alınmış görünüyorsunuz. Öyle ki, bunu hem röportajın şartlarına 
aykırı görüyor hem de niyet okumak kabul ediyorsunuz. Madem öyle, ben de ciddileşeyim. Benim o kelimeleri
kullanmama sebep sizin sözlerinizdir. Yani ortada niyet okumak yok, size cevap var. Söyler misiniz? Ben durup 
dururken mi taraf tuttuğunuzu söyledim? Sizin konuşmanız üzerine öyle cevap verdim. O kadar...”Mesele sizi 
ne kadar iyi ağırlayıp ağırlamadıkları değil” diyorsunuz. Okuyanlar da zannedecekler ki, beni iyi 
ağırlamamalarından şikayetçiyim. Bey öyle bir şey söylemiyorum. Esas konuya dönelim diyorsunuz. Dönelim…
Günümüz gayri Müslimlerinin fetret kavramı içinde olduğunu müşahede ediyoruz” diyorsunuz. 
Arkasından gelecek cümle de zaten belli: Fetret içinde olanlar hangi dinden olursa olsun cennete 
girerler.  Yine aynı üslup, yine gayri Müslimlerin ille de cennete gireceklerini söyleme gayreti...Eğer, bir tuşa 
basmakla bütün bilgilere ulaşılan bu zaman da fetret devriyse, 14 asrın tamamı haydi haydiye fetret devridir. 
“Biz dinimizi hakkıyla yaşayamıyoruz, yaşayamadığımız için de hakkıyla temsil edemiyoruz” 
diyorsunuz. Zaten kim İslamı hakkıyla yaşadığını söylebilir? Peygamberimiz, “Sizden hiç biriniz cennete 
amellerinizle giremeyeceksiniz. Allah’ın rahmetiyle gireceksiniz” buyurdular. Ashab, “Yâ Resûlallah siz 
de mi?” diye sordu.Peygamberimiz “Evet, ben de” buyurdu.Madem durum budur, öyleyse, islamı hakkıyla 
temsil edemediğimiz için gayri müslimler İslamı kabul etmemekte haklı ve cennetlik mi yani? İslam itikadı içinde 
şöyle bir madde yok:Müslüman olmayanlar, Müslümanların hoş olmayan hallerine bakıpta islamı
kabul etmeseler bile yine de cennete girerler. Üstadın, 15 yaş meselesiyle ilgili sözünü galiba yanlış
hatırlıyorsunuz.“15 yaşın altında” demiyor, “15 yaşına kadar” diyor. Parantez içine koymak ihtiyacını 
duyduğunuz (baliğ değilse) ifadesi de üstadın sözleri içinde yok. Bu paranteze niçin ihtiyaç duyduğunuzu 
merak ettim.Bir eksiklik daha: Şehittir demiyor, “Bir nevi şehittir” Diyor. İkisi aynı değil…Üstadın, “15 
yaşından yukarı olanlar (baliğise) , eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu 
Cehennem'den kurtarır.” Dediğini söylüyorsunuz. Nakilde eksiklikler var. 15 yaşından büyük olanlar için 
“Kafir bile olsalar ” kısmını da hatırlayamadınız galiba. Dikkat buyurunuz lütfen: Bediüzzaman Hz. buna göre 
şöyle demiş oluyor: “Ahirzamanda “O musibet-i semâviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin
neticesi olarak gelen felâketten “ ölenler... 15 yaşından yukarı olanlar (baliğ ise) , eğer mâsum ve 
mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır. “ Dikkat ederseniz, bu ölen 
mazlumlar hakkında, “İmkan bulamadıkları için islamı kabul etmemiş olsalar” diye bir şey söylenmiyor. 
Sadece zulümle ölenlerin cennete gidecekleri hatta büyük mükafat görecekleri söyleniyor. Peki, cennete 
girmenin şartı iman etmek mi yoksa zülmen öldürülmek mi! Eğer cennete girmenin şartı iman değil de zülmen 
öldürülmekse, cennete girecek çooook imansız var. Bilmiyor musunuz ki, Bediüzzaman Hz. tarikatlardan 
bahsederken “İmansız cennete giren yoktur” buyuruyor. Bediüzzaman, zikzaklar çizerek, “imansız
cennete giren yoksa da zulümle öldürülen kafir hariç. Onlar imansız da olsalar cennete girerler” mi 
diyor? Eksik olarak aktardığınız sözler, yani “kafir de olsa zulümle öldürülenlerin cennete gireceği” sözü 
asla o zata ait olamaz. Olsa olsa Nurlar içine sokuşturma olabilir. Olabilir mi? Niye olmasın! Allah kelamı olan 
eski kitaplara bile oldu. Risalei nur bundan MAHFUZ değil…Sorunuzda, itikadî mezheblerden nakiller yaparak
“Kendilerine tebliğ ulaşmamış olanların kurtulacaklarına dair” hatırlatmalar var. Zaten Kur’an-ı Kerim’de “Biz, 
kendilerine peygamber göndermediklerimize azab edici olmadık buyuruluyor”. Buradan hareketle, bazı 
itikad imamları o kimselerin cennete gireceklerini söylerken, İmam-ı Rabbani Hz. gibi Bedizzaman’ın “Üstadım” 
dediği bazı zatlar da “Azap edilmeyecek ama cennete de giremeyecek, toprak olacaklar” Diyor.Şöyle 
veya böyle… İtikad imamlarımız ne diyorlarsa o.  Şimdiye kadar söylediklerimi mukaddime sayın.Sorunuzun son 
cümlesine ve en can alıcı meseleye ancak geldik.Son cümleniz tamamen doğru. Tam ehli sünnet inancı bu işte. 
Ancaaak! Söyletebiliyorsanız, bunu diyalog önderlerine de söyletin. Diyaloğu nasıl herkese duyurarak 
yapıyorlarsa, bunu da öyle aynı şekilde yapsınlar da el öpmeye sıra o zaman gelsin. Sizin düzgün konuşup 
düzgün inanmanız diyalog hususunda bağlayıcılık taşımaz. Eğer taşısaydı, sizden önce, bu röportaja sebep olan 
tertemiz Murat kardeşimin söylediği doğru sözler taşırdı. Onun da inancı sağlam. Ama onunla iş bitti mi? 
Bitmedi. Sizin söylerinizle de bitmez. Sözleriniz, diyalog namına kabul edilemez. Bakın sizi tenkit ediyor 
muyum? Hayır. Şunu da söyleyerek sizi daha da şaşırtayım: Sizin son cümlenizde söylediğinizi, hususi 
konuşmalarda  diyaloğun önde gelenleri bile söylüyorlar. Sizi bırakın, ileri gelen herhangi bir diyalogcunun da 
benimle konuşurken ehli sünnet üzere konuşacağını daha baştan biliyor ve kabul ediyorum zaten. İş, diyalog 
kürsüsünde değişiyor. Yani, “Karakolda doğru söyler mahkemede şaşırır” meselesi. Bu soru çerçevesinde 
bir hatırlatma yapayım: Siz sadece bir diyalog taraftarısınız, yoksa diyalog namına bağlayıcı söz söylemek 
mevkiinde bulunan birisi değilsiniz. Dolayısıyla “Bakın, işte ben böyle söylüyorum” deyip kendi sözünüzü 
diyalog faaliyetleri namına kabul ettirmeyi düşünmeyiniz...Son cümlenizi, ileri gelenler diyalog gibi açıktan
söylesinler, tamam. Oldu mu?..
 
Genc::Adam  :
 
Röportaj kültüründe , röportajı yapanlar soruları sorar röportaja muhatab olanlar ise sorulara cevab verirler. 
Başka türlü nasıl röportaj olabilir ki? Bu açıdan  sizin “Sadece Gençadam’ın çizdiği çerçeve içinde 
konuşacaksınız şeklinde bir madde yok”  tesbitiniz yersiz bir tesbittir. Bizim sizden ricamız , belki ileride 
gündeme gelecek mevzuları, konu ile ilgilisiz sorularımız bünyesında cevab vermemenizdir. Örneğin , 
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın sizi Diyalog toplantılarına çağırmamasını “cesaret eksikliği olarak” nitelemeniz 
gibi…Şahsen bir mümine yakışan hüsn-ü zan etmek olmalıdır kanaatindeyim. Belki davetli sayıları kısıtlı ondan 
davet edilmedim şeklinde düşünmek “Muhammedi ahlaka” daha yatkın gözüküyor…Konumuza dönecek 
olursak :
Son cevabınızdd beni iki hususta şaşırtmış oldunuz ; birincisi 

 

Âhırzamanda, fetret devrini yaşayan insanlar çok olabilir. Ama Âhırzaman,bütün dünya ve bütün insanlar için 
fetret devri değildir.” diyorsunuz , bizde bu tesbitinizi tasdik edince sanki muhalif olma adına ( niyet okuyorsam 
özür dilerim) : ”Arkasından gelecek cümle de zaten belli: Fetret içinde olanlar hangi dinden olursa olsun 
cennete girerler.  Yine aynı üslup gayri Müslimlerin ille de cennete gireceklerini söyleme gayreti...” 
diyorsunuz. Sormak istiyorum , hangi ifademizde , “bütün gayri Müslimler ehl-i fetrettir ve buna isnaden ehl-i 
necattır “ şeklinde bir yorumumuz oldu ? Madem olmadı , neden “gayri Müslimlerin ille de cennete gireceklerini 
söyleme gayreti” ile itham ediliyoruz ? Madem Cennet ne bizim nede sizin tekelinizde o halde neden Allah’ın 
vazifesine karışıyoruz ?  Eğer siz Ehl-i Sünnet itikadını kendinize rehber ediniyorsanız- ki edindiğiniz biliyorum-  
o zaman fetret Kavramı içinde İmamı Eşari ve İmamı Maturidi’nin İsra suresinde geçen “Biz, bir peygamber 
göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.(Sure 17/15) “ Ayetinin hükmü gereği verdikleri 
içtihatlara uymakla mükellefiz. Bugün (ahirzamanda)  hiçbir mümin , “dünyadaki tüm yahudi ve hıristiyanlar 
ehl-i necattır” diyemiyecekleri gibi “dünyadaki tüm Yahudi ve hıristiyanlar ehl-i nardır” diyemez. Çünkü , 
bunlar içinde ehl-i fetret olanlarını Ehl-i Sünnet İtikadı müstesna tutmaktadır. “Eğer, bir tuşa basmakla bütün 
bilgilere ulaşılan bu zaman da fetret devriyse, 14 asrın tamamı haydi haydiye fetret devridir.” diyorsunuz. 
Halbuki , bugün bir tuşa basan insanlar , karşılarında İslam ile ilgili kendi dillerinde 10 tane site buluyorlarsa 
bunlardan 7-8 tanesi İslamı bir terör dini ,fakir ve perişanların dini , kadınları ikinci sınıf telakki eden bir din 
olarak gösterirken , ancak 2-3 tanesi doğru bir şekilde anlatmaktadır. Tuşa basan adam hangisine inanacağını 
nerden bilecek ? O halde bize düşen İslam’ı hakkıyla temsil ederek , Gayri Müslimlerin “doğru İslamı” 
tanımasına vesile olabilmektir.  

 

İkincisi : 
Risale-i Nurlarda geçen bir hususu size delil olarak getirmemizden sonra, başta o hususu yorumlamaya çalışıp 
daha sonra işin içinden çıkamayıp -sizin düşüncelerinizle örtüşmediğini görünce - o mesele hakkında : “Olsa 
olsa Nurlar içine sokuşturma olabilir. Olabilir mi? Niye olmasın! Allah kelamı olan eski kitaplara bile 
oldu. Risale-i Nur bundan MAHFUZ değil” tesbitinizdir.  Bu ifadeniz , Risale-i Nurun varisi olan Bediüzzaman 
Hazretlerinin tüm talebelerine bir hakarettir kanaatindeyim. Sizden ricam bu cümlenizin maksadı aşaşn bir 
cümle olduğunu beyan ederek tashih etmenizdir. Bir Kitabta bir ifade benim gibi düşünmüyorsa , hadiselere 
benim gibi bakmıyorsa “olsa olsa içine sokuşturulmuştur” demek ilim erbabına yakışmaz.   Belki İmamı 
Rabbaninin Mektubatında da size uygun gelmeyen yerler vardır , belki İmamı Gazali’de bir eserinde kendi 
devrinde yaşayan Hıristiyanların ehl-i fetret kavramı içinde olduğu beyan ediyordur. Ama, madem benim gibi 
düşünmüyor , o halde “içine sokulmuş” veya “baskı hatasıdır” demek en hafif tabiri ile maksadı aşan 
cümlelerdir. O zaman Risale-i Nurlarda geçen şu ifadelere ne diyeceğiz : “Hatta o mazlumlar kâfir de olsa, 
ahirette kendilerine göre o dünyevî âfâttan çektikleri belalara mukabil rahmet-i İlahiyenin 
hazinesinden öyle mükâfâtları var ki…..” (Kastamonu Lahikası 49.sayfa) “….ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. 
Bil’ittifak, teferruattaki hatîatlarından muahazeleri yoktur. İmam-ı Şâfiî ve İmam-ı Eş’arîce, küfre de girse, 
usul-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i İlâhî irsal ile olur ve irsal dahi ıttıla ile teklif 
takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-yı sâlifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zamanına 
hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür; etmezse azap görmez. Çünkü mahfî kaldığı için hüccet olamaz. “ 
(Mektubat  sayfa 374) . Ali Bey , bunlarda mı Nur’lar içine sokulmuş ifadeler …? Lütfen....
İslam fıkhında , bulüğ çağı yaşı kızlarda ortalama 9 , erkeklerde ortalama 12 olarak telakki edilir.Ve 15 yaşına 
kadar (tıbben) baliğ olmayan kız veya erkek çocukları, (manen) baliğ kabul edilir. İşte bu hususa binaen 
Bediüzzaman Hazretleri “15 yaşına kadar” (bu aynı zamanda “15 yaşın altında” anlamındadır) olanlar “ne 
dinden olursa olsun şehîd hükmündedir.” derken , baliğ olmayanların manevi durumunu dile getirmektedir.   Bu 
hüküm sadece fetret devri için değil, her dönem için geçerlidir. Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar , akıl-baliğ 
olmadan mesul tutulmadığından, ekser Fukehaya göre ehl-i necattır. Mazlumen ölürse şehittir. “15 yaşından 
büyükler” için sarfedilen “eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den 
kurtarır.” cümlesinde “masum olması” İslami tebliğin yani irsalin ulaşmaması , “mazlum olma” zulme 
muhatab olması anlamı taşır ki , zaten cümlenin devamında geçen : “Çünki âhir zamanda mâdem fetret 
derecesinde din ve dîn-i Muhammedi'ye Aleyhissalâtü Vesselama bir lâkaydlık perdesi gelmiş…” 
ifadesi ile ahirzamanın “fetret devri” olduğunu ve bu devrin insanlarının hususi durumunu 
vurgulamaktadır. Bu açıdan , sizin kalkıp : “Dikkat ederseniz, bu ölen mazlumlar hakkında, “İmkan 
bulamadıkları için islamı kabul etmemiş olsalar” diye bir şey söylenmiyor.” şeklinde bir tesbitte bulunmak 
mümkün değildir. Fetret devri insanı zaten imtihan-ı İlahi noktasında “masum”dur. Çünkü seviyeli irsale 
muhatab olmamıştır. 
Bediüzzaman Hazretlerinin “15 yaş” şeklindeki ifadesinin İslam Fıkhındaki “baliğ yaşı” ndan başka bir 
manasının olması mümkün değildir.O açıdan daha iyi anlaşılması mülahazası ile parantez için baliğ olanlar –
olmayanlar şeklinde izahatta bulundum. Yoksa , haddini bilen herkes gibi , ne benim nede bir başkasının sizin 
tabirinizle “Nur’ların içine bir şeyler sokuşturma” cüreti olamaz !
Bediüzzaman Hazretlerinin “imansız cennete giren yoktur”  ifadesi genel manayı ifade ederken , “ fetret 
ehlinden zulmen ölenlerin ehl-i necat olması” meselesinide İtikat İmamlarımıza göre beyan etmesinda şayet bir 
tenakuz varsa , o zaman o tenakuzu Bediüzzamana değil , bizzat İtikat İmamlarına mal etmelisiniz. Çünkü 
bütün itikat imamları imansız cennete girilmeyeceğinden bahsederken , fetret ehli-ni müstesna tutmuştur. Diğer 
yandan Bedizzaman Hazretlerinin İmamı Rabbani Hazretlerine  “Üstadım” dediği doğrudur , Lakin bazı 
meselerde mesela aşk-ı mecazi hakkındaki yorumuna katılmadığı da vakidir.( bakınız Mektubat sayfa 35) 
 Fetret Devri kavramı içine girmeyen hiçbir insan , Hz.Muhammed (SAV)‘me kalben inanmadıkça ve lisanen 
tasdik etmedikçe cennete giremez.” tesbitimi “Son cümleniz tamamen doğru. Tam ehli sünnet inancı bu 
işte.” tesbitinizle doğrulumalla beraber “bunu diyalog önderlerine de söyletin” diyorsunuz. Sonra”sizi daha da 
şaşırtayım: Sizin son cümlenizde söylediğinizi, hususi konuşmalarda  diyaloğun önde gelenleri bile söylüyorlar” 
diyerek yine bir tenakuza giriyorsunuz.  O zaman karar verin , diyalog önderlerine söyletmelimiyim yoksa , 
onlar zaten bu tesbiti söylüyorlar mı? İfade etmek istediğiniz , bu tesbiti Diyalog toplantılarında ifade etmeleri 
ise , bir Yahudi veya Hırsitiyana karşı bu ifadeyi söylemenin onların ve yandaşlarının imanlarına vesile olacağına 
ihtimal veriyormusunuz ? Örneğin bir Hıristiyan ruhaniye ne demelerini bekliyorsunuz : “Efendim, biz sizinle 
diyalog çerçevesinde temasa geçtikten sonra fetret ehli statünüz riske girmiştir. O açıdan bir an önce iman 
ediniz….”  .Yoksa onlarla bir araya gelindiğinde hal-i leyyine , tavr-ı leyyine , kavl-i leyyine çerçevesinde 
İslam’ın dırahşan güzelliklerini temsil etmek mi daha etkili olur? 
İzninizle 6.soruma geçmek istiyorum : Röprotajın içinde de zaman zaman dile getirdiğiniz “Hırsitiyanları 
cennete sokma” meselesine atıfta bulunarak sormak istiyorum : “Diyalog önderleri” içinde günümüzdeki 
Hırsitiyanlık dini “Hakdindir “ şeklinde bir ifadeye şahit oldunuz mu ? Böyle bir izlenim elde etmekten 
veya böyle bir imadan bahsetmiyorum , böyle bir ifadeye şahit oldunuz mu ? 
 
röportaj devam ediyor...

 
Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine röportaj -1 
Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -2
Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -3 

Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -4

Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -5    

 
Ali Eren (Vakit gazetesi yazarı) ile Diyalog üzerine Röportaj -2 Yazdır E-posta
Yazar ::Genc::Adam   
Genc::Adam :

  Hıristiyanların cennetlik olup olmama ve diğer mütereddit mevzulara inşallah 1-2 soru sonra gireceğiz ,o açıdan müsterih olabilirsiniz. Yalnız , Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının sizi toplantılarına çağırmakla mükellef değil herhalde.  Kendi beyanlarınızdan anladığım kadarıyla 2 kez davet edilmişsiniz. Hatta yemek bile ikram etmişler. Bakın ben bile hiç davet edilmedim; şikayet etmiyorum…(gülümsemeler)…İsterseniz , bu konu ile alakalı devam edelim: Bediüzzaman Hazretleri  Kastamonu Lahikasında tam 2 yerde , Ahirzamanın bir “Fetret devri” olduğundan bahsetmektedir. M. Hamidullah Hoca, Allame Muhammed Ebu Zehre ve Fethullah Gülen
Hocaefendi  gibi Alimler de günümüzü bir fetret dönemi olarak değerlendirmektedirler. Siz bu görüşe katılıyormusunuz ?

Devamını oku...
 
::Genc::Adam - Ali Eren Bey arasındaki Röportaj Kuralları Yazdır E-posta
Yazar ::Genc::Adam   
1-)Gencadam , bu röportajı herhangi bir camiayı veya Vakfı temsilen değil
, kendi kurumsal kimliği çerçevesinde yapmaktadır.  

 

2-)Röportaj , hiçbir yorum ve parantez ilave edilmeden olduğu gibi
gencadam.net sitesinde günü gününe yayınlanacaktır. 

 

3-) Sorulan sorularda , her iki tarafta o an cevab vermek istemeyebilir , 
24 Saat zarfında verilmeyen cevablar , "cevab verilemedi" şeklinde kayda 
geçecektir.

 

 

4-) Yapılacak röportaj , medar-ı münakaşa mahiyetinde değil , ilmi
münazara hatta karşılıklı fikir teatisi çerçevesinde gerçekleşecektir.
Kesinlikle belgesiz ve delilsiz itham ,iftira ve niyet okumalara
girilmiyecektir.Röportajda , herhangi bir şekilde ,bir üstünlük sağlama 
,köşeye sıkıştırma niyetinde olmadığımızı tekrar etmiş olalım.. 
 
Her iki tarafta bu kurallara riayet edeceğini taahhüt etmiştir. 
 
İslam'da Ehli Kitaba Hoşgörü İle İlgili Hadisler ve İslam Alimlerin yorumları Yazdır E-posta
Yazar Harun Yahya   

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bir zimmiyi (sorumluluk altına alınan kişi) haksız yere öldüren cennetin kokusunu duyamaz. Halbuki onun kokusunu kırk yıllık yoldan duyabilir." (Buhari, Cizye, 5)

"Kim bir muahime zulmeder veya gücünün üstünde bir iş yükler ya da zorla ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmıyım." (Ebu Davud, Harac, 31-33)

Kim bir zimmiye zulmetse veya gücünün üstünde bir mükellefiyet yüklese, ben onun hasmıyım. (Ebu Yusuf, Kitabu'l-Harac, Matbaatu's Selefiye, 1397 h. Kahire, s.135)

Devamını oku...
 
Elmalı Hamdi Yazır, intihar eylemlerine cevaz vermiş midir ? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

 

Soru : Elmalı Hamdi Yazır’ın Tefsirinde “….kendini öldürmede dine ait bir menfaat varsa; o zaman da bunu yapmak, pek şerefli bir makam olur” ifadelerinin günümüzde intihar eylemlerine delil teşkil ettiği ve zaruret noktasında bu eylemlere cevaziyet verildiği hususuna açıklık getirirmisiniz ?

İslam’da cihad ve İslami hizmetlerde kullanılacak usul ve metodlar , yine İslami eksende olmak zorundadır. Ta ki , ismi terör eylemleri tasnifi içinde anılmamış ve İslam’a hizmet edeyim derken ,zarar verilmemiş olunsun !

Devamını oku...
 
Bediüzzaman Haz. talebelerinin, Hocaefendi hakkındaki düşünceleri... (2) Yazdır E-posta
Yazar cevaplar.org   

Zaman zaman bu  meselede sorular gelmesi bizi bu küçük çalışmaya itti. Biz Ebul Yüsr(kolaylığın babası) olmayı tercih ederiz. Ebul Usr(zorluk babası) olmak marifet değil. Ehl-i Sünnet dairesindeki her kişiye muhabbet ölçümüzdür. Geçmişteki ihtilafları kaşımak değil, onların arkasındaki hikmet kaneviçesini görmektir hüner. Üstadımızın talebeleri sarraftır..Cevherin kıymetini bilir onlar. Hocaefendi hakkında dedikleri  bunun ispatı. Şimdi bu güldestesi ile sizi başbaşa bırakalım. Eğer alakanıza mazhar olursa, hocamızın o güzide ağabeylerimiz hakkındaki görüşlerine de başka bir çalışmada yer vermek istiyoruz. Tevfik Allah’tan…

 

1.Mehmed Kırkıncı Hocaefendi; Aksiyon’da ki röportajında: “Üstadın bir ifadesi var, “Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir.” Hayali konuşmuyoruz ki, yaptığı ortada. Bizden yüz adım önde gidiyor. Allah payidar etsin. Uzun ömürler versin. Hamiyeti yüksek, hamiyetperver, vatanperver, şefkatli bir insan.

Devamını oku...
 
Diyaloğu emreden Ayetler (4): Teğabun,14 Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.” (Teğabün,64/14)

Ayet-i Kerimede görüleceği üzere , düşman olan eşler ,çocuklar veya her ikisi içinde , onların İslam’a kazandırılmaları için affetmeyi , kusurlarını yüzlerine vurmamayı öğütlemektedir.

Elmalı Hamdi Yazır bu Ayet-i Kerimenin tefsirinde Tirmizi, Hakim, İbn-ü Cerir ve daha başkalarından İbnü Abbas'tan şöyle rivayet ettklerini bildiriyor:
Devamını oku...
 
Kenan Evren cennetlik midir ? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

Soru : Fethullah Gülen Hocaefendi , Kenan Evren için “cennetliktir” demiş midir ?

El-Cevab : Muhterem Hocaefendi’nin bir röportajda sarf ettiği :

” Evren Paşa demokrasinin kesintiye uğraması ve daha pek çok açıdan tenkit edildi. Ama seçmeli din derslerini mecburi yapmakla yararlı bir iş yapmıştır. Gençlerin çoğu onun bu icraatı vesilesiyle din eğitiminden nasiplerini almışlardır. Bu iş kanaatimce öyle büyüktür ki –doğrusunu Allah bilir- hiçbir sevabı olmasa bile bu icraatı ona yetebilir, ahirette kurtuluşuna vesile olabilir, cennete de gidebilir.” (1) ifadesinde,
Devamını oku...
 
Hocaefendinin Amerika aleyhinde beyanı var mı ? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

 

Soru : Hocaefendinin dünya'da müslümanlara zulmeden ülkeler (Amerika - İsrail gibi) aleyhinde sarf ettiği açık bir beyanına rastlayamıyoruz. Bu hususu nasıl anlamalıyız ?

El-cevab : Basiret ve feraset sahibleri hiçbir zaman "slogan müslümanı" değil , "icraat müslümanı" olmayı kendilerine hedef seçmişlerdir.

Dünya’da ilk kan akıtan Adem(AS) ‘mın oğlu Kabil aynı zamanda da ilk zalimdir. Habil , kardeşi  Kabil’in kendisini öldüreceğini sezdiği bir sırada:”… Yemin ederim ki, sen beni öldürmek için el kaldırırsan, ben seni öldürmek için sana el kaldırmam. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.Ben isterim ki sen, kendi günahınla beraber benim günahımı da yüklenesin de cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası işte budur!"(Maide:28-29) diyerek kardeşine nasihat ederek onu vazgeçirmeyi , zorluklar karşısında sabır mükafatını istemiştir.  

Devamını oku...
 
Seyyid Kutub, Bediüzzamanı eleştirmiş midir ? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

Soru : Seyyid Kutub Fizilal’il Kur’an Tefsirinde (Maide:51) “Kafirler ve ateistlere karşı, dini yayma amacıyla bizler ile kitap ehlinin aynı kulvarda yürüyebilecekleri gibi bir sanıya kapılınmasını” eleştirmektedir. Bu eleştirinin Risale-i Nur’lara karşılık yapıldığı iddia edilmektedir. Bu hususu nasıl anlamalıyız ?

El-Cevab :

Merhum Seyyid Kutub’un bahse konu Ayetin tefsirinde , Müslümanların Ehl-i Kitab ile birlikte , materyalizm ve ateisme karşı mücadele edilmesi fikrini eleştirdiği doğrudur ! Bu eleştirisine destek mahiyetinde ; ikiyüzyıllık Haçlı seferlerini , Endülüs – Filistin – Cezayir – Eritre’deki müslümanlara yapılan zulümlerin baş rolünde Ehl-i Kitabın olmasını , bundan dolayı onlarla böyle bir işbirliğini gidilemiyeceğinden bahsetmektedir.

Devamını oku...
 
Diyalog madem gerekli, neden onca Fetihler yapıldı? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Emin Şimşek   

SORU: Bunca fetihler ve savaşlar niçin yapıldı? Ayet-i Kerime’de geçen : “Birbirine hasım iki zümre….” (Hacc: 19) olarak , hasmımıza karşı Diyalog mu yoksa savaşmı esastır ?

El-Cevab :  Diyalog mevsiminde Diyalog , savaş mevsiminde savaş esastır !

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 26 - 50 Toplam: 155