Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz...

 

 
Al-i İmran 64. Ayeti ve Müslüman-Hıristiyan Diyalog Sürecine Bakışı
Yazar Yard.Doç.Dr.Mustafa ALICI   

Giriş

Dinlerarası işbirlikleri ve yakınlaşmalar, her geçen gün kendini daha fazla hissettiren, modern çağımıza ait dindarları yakından ilgilendiren hayati bir konudur. Her alanda diyalog süreçlerini işleten günümüz modern toplumları, aynı ırktan, aynı dine ait olmaktan uzak ve her açıdan daha çoğulcu yapıda olduklarından, dinleri farklı olsa da gittikçe daha artan bir oranda aynı ortak tarihi, aynı ortak mekânı ve aynı cemiyeti paylaşmaya doğru gitmektedirler. Bundan dolayı dinler arasındaki sağlıklı işbirlikleri ve yakınlaşmaların en önemli hedefi, çoğulcu bir toplulukta doğru bir şekilde kendi inancını yaşayabilmek ve başkasının da barış ortamında yaşamasına izin vermektir.

Diğer din mensuplarına nispeten 1960'ların başında diyalogu modern bir dinlerarası karşılaşma türü olarak dindarların gündemine sokan Hıristiyanlarla birlikte Müslümanlar da son yirmi yıldır yoğun bir şekilde diyalog karşılaşmaları yaşamaktadırlar.

Devamını oku...
 
İslâm'ın İlk Yıllarında Hidâyet Olgusu ve Mühtedi Yahudi ve Hıristiyanlar
Yazar Yard.Doç.Özcan Hıdır   

İslâm'ın ilk yıllarında hidâyet/ihtidâ eden ve isimleri Yahudi-Hıristiyan kültürünün genel olarak İslâm'a ve özelde de tefsir, tarih ve hadis kitaplarına intikali iddialarında öne çıkarılan Abdullah b. Selâm, Kâ'bu'l-Ahbâr, Vehb b. Münebbih gibi Sahâbî ve Tâbiîlerle ilgili bilgi ve rivayetlerde, onların hayatlarındaki fikrî, ruhî ve dinî değişimden sözedilip, bir anlamda hidâyet psikolojileri üzerinde -az da olsa- durulmuştur.1 Bunun yanında İslâm'ın ilk yıllarında hidâyete erenlerin, tamamen tabii bir süreçte yeni katıldıkları dinî ortama, önceki kültürel birikimlerini kattıkları iddia edilerek, bu katkıların daha sonra hadis, tarih, tefsir kaynaklarına yansıdığı yönünde iddialar bulunmaktadır.2 Bu iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı bir yana, İslâm'ın ilk yıllarında yaşanan hidâyetlerin dinî, siyasî, sosyo-kültürel ve psikolojik yönlerinin incelendiği çalışmalara3 şiddetle ihtiyaç duyulduğu açıktır. Bu itibarla, hidâyet sürecinde hidâyete erenin (mühtedi), kendi şahsında yaşadığı dinî ve kültürel değişimin boyutları ile önceki dînindeki öğretileri ne oranda yeni dînine taşıyabileceği, tefsir, tarih ve hadis kaynaklarındaki geçmiş kültürlere ait bilgilerin kaynağını tespit açısından oldukça önem arzeder.

Devamını oku...
 
Dinler Arası Farklılıkların Buluşmasında Bediüzzaman Said Nursi'nin Rolü"
Yazar Sonuç Bildirisi / Final Declaration   

I. Masa’nın katılımcıları:

Prof. Dr. Niyazi Öktem,

Dr. Abdullah Hakimoğlu,

Doç. Dr. Adil Bebek,

Ali Ferşadoğlu,

Cemil Tokpınar,

Doç. Dr. Hüdaverdi Adam,

Mustafa Özcan,

Selim Sönmez,

Şaban Döğen,

Dr. Veysel Saray.

 

---------

Son bir asırda, dünyanın her bölgesinde çeşitli nedenlerle savaşlar, çatışmalar, terör olayları eksik olmamaktadır. Değişik din ve inanç sistemlerine sahip bazı insanlarda çatışma eğilimleri görülebilmektedir. Bu eğilimlerden kaynaklanan çatışmalar İslam toplumlarında da yaşanabilmekte, bütün din mensupları, hatta hiçbir dine sahip olmayan sayısız insan değişik şekillerde zarara uğramakta ve buhran geçirmektedir.

Devamını oku...
 
İnançsızlığa Karşı Semavî Dayanışma
Yazar Selim Sönmez   

Kendisini ve çevresini sorgulama yeteneğine sahip olan insan, varlığı ve varlığın geçirdiği değişiklikleri izleyerek olup bitenlere çeşitli yorumlar getirir. Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? gibi sorulara cevap bulmaya çalışır.

İnsandaki bu temel olgu, farklı varlık tasavvurlarının ortaya çıkmasına, çeşitli inanç ve düşünme biçimlerinin doğmasına vesile olmuştur. Yaratıcı, insandaki bu varlığı sorgulama özelliğine; kutsal kitaplar, peygamberler ve fizik alem vasıtasıyla yön vererek, varlığın gerçek özelliklerini algılamaları için imkanlar sunmuştur. Bazı insanlar Yaratıcı'nın sunduğu bu imkanları anlamak istemeyerek, olup bitenlere kendince yorumlar getirmeye çalışmışlardır. İşte ortaya çıkan bu kadar değişik inanç ve düşünme biçimleri, bazen insanların birbirinden uzaklaşmasına vesile olurken; bazen de birlik noktaları sayesinde yakınlaşmalara vesile olmuştur. İşte Bediüzzaman Said Nursi'nin dinler arasındaki farklılıklara getirdiği temel yorum, insanların birbirine yakınlaşmasına imkan sağlayan yaklaşımlardan oluşur.

Devamını oku...
 
Küreselleşmenin Eşiğinde İslâm-Hıristiyan Diyaloğu
Yazar Doç.Dr.Hüdaverdi Adam   

İslâmiyet, kişilerin hak ve hürriyetleri ile topluluğun dirlik ve düzenini dengeye oturtan ve koruyan bir düzendir.

İslâm kelimesinin kökü "silm"dir. Silm çobanların azıklarını hayvanların yemesinden korumaları için koydukları yüksek kayadır ve insanlar oraya merdivenlerle çıkabilirler. Süllem de bu kayalığa çıkmak için ağaçları bağlayarak yaptıkları merdivendir.

Sonraları selamette olmak anlamında bu kelime selamlaşmak için kullanılmaya başlandı. İki bedevi karşı karşıya gelir de birbirleri ile selâmlaşırlarsa, artık aralarında kan da olsa birbirlerine dokunmazlar.

Devamını oku...
 
Müslüman Hıristiyan Diyaloğu
Yazar Nesil yayınları   

Bir yanda sayıca "dünyanın en büyük dini"olarak gösterilen Hıristiyanlık, diğer yanda "evrensel din" İslamiyet...Aslını kaybettiği için giderek güç kaybeden Hıristiyanlık karşısında İslamiyet güneşi tüm dünyayı aydınlatıyor, etkisi altına alıyor. Tüm insanlığı muhatap alan İslam dinin "dünyanın en büyük dini" olma yolunda kaydettiği gelişmenin sırlarından birisi de"diyalog" olsa gerek... "Ehl-i kitap"la diyalog, İslam'ın kutsal kaynağı Kur'an'da geçen ilahi bir emir... İşte bu eser, bu emri iyi anlamak, algılamak gereğinden yola çıkarak hazırlandı. Genç araştırmacı yazar Nurullah Abalı, bu çalışmasında, günümüzde daha da önem kazanan dinler arası diyaloğun manasını ayet, hadis ve ilmi görüşlerle izah ediyor ve bu bağlamda bir nevi "diyalog kronolojisi" sunuyor. Kitapta ayrıca Müslümanlarla Hıristiyanların dinsizliğe karşı ortak hareket etmelerini savunan Bediüzzaman Said Nursi'nin "diyalog" anlayışına da yer veriliyor.

 

Yazar : Nurullah Abalı

 
Kültürler arası Diyalog (Kitab tanıtımı)
Yazar Yusuf el-Kardavi   
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 127 - 144 Toplam: 275

Sözler

“Müminler, müminleri bırakıp, kâfirleri velî edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlar tarafından gelebilecek bir tehlike olursa başka!” (Âl-i İmrân, 28)
 
Advertisement

Gençadam Bülteni




İstatistikler

Ziyaretçiler: 2820514