|
Hocaefendinin web sitesi dünyada bir ilke imza atıyor... |
|
Yazar Dünya Bülteni
|
Fethullah Gülen'nin kişisel web sitesi alanında dünyada ilk olarak 20 dilde yayın yapan site özelliğini taşıyor. Türkiye'nin ve dünyanın 20 dilde yayın yapan ilk kişisel web sitesi www.fgulen.com adı hiç duyulmayan dillerde bile yayın yapıyor.Gülen'in sitesine ilk girildiğinde çıkan intro ile tüm diller ekrana çıkıyor. Tüm dillerde hemen hemen benzer bir tasarım ve sadeliğin ön plana çıktığı sitelerde içerik olarak çok çeşitli konular yer almaktadır. Tasarımında da son derece modern seçimler yapılması ve ziyaretçileri yormayan aksine sitede tutan bir dizaynının olması dikkat çekici bulundu |
|
Devamını oku...
|
|
"Tevazu ve Hüsn-ü zan" : BİRBİRİMİZE KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ EN BÜYÜK VAZİFE |
|
Yazar Ramazan Kerpeten
|
Günümüzde birçok tarihi hasletlerimiz perdelendi. Bazen müslümanlar arasında birbirine karşı kibirli ve suizanlı yaklaşımlara şahit olabiliyoruz. Sanki kendimiz, kusursuzluğun, mükemmelliğin mihengiymişiz gibi; bir çırpıda kardeşlerimiz hakkında hükümler veriyor, hayalimizdeki darağacında asıveriyoruz. Halbuki, müslüman müslümana karşı hüsnü zanna memurken.. ve halbuki mayasını karan din büyüklerinde bu tavır esas iken.. İşte iki din büyüğümüzden örnek bir yaklaşım; bir topluluğun yaptığı davranış hakkında art niyet arayışına girmeye temayülü olanlara ve de hepimize ibretli bir hadise:
|
|
Devamını oku...
|
|
Hıristiyanlar da Tanrı'ya 'Allah' desin |
|
Yazar Milliyet.com.tr
|
|

Hollanda'da Breda kentinin Piskoposu Tiny Muskens, İslamiyet dışındaki dinlerde de Tanrının adının Arapça'daki gibi Allah olarak ifade edilmesinin hiçbir sakıncası bulunmadığını ve bu şekilde söylenmesi gerektiğini savundu.
Piskopos Muskens, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, her dinde Tanrı'nın başka bir isimle tanımlandığını anımsatarak, Allah sözcüğünün bu tanımlamalar içinde en güzeli olduğunu belirtti.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Hoşgörü Ortam ve Atmosferini Sürekli Kılma |
|
Yazar M.Fethullah Gülen
|
|

Türkiye'de hoşgörüyle alâkalı çıkışın, dünyada İslâmiyet'e karşı beslenen ve yaygınlaştırılan antipatiyi yer yer kırdığı ve inşaallah büyük ölçüde kıracağı müşahade ediliyor. Bu misyonu devam ettirme adına nasıl davranmalıyız? Biz yitirdiğimiz cennetimizle beraber bir kısım millî hasletlerimizi de kaybettik. İlim, araştırma, çalışma, çalışmada usul, mesainin tanzimi, birbirimize yardımcı olma, kâinat kitabını okuma gibi hususlar, bizim yitirilmiş cennetle beraber kaybettiğimiz vasıflardan bazıları. Yitirilmiş onca şeyin en önemlilerinden biri belki de en birincisi ve en önemlisi, Türkçe'mizde enfes bir kelimeyle ifade edilen hoşgörümüzdür. Müsamaha da diyebileceğimiz bu kelimeden biz insanları biraz daha engince kucaklama, sımsıcak karşılama, kusurlarını görmeme ve hep affedici olma mânâlarını anlarız. Dıştan dilimize giren tolerans kelimesine gelince, hoşumuza gitmeyen hususları vicdan ve iman enginliği ve sîne genişliği içinde tolere veya duyguların gücüyle hazmetme demektir ki, aynı olmasa da birbirine yakın sayılırlar. Diğer bir yaklaşımla hoşgörü herkesi kendi konumunda kabul etme; kendi konumunda kabul ettiğimiz herkese bağrını açma; herkesi kucaklama ve Yunus'un ifadesiyle, Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevme'dir ki zaten herkese sevgiyle açılma da bir mü'min sıfatıdır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bir Mürşit ve Mübelliğ Olarak Bediüzzaman |
|
Yazar Prof. Dr. Davut AYDÜZ
|
Asrımızın önemli mürşit ve mübelliğlerinden birisi olan Bediüzzaman Said Nursî'den bahsetmeden önce, İslâm'da tebliğ ve irşadın yerine kısaca temas etmek istiyoruz.
Tebliğ, haber ulaştırmak anlamına gelir. Istılahtaki anlamı ise: "İyi telakkî edilen her şeyi bildirmek, iyi şeylerin iyiliğini, temizliğini ve hayırlı olduğunu diğer insanlara, memleket ve milletlere ulaştırmak, yetiştirmek, onları bunu kabul etmeye davet etmektir." Kısaca tebliğ, "İslâm hakikatlerini anlatma" veya "Emr-i bi'l- Ma'rûf, Nehy-i ani'l- Münker" yapmak demektir. İrşad ise, Kur'an'da rüşd, reşed, reşâd, râşîd, reşîd ve mürşid şekilleriyle geçer. Rüşd, insanlara hak yolu göstermek ve menfaatlerini anlatmaktır. Doğru iş ve doğru yola da rüşd adı verilir. Rüşdün zıddı sapıklık (dalâlet) ve azgınlık (gayy)'dır. (Lisânu'l- Arab, Tâcu'l- Arûs) Faydalı ve hayırlı yola rüşd, bu yolu gösterenlere reşîd, râşid ve mürşid adı verilir; rehber ve delîl de aynı mânâda kullanılır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Tarihçi Mustafa Armağan Bey ile Röportajımız (3) |
|
Yazar ::Genç::Adam
|
3. Osmanlı hakkında bir vakte kadar sürekli karalama suretinde bir tarih eğitiminden geçtik. Ama son 15-20 seneden bu yana da buna bir tepki hareketi olarak aşırı ve gereksiz ve kısmen de yanlış bir övgü içine girdik... Acaba bu konudaki denge nasıl olmalıdır? Ne zaman tarihi kendi esasları ile kritiğe tabi tutmasını öğreneceğiz? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Emin Şimşek
|
Hep bir merak konusu olmuştur : Ahirzamanda beklenen Zat – Hz.Mehdi kimdir ? O bir şahıs mıdır , yoksa şahs-ı manevi mi? Bediüzzaman Hazretleri bahse konu Mehdi midir ? Yoksa Üstad-ı Sani lakablı Hüsrev abi , yoksa Hocaefendi mi ? Ahirzamanda beklenen Zat’ın 3 vazifesi ile acaba kast edilen mana , 3 farklı kişinin yapacağı farklı hizmetler mi , yoksa aynı kişinin yapacağı 3 vazife mi? Yoksa , bu vesile ile 3 farklı dönem ile şahs-ı maneviye mi vurgu yapılmıştır ? |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 37 - 54 Toplam: 275 |